KÜNYE
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/2233 E., 2024/1735 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire
- Karar tarihi
- 2 Mayıs 2024
- Esas No
- 2020/2233
- Karar No
- 2024/1735
- Temyiz eden (davacı)
- ... Tekstil İthalat İhracat İnşaat Taahhüt Mümessillik Sanayi Dış Ticaret Ltd. Şti.
- Vekili
- Av. ..
- Temyiz eden (davalılar)
- 1- ... Bakanlığı
- Vekili
- Av. ...
Karar Metni
911 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
2- ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ
Huk. Müş. Yrd. V. ...
İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, satın aldıkları ... plakalı aracın, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K: ... sayılı kararıyla mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilmesi üzerine Yeşilköy Gümrük Müdürlüğü'ne teslim edilmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen araç değeri olan 260.000,00 TL zararın aracın teslim edildiği 11/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davalı idarelerin istinaf başvurularının kısmen reddine, yasal faizin başlangıç tarihi yönünden ise kabulüne, İstanbul 6. İdare Mahkemesince verilen kararın yasal faizin 11/06/2018 tarihinden itibaren hesaplanmasına ilişkin kısmının kaldırılmasına, 260.000,00 TL maddi zararın davanın açıldığı tarih olan 03/10/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI
1- Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından; tescil işlemi yapılırken gözle yapılan kontrol esnasında belgelerin sahte olup olmadığının anlaşılmasının mümkün olmadığı, çoğu zaman kriminal inceleme sonrasında ya da yapılan soruşturmalar sonucunda ortaya çıktığı, aracın tesciline ilişkin yeni kayıt ve devir işlemlerinde idarelerinin herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığı ileri sürülmektedir.
2- Davalı Ticaret Bakanlığı tarafından, idarelerinin hizmet kusuru bulunmadığı, dava konusu olayda illiyet bağının kesildiği, davacının aracı ithal eden firmaya karşı ayıplı mal satışı nedeniyle özel hukuk hükümlerine göre adli yargıda dava açması gerektiği ileri sürülmektedir.
3- Davacı tarafından, mahkeme kararının faiz başlangıç tarihi yönünden hatalı olduğu, idarelere başvurularının bulunduğu, hükmedilen tazminatın aracın teslim edildiği 11/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca karşılıklı olarak temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ
Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca Danıştay Onuncu ve Sekizinci Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, davalı idareler tarafından yapılan istinaf başvurularının kısmen reddine ilişkin kısımının incelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın davalı idareler tarafından yapılan istinaf başvurularının kısmen reddine ilişkin kısımı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize konu kararın, hükmedilen maddi tazminata davanın açıldığı tarih olan 03/10/2018 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin kısmının incelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştay'ın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanun'un 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına,
ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştayın içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Bu nedenle, davacının aracının bedeli olan 260.000,00 TL olarak belirlenen maddi zararının, davalı idarelere başvuru tarihi olan 23/07/2018 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte tazmini gerekirken, yasal faizin davanın açıldığı tarih olan 03/10/2018 tarihinden itibaren hesaplanması yolundaki kararda hukuki isabet görülmemiştir.
Bu durumda, hükmedilen tazminat miktarı bakımından, idareye başvurunun yapıldığı tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerektiğinden, temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan "260.000,00-TL maddi zararın davanın açıldığı tarih olan 03.10.2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine," ibaresinin "260.000,00-TL maddi zararın davalı idarelere başvuru tarihi olan 23/07/2018 tarihinden tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine," şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
Danıştay 10. Daire, E. 2020/2233, K. 2024/1735, 2 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama