KÜNYE
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/1804 E., 2024/1185 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire
- Karar tarihi
- 1 Nisan 2024
- Esas No
- 2020/1804
- Karar No
- 2024/1185
- Temyiz eden (davacı)
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davalılar)
- 1- ... Bakanlığı
Karar Metni
1.720 kelime·9 dk okuma·7 bölüm
2- ... Komutanlığı VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
Dava konusu istem: Davacı tarafından, oğlu ...'in 10/02/2017 tarihinde Hatay ili, Dörtyol ilçesi, ... Mahallesinde arkadaşları ile beraber otomobil ile seyir halinde iken Jandarma personelinin açtığı ateş sonucu vefat ettiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla. Dörtyol İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından olayın meydana geldiği yerde yapılacak olan operasyon öncesinde Sulh Ceza Hakimliğinden arama kararı talep edildiği, bu talep üzerine Dörtyol Sulh Ceza Hakimliğinin ...
D.İş sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 116. maddesi gereğince arama kararı verildiği ve bu arama kararına dayanılarak jandarma personeli tarafından bahse konu operasyonun icra edildiği, söz konusu operasyon kapsamında davacının oğlunun yaşamını yitirdiği, dolayısıyla davacının tazminini talep ettiği zararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 116. maddesine istinaden ...
Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen 'Arama' tedbiri gereğince kolluk kuvvetlerince icra edilen arama faaliyeti kapsamında meydana geldiği, bu durumda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca verilen arama güvenlik tedbirine dayanılarak jandarma personeli tarafından icra edilen operasyonun ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirildiği iddiasından kaynaklı zararın tazmini istemiyle açılan iş bu davanın görüm ve çözümünün adli yargı mercilerinin görev alanına girdiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, açılan davanın arama kararı, yürütülen operasyon ve operasyonun ölçüsüzlüğü ile ilgisinin olmadığı, olayda arama kararı dolayısıyla icra edilen bir operasyon da bulunmadığı, devriye faaliyeti sırasında olayın meydana geldiği iddialarıyla temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı ... Komutanlığı tarafından davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davalı ... Bakanlığı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY
Dosyanın incelenmesinden, Dörtyol İlçe Jandarma Komutanlığının 10/02/2017 tarihli dilekçesi ile ilçenin konumundan, bölücü terör örgütlerinin muhtemel faaliyetlerinden ve mevcut suç durumlarından bahisle asayişi sağlamak amacıyla CMK'nın 116. maddesi uyarınca belirli muhitlerde önleme araması yapmak amacıyla talepte bulunulduğu, bunun üzerine Dörtyol Sulh Ceza Hakimliğinin 10/02/2017 tarih ve 2017/246 D.İş sayılı kararı ile Ceza Muhakemeleri Kanununu 116. maddesi ve Adli ve Önleme Arama Yönetmeliğinin ilgili maddelerindeki hükümlere istinaden hakimden önleme kararı alınması için yapılacak taleplerin belirtildiği,
anılan Yönetmelikte ilgili idare tarafından önleyici kolluk yönünden arama yapılabileceği, bu konuda Mahkemeden karar almaya gerek olmadığı gibi gecikmesinde sakınca bulunan hallerde mülki amirin yazılı emri ile arama yapılabileceği ve yargının görevinin suç işlendikten sonra başlayacağının CMK'ya göre de bir suç veya işlenen bir suçun delillerinin bulunabileceği mahallerde ya da bir şüphelinin yakalanabilmesi için arama kararı verilebileceği, bunun için de somut delillere dayalı kuvvetli şüphesinin bulunması gerektiği,
oysa talep içeriğinde herhangi bir somut delilin bulunmadığı anlaşılmakla birlikte talepte belirtildiği üzere ilçenin terör suçları yönünden hassasiyet gerektiren bir noktada bulunması, daha önce asker kişilere ve polis görevlilerine karşı yapılmış saldırı ve suikastler de göz önüne alınarak ilçe yönünden risk alanı olan mahallerde 10/02/2017 günü saat 17:00 ile 10/03/2017 günü saat 17:00'ye kadar 24 saat esasına göre önleme araması yapılması talebinin kabulüne karar verilmesi sonucuna varıldığı gerekçesiyle olayın meydana geldiği mahallenin de aralarında bulunduğu yerlerde Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin 18. ve 19. maddeleri ve
CMK'nın 116. maddesi uyarınca kişilerin üstlerinde, aracında ve eşyasında usulüne uygun özel kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla arama yapılmasına karar verildiği görülmektedir.
Jandarma Genel Komutanlığı İdari Tahkikat Raporunun "Olayın Oluş Şekli" bölümünde, 10/02/2017 tarihi 20.00-22.00 saatleri arasında "Yol Emniyet ve Kontrol Devriyesi" onaylandığı, aynı gün ve saatte faaliyetin icrasına başlanıldığı, devriye esnasında ...
Mahallesinde hırsızlık olayı olduğu ihbarı geldiği, ilçe jandarma komutanı Ö.K.'nın hırsızlık yapılan muhite yakın olması nedeniyle olay yerine intikal ettiği, vatandaşla yapılan mülakatta 3 şüpheli şahsın hırsızlığın yapıldığı bölgede görüldüğünün öğrenildiği, Ö.K. tarafından olay bölgesine yakın jandarma çağırılarak araştırma yapılması istenildiği, ayrıca suç önleme ve araştırma timi komutanı A.S.'ye haber verilerek şüpheli araç ve şahısların kontrol edilmesinin istenildiği, bunun üzerine A.S. ve suç önleme ve araştırma timi elemanı O.D.'nin jandarma envanterine kayıtlı araçla jandarma yeleklerini giyerek ...
Mahallesine hareket ettikleri, mahalleye intikal edildiğinde yol kenarında beyaz renkli bir aracın görüldüğü, araçtan inilerek jandarma olduklarının belirtildiği, kimlik kontrolü yapılmak istenildiğinde beyaz renkli aracın kaçtığı, jandarma aracındaki personellerce defalarca korna çalınmasına ve selektör yapılmasına rağmen durmadığı, yanına yaklaşıldığında kenara çekin denildiği, araç içerisinden "neden duracakmışız" şeklinde cevap verildiği, tim elemanın bu sırada uzun namlulu bir tüfek gördüğü, beyaz renkli aracın hızlandığı, tim elemanının havaya uyarı ateşi açtığı, sonrasında 2-3 el daha uyarı ateşi yapıldığı,
beyaz renkli aracın aniden sağa saptığı, jandarma personelinin bulunduğu aracın da kaçan aracı yakalamak için ani fren yaptığı, bu sırada tim elemanının tabanca tutan elinin havada ve dışarda olduğu, frenin etkisi ile silahın patladığı ve 300 metre ileride takip edilen beyaz renkli aracın durduğu, araçtaki 2 kişinin kaçtığı, aracın arka koltuğunda oturan ...'in yaralandığı, 1 kişinin yaralı başında beklediği, yaralıya yardım edilirken kaçan şahsın gelerek arabayı kaçırdığı ifadelerine yer verildiği;
...'in kurtarılamayarak vefat etmesi nedeniyle annesi olan davacı tarafından oğlunun vefatı nedeniyle ortaya çıkan maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmakatadır.
İLGİLİ MEVZUAT
Anayasa'nın “Genel Esaslar” başlıklı Birinci Bölümünde, egemenliğin kayıtsız şartsız Milletin olduğu ve Türk Milletinin egemenliğini, Anayasa’nın koyduğu esaslara göre Yasama, Yürütme ve Yargı organları eliyle kullanacağı öngörülmüş, 9. maddesinde; yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız mahkemeler tarafından kullanılacağı; 125. maddesinin 1. fıkrasında ise, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu; aynı maddenin son fıkrasında da; idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu, 140/6. maddesinde de, hâkim ve savcıların idari yönden Adalet Bakanlığına bağlı olduğu hükümlerine yer verilmiştir.
Öte yandan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ''Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat'' başlıklı yedinci bölümünde yer alan 141. maddesinin 1. fıkrasında, ''Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında; a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen, b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan, c) Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan, d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,
e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen, f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan, g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan, h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen, i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,
j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen, k) Yakalama veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan, Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.'' hükmü yer almaktadır.
Aynı maddenin 3. fıkrasında ise ''Birinci maddede yazan haller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk halleri de dahil olmak üzere hakimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir'' düzenlemesi mevcuttur.
Aynı Kanun'un ''Tazminat isteminin koşulları'' başlıklı 142. maddesinin 1. fıkrasında ise, karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabileceği; istemin, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanacağı hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Yukarıda aktarılan Kanun hükümleriyle, yalnızca, ceza soruşturması veya kovuşturması sırasında yargısal faaliyetten veya yargı kararına istinaden gerçekleştirilen adli kolluk işlem ve eylemlerinden kaynaklanan zararların tazmine yönelik davaların adli yargı yerince çözümlenmesi amaçlanmıştır.
Dolayısıyla adli kolluk hizmetiyle bağı kesilen, hakim ve savcının yargısal faaliyet veya kararına dayanmayan salt idari kolluk hizmeti sunumundaki hizmet kusurundan doğan zararların tazminine ilişkin uyuşmazlıkların, idari faaliyet alanına ilişkin olması ve özel bir Kanun hükmü bulunmaması nedeniyle idare hukuku ilke ve kuralları çerçevesinde idari yargı yerlerince çözümlenmesi gerekmektedir.
Nitekim, Kanun gerekçesinde ve bölümün madde başlığında da (koruma tedbirleri nedeniyle tazminat) bu hususa vurgu yapılmaktadır.
İdare Mahkemesince, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca verilen arama güvenlik tedbirine dayanılarak jandarma personeli tarafından icra edilen operasyonun ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirildiği iddiasından kaynaklı zararın tazmini istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünün adli yargı mercilerinin görev alanına girdiği gerekçesiyle davanın görev nedeniyle reddine karar verilmişse de; arama kararının somut bir suç soruşturması ya da kovuşturması ile ilgili olmadığı, önleme araması kararı niteliğinde olduğu,
bu haliyle bu arama kararı gereğince icra edilen faaliyetin adli kolluk faaliyeti olduğunun söylenemeyeceği, aksi durumun arama kararının kapsadığı mahallerde meydana gelen tüm kolluk faaliyetinin adli kolluk faaliyeti kapsamında kalacağı yönünde hukuki anlamda isabetsiz bir yoruma neden olabileceği,
kaldı ki uyuşmazlığa konu olayın bir hırsızlık ihbarı neticesinde ilçe jandarma komutanı tarafından verilen talimat üzerine harekete geçen suç önleme ve araştırma timi personeli tarafından icra edilen faaliyet sonucu meydana geldiği ve eylem öncesi hakim veya savcının olaya özgü somut bir yargısal faaliyeti ya da kararı bulunmadığı da dikkate alındığında olay öncesi verilen önleme araması niteliğindeki karar ile uyuşmazlığa konu kolluk faaliyeti arasında bir bağ bulunmadığının açık olarak görüleceği, bu kapsamda, uyuşmazlığın yargısal faaliyetten veya yargı kararına istinaden gerçekleşen bir faaliyetten kaynaklanmadığı,
jandarmanın idari kolluk yetkisi çerçevesinde gerçekleştirdiği bir faaliyetten kaynaklandığı, dava konusu faaliyetin adli kolluk faaliyeti olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varıldığından anılan faaliyet nedeniyle ortaya çıkan zararın karşılanması isteminin idari yargı yerinde incelenmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, davanın görev yönünden reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Danıştay 10. Daire, E. 2020/1804, K. 2024/1185, 1 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama