İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /10. Daire

DANIŞTAY · 10. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 10. Daire E.2022/2653 K.2025/4798

2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ...

Esas2022/2653Karar2025/4798Tarih23 Ekim 2025Okuma12 dk · 2.476 kelime

KÜNYE

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/2653 E., 2025/4798 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire

Karar tarihi
23 Ekim 2025
Esas No
2022/2653
Karar No
2025/4798
Temyiz eden (davacılar)
1- ...
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.476 kelime·12 dk okuma·7 bölüm

2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ...

DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ

Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'ın 15/07/2016 tarihinde ... Hastalıkları Hastanesinde yapılan müdahale sonrasında gelişen enfeksiyon neticesinde vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddia edilerek uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık ... için 1.000,00 TL (miktar artırımı sonucu 241.092,44 TL) maddi, 200.000,00 TL manevi, ... ve ... için ayrı ayrı 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; meydana gelen ölüm olayı ile ilgili olarak ...

Cumhuriyet Başsavcılığında başlatılan adli soruşturma çerçevesinde olayda ilgililerin kusurlarının bulunup bulunmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu Başkanlığı vasıtasıyla bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, söz konusu inceleme neticesinde düzenlenen Adli Tıp 1. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... sayılı raporunda özetle; müteveffanın otopsisinde tespit edilen izlerin söz konusu kişinin tedavisi sırasında oluşabileceği, travmatik tesirle veya zehirlenerek öldüğü hususunda herhangi bir tıbbi delil olmadığı, ölümün ilaç enjeksiyonu sonrasında yüzeysel ve derin yumuşak doku enfeksiyonu ve gelişen komplikasyonları neticesinde meydana geldiği,

vajinal kanama şikayeti ile 15/07/2016 tarihinde ...

Hastalıkları Hastanesine müracaat eden ilgiliden ... tarafından dilatasyon küretaj yöntemi ile smear örneği alındığı, sonrasında analjezi amacıyla Dicloron İM.uygulanarak taburcu edildiği, 18/07/2016 tarihinde enjeksiyon yerinde ağrı nedeniyle aynı hastaneye başvuran ilgilinin aynı hekim tarafından muayene edilerek, USG ve doppler istendiği, önerilerle gönderildiği, ancak USG'de hedef bölgede cilt altı planlarda ekojenite artışı, ödemli görünümün dikkati çektiği, ağrı, kızarıklık ve ödemli dokunun enfeksiyon bulgusu olduğu, ampirik olarak antibiyotik tedavisine başlanılması uygun bulunduğu halde başlanılmamasının eksiklik olduğu,

bu nedenle ...'nin kusurlu olduğu, ancak nekrotizan fasit hastalığı hızlı progrese olduğundan ve ölüm oranı yüksek bulunduğundan zamanında antibiyotik tedavisine başlanılması halinde müteveffanın kurtulmasının kesin olmadığı yolunda beyan ve değerlendirmelere yer verildiği,

davacıların murisi ...'ın davalı idare personeli tarafından uygulanan enjeksiyon neticesinde oluşan enfeksiyon (nekrotizan fasit) ve söz konusu enfeksiyona bağlı komplikasyon neticesinde vefat ettiği, enjeksiyon sonrasında şikayetlerinin artması üzerine tedaviyi uygulayan hekime başvuran müteveffaya mevcut belirtiler çerçevesinde enfeksiyon olasılığı dikkate alınıp ampirik olarak antibiyotik tedavisine başlanılması gerekirken bu yolda herhangi bir tedavi uygulanmadığı,

dolayısıyla meydana gelen olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle davacılardan ...'ın 241.092,44 TL maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile davacılardan ... bakımından 100.000,00 TL, diğer davacılar ... ve ... bakımından ayrı ayrı 75.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulüne, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; meydana gelen ölüm olayı ile ilgili olarak ...

Cumhuriyet Başsavcılığında başlatılan adli soruşturma çerçevesinde olayda ilgililerin kusurlarının bulunup bulunmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu Başkanlığı vasıtasıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen Adli Tıp 1. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... sayılı raporunun hükme esas alınması suretiyle karar verilmiş ise de; yapılan inceleme neticesinde, kovuşturmanın tamamlanması sonrasında ceza davasının açıldığı ve yürütüldüğü ...

Asliye Ceza Mahkemesi tarafından üst kurul olan Adli Tıp 3. Üst Kurulundan yeni bir rapor istenildiği, söz konusu raporun UYAP Bilişim Sistemi üzerinden temin edildiği ve yapılan inceleme neticesinde, ... Asliye Ceza Mahkemesinin isteği doğrultusunda hazırlanan 23/01/2020 tarihli raporda; "kişinin vajinal kanama şikayetiyle 15/07/2016 tarihinde ...

Hastalıkları Hastanesi’nde ... tarafından dilatasyon küretaj işlemi sonrasında analjezi amacıyla Dicloron IM uygulandığı, kişinin önerilerle taburcu edildiği, 18/07/2016 tarihinde enjeksiyon yerinde ağrı nedeniyle aynı hastaneye başvurduğu, ... tarafından muayene edildiği, enjeksiyon kaynaklı bir komplikasyon (abse vb) düşünülerek ultrasonografik tetkik yapıldığı, yapılan USG’de hedef bölgede ciltaltı planlarda ekojenite artışı, ödemli görünüm dikkati çektiği, belirgin abse/ hematom saptanmadığı, kişinin önerilerle taburcu edildiği, bu tür vakalarda enjeksiyon sonrası ortaya çıkan ağrıların sebepleri olarak öncelikle enjeksiyon travması,

sinir zedenlenmesi, hematom, abse veya selülit akla geldiği, Nekrotizan fasiit hastalığının ise çok nadir görülen bir durum olduğu, Nekrotizan fasiit hastalığı olan kişilerde geçmeyen ağrının tanıyı düşündürecek bir klinik bulgu olduğu, başka bir klinik bulgusunun olmadığı, bu nedenle başvuru sırasındaki bulgular dikkate alındığında.

Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı ... tarafından tanı konulamamasının tıbbi bir hata olarak değerlendirilmediği, hastalığın hızlı progrese olmasından dolayı ölüm (mortalite) oranının yüksek olduğu" yönünde görüş bildirildiği, bilirkişi raporunda yer alan açıklamalar hükme esas alınabilecek nitelikte görülerek, davacıların istinaf başvurusunun reddine, davalı idare ile müdahil tarafından yapılan istinaf başvurularının kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, müdahaleyi gerçekleştiren hekimin USG sonuçları üzerine herhangi bir tedavi uygulamaksızın hastayı evine göndermesinin hatalı olduğu, Adli Tıp İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... sayılı raporunda, enfeksiyon olasılığı dikkate alınıp ampirik olarak antibiyotik tedavisine başlanılması gerekirken bu yolda herhangi bir tedavi uygulanmasının hekim hatası olarak değerlendirildiği, dava konusu olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ve tazmin şartlarının gerçekleştiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı yanında müdahil tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...

DÜŞÜNCESİ

Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacıların duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY

Dosyanın incelenmesinden, 15/07/2016 tarihinde adet düzensizliği şikayeti ile ... Hastalıkları Hastanesine müracaat eden davacıların murisi ...'a uygulanan tedavi sonrasında enjeksiyon yerinde oluşan kızarıklık, şişlik ve ağrı nedeni ile önce ... Devlet Hastanesine başvurduğu, burada müteveffanın ilk tedaviyi uygulayan hekime yönlendirildiği, sonrasında artan şikayetler nedeniyle ... Üniversitesi ...

Hastanesine sevk edildiği, söz konusu hastanede uygulanan cerrahi müdahaleye rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybettiği, sonrasında davacılar vekili tarafından davalı idareye sunulan 06/07/2017 dilekçe ile meydana gelen ölüm olayı neticesinde uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi zararlara karşılık tazminat talebinde bulunulmasına karşın istemin Giresun İli Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğinin ... tarih ve E... sayılı işlemi ile reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Meydana gelen ölüm olayı ile ilgili olarak ...

Cumhuriyet Başsavcılığında başlatılan adli soruşturma çerçevesinde olayda ilgililerin kusurlarının bulunup bulunmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu Başkanlığı vasıtasıyla bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, söz konusu inceleme neticesinde düzenlenen Adli Tıp 1. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... sayılı raporunda özetle; "müteveffanın otopsisinde tespit edilen izlerin söz konusu kişinin tedavisi sırasında oluşabileceği, travmatik tesirle veya zehirlenerek öldüğü hususunda herhangi bir tıbbi delil olmadığı, ölümün ilaç enjeksiyonu sonrasında yüzeysel ve derin yumuşak doku enfeksiyonu ve gelişen komplikasyonları neticesinde meydana geldiği,

vajinal kanama şikayeti ile 15/07/2016 tarihinde ...

Hastalıkları Hastanesi'ne müracaat eden ilgiliden ... tarafından dilatasyon küretaj yöntemi ile smear örneği alındığı, sonrasında analjezi amacıyla Dicloron İM. uygulanarak taburcu edildiği, 18/07/2016 tarihinde enjeksiyon yerinde ağrı nedeniyle aynı hastaneye başvuran ilgilinin aynı hekim tarafından muayene edilerek, USG ve doppler istendiği, önerilerle gönderildiği, ancak USG'de hedef bölgede cilt altı planlarda ekojenite artışı, ödemli görünümün dikkati çektiği, ağrı, kızarıklık ve ödemli dokunun enfeksiyon bulgusu olduğu, ampirik olarak antibiyotik tedavisine başlanılması uygun bulunduğu halde başlanılmamasının eksiklik olduğu,

bu nedenle ...'nin kusurlu olduğu, ancak nekrotizan fasit hastalığı hızlı progrese olduğundan ve ölüm oranı yüksek bulunduğundan zamanında antibiyotik tedavisine başlanılması halinde müteveffanın kurtulmasının kesin olmadığı" yolunda değerlendirmelere yer verilmiştir.

Ceza kovuşturmanın tamamlanması sonrasında davanın açıldığı ... Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yeni bir rapor istenildiği, Adli Tıp 3. Üst Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı raporunda özetle, "müteveffanın vajinal kanama şikayetiyle ... tarihinde ...

Hastalıkları Hastanesi’nde ... tarafından dilatasyon küretaj işlemi sonrasında analjezi amacıyla Dicloron IM uygulandığı, kişinin önerilerle taburcu edildiği, 18/07/2016 tarihinde enjeksiyon yerinde ağrı nedeniyle aynı hastaneye başvurduğu, ... tarafından muayene edildiği, enjeksiyon kaynaklı bir komplikasyon(abse vb) düşünülerek ultrasonografik tetkik yapıldığı, yapılan USG’de hedef bölgede ciltaltı planlarda ekojenite artışı, ödemli görünüm dikkati çektiği, belirgin abse/ hematom saptanmadığı, kişinin önerilerle taburcu edildiği, bu tür vakalarda enjeksiyon sonrası ortaya çıkan ağrıların sebepleri olarak öncelikle enjeksiyon travması,

sinir zedenlenmesi, hematom, abse veya selülit akla geldiği, Nekrotizan fasiit hastalığının ise çok nadir görülen bir durum olduğu, Nekrotizan fasiit hastalığı olan kişilerde geçmeyen ağrının tanıyı düşündürecek bir klinik bulgu olduğu, başka bir klinik bulgusunun olmadığı, bu nedenle başvuru sırasındaki bulgular dikkate alındığında.

Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı ... tarafından tanı konulamamasının tıbbi bir hata olarak değerlendirilmediği, hastalığın hızlı progrese olmasından dolayı ölüm (mortalite) oranının yüksek olduğu" görüşlerine yer verilmiştir.

İdare Mahkemesince Adli Tıp 1. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... sayılı raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş, temyize konu Bölge İdare Mahkemesince de Adli Tıp 3. Üst Kurulunun ... tarih ve ... sayılı raporu hükme esas alınarak İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT

Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.

Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.

İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.

Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.

Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş.

"Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği.

"Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.

2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1. maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu. 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumunun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu.

15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri,

adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiş iken, 703 sayılı "Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2., 3. ve 16. maddelerinde,

yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden getirilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının tıbbi ihmal nedeniyle ihlal edildiği iddiasıyla açılan tam yargı davalarında, hizmet kusurunun tespitine yönelik olarak ilk derece mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin somut tıbbi verileri kullanarak, sahip olduğu tıbbi bilgilerden hareketle her türlü şüpheden uzak, nesnel bir sonuca varması ve buna göre de somut gerekçelerle kanaat bildirmesi gerekmekte olup;

bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Buna ek olarak, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.

Doğrudan sağlık hakkını ilgilendiren bu tür davalarda, olayların oluşumuna ilişkin olarak delilleri değerlendirmekle görevli olan mahkemelerce, somut verilere dayanmayan, bilimsel değerlendirme içermeyen, yalnızca varsayıma dayalı olarak görüş bildiren bilirkişi raporlarının hükme esas alınması halinde, kişilerin anayasal haklarını korumaya yönelik yeterli yargısal güvence sağlanmamış olacaktır.

Bakılan davada, her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda, nekrotizan fasiit hastalığı olan kişilerde geçmeyen ağrının tanıyı düşündürecek bir klinik bulgu olduğu, başka bir klinik bulgusunun olmadığı, bu nedenle başvuru sırasındaki bulgular dikkate alındığında, Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı ... tarafından tanı konulamamasının tıbbi bir hata olarak değerlendirilmediği yönünde görüş bildirilmiş ise de; raporun aşağıda belirtilecek hususlar yönünden idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığı noktasında karar verilebilmesi için yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu hususlar şu şekildedir;

-Davacıların yakını ...'ın ölümünün, ilaç enjeksiyonu sonrasında yüzeysel ve derin yumuşak doku enfeksiyonu (nekrotizan fasiit) ve devamında gelişen komplikasyonlar neticesinde gerçekleştiği, nekrotizan fasiit enfeksiyonunun bulaşmasının en yaygın yolunun, küçük kesikler, sıyrıklar ve cerrahi yaralar gibi açık yaralar olduğu dikkate alındığında, nekrotizan fasiit enfeksiyonuna sebep olan bakterinin ...'a tıbbi müdahale sonrasında yapılan ilaç enjeksiyonu sırasında bulaşmış olabileceği, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ... ile aynı dönemde tıbbi müdahalede (enjeksiyon vb.) bulunulan başka hastalarda aynı enfeksiyonun görülüp görülmediğine ilişkin herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmadığı görülmektedir.

Bu amaçla, davalı idareden, ...'a tıbbi müdahalede bulunulduğu tarihlerde aynı ortamda tıbbi müdahalede bulunulan başka hastalarda da aynı enfeksiyonun görülüp görülmediği hususlarına ilişkin her türlü bilgi ve belge ile söz konusu sağlık kuruluşunun tıbbi küretaj veya enjeksiyon odası gibi kısımlarının enfeksiyon kontrol komitesi tarafından denetlenip denetlenmediği ve davacının hastanede tedavi gördüğü döneme ilişkin yatan, ameliyat edilen, hastane enfeksiyonu kapan hasta sayısını ve enfeksiyon etkeni bakterileri gösterir enfeksiyon kontrol komitesi raporları,

temin edildikten sonra konuyla ilgili uzman hekimlerin katılımının sağlandığı (enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanının bulunduğu) Adli Tıp Üst Kurulundan davacıların iddialarının özellikle de müteveffa ...'ın geçmeyen ağrılarının bulunduğu iddiasının göz önünde bulundurulduğu, tıbbi sürecin bir bütün halinde ele alındığı, yukarıda yer verilen hususlara açıklık getirecek tutarlı, anlaşılır ve bilimsel değerlendirmeler içeren bir rapor alınarak olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.

Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu davanın kısmen kabulü kısmen reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik davalı ve müdahilin istinaf başvurularının kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi yolunda verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 23/10/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Danıştay 10. Daire, E. 2022/2653, K. 2025/4798, 23 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Yargılama Süreci
  4. Düşüncesi
  5. Türk Milleti Adına
  6. İnceleme Ve Gerekçe
  7. Maddi Olay
  8. İlgili Mevzuat
  9. Hukuki Değerlendirme
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2022/2653
Karar No
2025/4798
Tarih
23 Ekim 2025

İlgili Kararlar

  • Danıştay 10. Daire E.2022/2657 K.2025/4584
  • Danıştay 10. Daire E.2022/2659 K.2025/4587
  • Danıştay 12. Daire E.2022/2673 K.2025/4450
  • Danıştay 8. Daire E.2022/2746 K.2025/7431
  • Danıştay 10. Daire E.2022/2780 K.2025/4632
  • Danıştay 8. Daire E.2022/2798 K.2025/7683

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.