KÜNYE
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/6226 E., 2021/4342 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire
- Karar tarihi
- 28 Eylül 2021
- Esas No
- 2020/6226
- Karar No
- 2021/4342
- Davacı
- … Ticaret Odası Başkanlığı / …
- Vekili
- …
- Davalı
- … Bakanlığı / ANKARA
- Davanın_konusu
- 09/05/2020 tarih ve 31122 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetlere, Tüketici Lehine Yapılan Sigorta Sözleşmeleri ile Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmelerine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. ve 5. maddelerinin iptali ve yürütülmesinin durdurulması istenilmektedir.
Karar Metni
648 kelime·3 dk okuma·6 bölüm
Davacının iddiaları
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun, sigorta acenteliği müessesesinin düzenlendiği 23. maddesinde, sigorta sözleşmelerine aracılığın sadece levhaya kayıt olmuş resmi acenteler vasıtasıyla yapılabileceğinin hüküm altına alındığı, bu sebeple acente dışında kişilere aracılık yetkisi veren dava konusu Yönetmelik maddelerinin iptali gerektiği, yapılan değişiklikler neticesinde sigorta aracılığı yapmak konusunda gerekli şartları taşımayan, yetkisiz ve Kanun'un aradığı acente veya broker sıfatlarından herhangi birini haiz olmayan bir kişinin Kanun'un öngördüğü şartlara aykırı olarak sigorta aracılığı yapmasının hukuka aykırı bir şekilde önünün açıldığı ileri sürülmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ
Davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin dava dilekçesi öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi yönünden incelenerek gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
USUL YÖNÜNDEN
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmış; aynı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçelerinin "ehliyet" yönünden inceleneceği belirtilmiş, 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, 14. maddenin 3/c fıkrasında yazılı hususta kanuna aykırılık görürse davanın reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.
Söz konusu maddede yer alan ve iptal davasının sübjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali" doktrin ve içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Menfaatin kişisel ve meşru olması için hukuki bir durumdan ortaya çıkması gerekir. Sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmektedir.
İdare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin, ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilişkisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceği açıktır.
5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 4. maddesinde, Odaların; "üyelerinin müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, mensuplarının birbirleri ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslekî disiplin, ahlâk ve dayanışmayı korumak ve bu Kanunda yazılı hizmetler ile mevzuatla odalara verilen görevleri yerine getirmek amacıyla kurulan, tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları" olduğu belirtilmiş, 12. maddesinde ise,
"Meslek faaliyetlerine ait konularda resmî makamlara teklif, dilek ve başvurularda bulunmak; üyelerinin tamamının veya bir kesiminin meslekî menfaati olduğu takdirde meclis kararı ile bu üyeleri adına veya kendi adına dava açmak." odaların görevleri arasında sayılmıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden, odaların, üyelerinin tamamının veya bir kesiminin meslekî menfaati olduğu takdirde meclis kararı ile bu üyeleri adına veya kendi adına dava açmakla görevli olduğu anlaşılmakta olup, davacı Oda tarafından dava dilekçesi ekinde üyeleri adına ya da kendi adına işbu davanın açılması hususunda yetki alındığına dair meclis kararı sunulmadığı gibi, bu meclis kararının Dairemizin 09/12/2020 ve 26/05/2021 tarihli ara kararları ile istenilmesine rağmen gönderilmediği görüldüğünden, davacı Kocaeli Ticaret Odası Başkanlığı'nın iş bu davayı açmakta ehliyetli olduğunu kanıtlayamadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, davacı Odanın dava açma ehliyeti bulunmaması nedeniyle uyuşmazlığın esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Danıştay 10. Daire, E. 2020/6226, K. 2021/4342, 28 Eylül 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama