İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /10. Daire

DANIŞTAY · 10. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 10. Daire E.2019/6359 K.2020/6586

… 4- … VEKİLLERİ : Av. …

Esas2019/6359Karar2020/6586Tarih21 Aralık 2020Okuma10 dk · 2.088 kelime

KÜNYE

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/6359 E., 2020/6586 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire

Karar tarihi
21 Aralık 2020
Esas No
2019/6359
Karar No
2020/6586
Temyiz eden (davacılar
1- …
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.088 kelime·10 dk okuma·10 bölüm

… 4- … VEKİLLERİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi Rektörlüğü VEKİLİ : Av. …

MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): …

VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ

Dava konusu istem: Davacılar tarafından, murisleri …'in karın ağrısı şikayeti nedeniyle davalı idareye ait sağlık kurumuna başvurduğu, 12/04/2012 tarihinde ERCP uygulandığı, sonrasında muriste şiddetli karın ağrısı ve kusma başladığı ancak uzunca bir süre hastaya müdahale edilmediği, sonrasında gelişen süreç içerisinde nihayet 15/04/2012 tarihinde hastanın ameliyata alındığı, muhtelif stent işlemleri uygulandığı, hastaya başından beri yanlış ve geç müdahale edilmesi,

sıvı akışının durdurulamaması nedenleriyle vücutta bakteri üremesi sonucunda durumunun ağırlaştığı ve hayatını kaybettiği, davalı idare hastanesinde gerçekleştirilen teşhis ve tedavi sürecinde idarenin ağır hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranılan zararlara karşılık toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın ölüm tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olaya ilişkin olarak Adli Tıp 1. İhtisas Kurulunca hazırlanan ... tarih ve ... sayılı raporda özetle, kişinin zehirlenerek veya travmatik tesirle öldüğünün tıbbi delilleri olmadığı,

bilinen ülseratif kolit tanısı ile kusma, ateş yüksekliği, üşüme, yaygın karın ağrısı şikayetleri olan kişide çekilen tüm batın MR ve MRCP'de intrahepatik safra yollarında, her iki hepatik kanalda ve koledokta normalden geniş görünüm, koledok lümeninde kuşkulu sinyalsiz dolum defekti görülmesi nedeniyle ERCP işlemi uygulanması için davalı idareye bağlı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edildiği, kişinin şikayetlerine yönelik gerekli muayene ve tetkikler yapılarak ERCP işleminin uygulanmış olduğu, uygulanan ERCP işleminin endikasyonunun doğru olduğu, işlem sonrası hastanın serviste takibine devam edildiği,

ERCP işlemine bağlı gelişen komplikasyonlar erken dönemde fark edilerek gerekli tetkik ve tedavilerin yapılmış olduğu, izlemi boyunca hastanın ilgili birimlerle konsülte edilerek uygun medikal ve cerrahi tedavilerin uygulanmış olduğu, hastaya uygulanan muayene, tetkik, takip ve tedavilerin tıp kurallarına uygun olduğu, davalı idareye ve kişinin tedavisine katılan hekimlere atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği,

dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile anılan rapor birlikte değerlendirildiğinde, davalı idare tarafından hastaya uygulanan muayene, tetkik, takip ve tedavilerin tıp kurallarına ve hekimlik mesleğinin niteliğine uygun olduğu, davalı idareye veya davacılar murisi Yeter Erdem'in tedavisine katılan hekimlere atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığı ve idarenin kusursuz sorumluluğunun da söz konusu olmadığı dikkate alındığında, davacılar tarafından talep edilen manevi tazminat isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI

Davacılar tarafından, Adli Tıp Raporunun hükme esas almaya elverişli olmadığı, gastroenteroloji ve radyoloji uzmanı olmadan hazırlandığı, konunun uzmanının da bulunduğu bir kuruldan yeniden rapor alınması gerektiği, eksik incelemeye dayanılarak karar verildiği, ERCP işleminin hangi amaçla yapıldığı, başka geçerli müdahale yöntemi olup olmadığı, bu yöntemlere başvurulup başvurulmadığı, bu tür bir müdahaleden önce hangi tetkiklerin yapılması gerektiği, teşhisten sonra yapılan kapalı stent uygulamasının doğru olup olmadığı hususlarının raporda açıklanmadığı, davalı idarenin çelişkili açıklamalarının kabul edildiği,

12/04/2012 tarihinde gerçekleşen duedonal perforasyona derhal müdahale edilmesi gerekirken 13/04/2012 tarihinde geç müdahale edildiği, gastroenteroloji hekiminin katılmadığı bu müdahaleden sonra da sıvı akışının devam ettiği, hastaya dren takılması için bir hafta beklendiği, gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği, hastanın bir tıbbi müdahale olan ERCP işlemi konusunda aydınlatılmadığı, onaylatılan matbu forma geçerlilik tanınamayacağı, işlemi yapacak hekimi bilme hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, kişinin şikayetlerine yönelik gerekli muayene ve tetkiklerin yapılarak ERCP işleminin uygulandığı, işlemin endikasyonunun doğru olduğu, bu işleme bağlı komplikasyonların erken dönemde fark edilerek gerekli tetkik ve tedavilerin yapıldığı, hükme elverişli rapor esas alınarak karar verildiği, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Davalı idare yanında müdahil tarafından, dava konusu olayda tıbbi uygulama hatası bulunmadığı, istenmeyen sonucun bir komplikasyon niteliğinde olduğu, komplikasyon yönetiminde ihmal gösterilmediği, dava dosyasında eksik incelemeden söz edilemeyeceği, ERCP uygulamasının, gastroenteroloji ile genel cerrahi işbirliği içinde yapıldığı, raporda genel cerrahi uzmanının bulunduğu, hastadan usulüne uygun olarak aydınlatılmış onamın alındığı, rızasının geçersizliğine ilişkin iddiaların asılsız olduğu, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ

Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY

Davacılar murisi …'in, kusma, ateş yüksekliği, üşüme, yaygın karın ağrısı şikayetleriyle başvurduğu bir sağlık kuruluşunda yapılan tetkiklerin ardından ülseratif kolit tanısının konulduğu, ERCP yapılmak üzere de Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Dahiliye Polikliniği Gastroenteroloji Bölümüne başvurduğu, 12/04/2012 tarihinde gerçekleştirilen ERCP işlemi sonrasında karın ağrısı ve kusma şikayetlerinin meydana gelmesi sebebiyle yatışının yapıldığı, aynı tarihte çekilen abdominal BT raporunda, duedonum 2. kısım düzeyinde çevre dokularda serbest hava dansiteleri bulunduğunun belirtildiği,

13/04/2012 tarihinde iatrojenik duedonal perforasyon tanısıyla yapılan ERCP ile, koledoğa 6 cm kaplı metal stent yerleştirildiği, hastanın duedonal perforasyon nedeniyle genel cerrahi servisine transfer edildiği, 15/04/2012 tarihinde eksploratif laparatomi yapıldığı, subhepatik ve pelvise birer adet jp ve nelaton dren konulduğu, postop yoğun bakımda izleme alındığı, drenlerinden safra bulaşı gelmesi üzerine girişimsel radyoloji ile perkütan drenaj kateteri takıldığı, metalik stentin non-fonksiyone olduğu, koledokta kaçağın bulunduğu,

stentin debrisle tıkalı olduğunun tespit edilmesi sonrasında metalik stentin içine yeni bir metalik stent konulduğu, takiplerinde ateşi yükselen hastaya perkütan drenden opak madde verilerek kaçak yerinin daha önce takılan metalik stentlerin üst ucu olduğu, kaçağın buradan karın boşluğuna poş olduğunun tespit edildiği, yine debrisle tıkalı olan stentlerin temizlenerek iki stentin içine 8 cm metalik stent yerleştirildiği, izlemlerinde ateşinin regüle edilemediği, batın BT tetkikiyle sağ perirenal-perivertebral alanda saptanan apse 25/05/2012 tarihinde drene edilerek hastaya paravertebral drenaj kateteri takıldığı,

yine de ateş yüksekliğinin tekrarladığı, hastanın ileri yaşam desteği için anestezi yoğun bakımına transfer edildiği, 03/06/2012 tarihinde kardiyak arrest geliştiği, yapılan resüsitasyona cevap alınamadığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT

Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.

Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.

İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.

Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.

Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere ya da kişilerin vücut bütünlüğünde meydana gelen sakatlık haline veya ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp, idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları manevi zararın varlığı ve manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır.

Öte yandan, 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1. maddesinde; adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu, 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumunun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu,

15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri,

adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiştir.

703 sayılı "Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 15/07/2018 tarih ve 304794 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2, 3 ve 16. maddelerinde yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden getirilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Uyuşmazlıkta, Adli Tıp 1. İhtisas Kurulunca hazırlanan … tarih ve … sayılı raporda özetle, "bilinen ülseratif kolit tanısı ile kusma, ateş yüksekliği, üşüme, yaygın karın ağrısı şikayetleri olan kişide çekilen tüm batın MR ve MRCP'de intrahepatik safra yollarında, her iki hepatik kanalda ve koledokta normalden geniş görünüm, koledok lümeninde kuşkulu sinyalsiz dolum defekti görülmesi nedeniyle ERCP işlemi uygulanması için davalı idareye bağlı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edildiği, kişinin şikayetlerine yönelik gerekli muayene ve tetkikler yapılarak ERCP işleminin uygulanmış olduğu,

uygulanan ERCP işleminin endikasyonunun doğru olduğu, işlem sonrası hastanın serviste takibine devam edildiği, ERCP işlemine bağlı gelişen komplikasyonlar erken dönemde fark edilerek gerekli tetkik ve tedavilerin yapılmış olduğu, izlemi boyunca hastanın ilgili birimlerle konsulte edilerek uygun medikal ve cerrahi tedavilerin uygulanmış olduğu, hastaya uygulanan muayene, tetkik, takip ve tedavilerin tıp kurallarına uygun olduğu, davalı idareye ve kişinin tedavisine katılan hekimlere atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığı" yönünde görüş bildirilmiştir.

Kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla tıbbi ihmale dayalı açılan tam yargı davalarında, hizmet kusurunun tespitine yönelik olarak ilk derece mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin somut tıbbi verileri kullanarak,

sahip olduğu tıbbi bilgilerden hareketle her türlü şüpheden uzak, nesnel bir sonuca varması ve buna göre de somut gerekçelerle kanaat bildirmesi gerekmekte olup, bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur.

Bununla birlikte bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.

Doğrudan sağlık hakkını ilgilendiren bu tür davalarda, olayların oluşumuna ilişkin olarak delilleri değerlendirmekle görevli olan mahkemelerce, somut verilere dayanmayan, bilimsel değerlendirme içermeyen, yalnızca varsayıma dayalı olarak görüş bildiren bilirkişi raporlarının hükme esas alınması halinde, kişilerin anayasal haklarını korumaya yönelik yeterli yargısal güvence sağlanmamış olacaktır.

İdare Mahkemesince hükme esas alınan raporda, davacılar murisinin sıvı kaybını önlemede yeterli ve doğru müdahale yapılıp yapılmadığı, iatrojenik duedonal perforasyon teşhisinin konulmasından müdahalelerin yapılmasına kadar geçen sürenin ölüme etkisinin olup olmadığı hususlarının açıklanmadığı, ayrıca Adli Tıp Kurumu raporunda gastroenteroloji uzmanının katılımı olmadan görüş bildirildiği, davacıların hastaya yanlış ve geç müdahale edildiği iddiasına karşılık dava dosyasında 12/04/2012 tarihinde uygulanan ERCP işleminin saatinin, ardından gelişen şikayetlere yönelik abdominal BT gibi tetkiklerin saatinin bilinmediği,

bu haliyle davacılar murisine anılan hastanede uygulanan tıbbi ameliyelerin tıp kurallarına uygun olup olmadığının açık ve net olarak değerlendirilmediği, anılan bilirkişi raporunun, yeterli, objektif, bilimsel açıklama ve değerlendirmeleri içermediği ve hükme esas alınabilecek nitelikte bulunmadığı görülmektedir.

Bu nedenle, davacılar murisine 12/04/2012 tarihinde uygulanan ERCP işlemi ile bu işlemden sonra gelişen şikayetlerine yönelik yapılan tetkiklerin saatlerinin araştırılarak, davacılar murisinin muayene ve tedavi sürecine ilişkin dosyadaki tüm belgelerin Adli Tıp Kurumuna gönderilerek, ilgili (gastroenteroloji uzmanı, genel cerrahi uzmanı gibi) uzmanların oluşturduğu İhtisas Dairesi Kurulundan yukarıda belirtilen hususlar ile taraf iddialarının açık, anlaşılır şekilde cevaplandığı bir rapor alınarak, olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken, uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu verilen İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1.Davacıların temyiz istemlerinin kabulüne, 2. Davanın reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/12/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Danıştay 10. Daire, E. 2019/6359, K. 2020/6586, 21 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Müdahil (Davalı Yanında): …
  4. Yargılama Süreci
  5. Temyiz Edenin İddiaları
  6. Danıştay Tetkik Hakimi : …
  7. Düşüncesi
  8. Türk Milleti Adına
  9. İnceleme Ve Gerekçe
  10. Maddi Olay
  11. İlgili Mevzuat
  12. Hukuki Değerlendirme
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2019/6359
Karar No
2020/6586
Tarih
21 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • Danıştay 10. Daire E.2019/6368 K.2020/6967
  • Danıştay 10. Daire E.2019/6371 K.2020/6208
  • Danıştay 10. Daire E.2019/6375 K.2020/5894
  • Danıştay 10. Daire E.2019/6383 K.2020/5896
  • Danıştay 10. Daire E.2019/6384 K.2020/6220
  • Danıştay 10. Daire E.2019/6391 K.2020/5893

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.