İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /10. Daire

DANIŞTAY · 10. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 10. Daire E.2022/2779 K.2025/3663

Dava konusu istem: Davacılar tarafından, çocukları ...'ın 16/07/2018 tarihinde Varto Devlet Hastanesinde gerekli tedavisinin yapılmayarak ölümüne neden olunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık davacılardan her biri için 10.000,00…

Esas2022/2779Karar2025/3663Tarih10 Eylül 2025Okuma10 dk · 2.043 kelime

KÜNYE

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/2779 E., 2025/3663 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire

Karar tarihi
10 Eylül 2025
Esas No
2022/2779
Karar No
2025/3663
Temyiz eden (davacılar)
1- ... 2- ...
Vekili
Av. ...
Karşı taraf (davalı)
... Bakanlığı
Vekili
Av. ...
İstemin_konusu
... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Yargılama süreci
—
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.043 kelime·10 dk okuma·6 bölüm

Dava konusu istem: Davacılar tarafından, çocukları ...'ın 16/07/2018 tarihinde Varto Devlet Hastanesinde gerekli tedavisinin yapılmayarak ölümüne neden olunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık davacılardan her biri için 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile davacıların her biri için 200.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 420.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:...

K:... sayılı kararla; dava konusu olaya ilişkin alınan Adli Tıp raporunda, müteveffanın ölümünün diyabete bağlı komplikasyon sonucu meydana geldiği, tedavide yer alan hekim ve sağlık personellerinin eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, bir başka sağlık kuruluşuna sevkinin uygun olduğu, bir başka deyişle sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatası tespit edilmediğinden, dava konusu olay nedeniyle davalı idareye yüklenebilecek hizmet kusurunun bulunmadığı ve zarar ile eylem arasında nedensellik bağının da mevcut olmadığı anlaşıldığından,

davacıların maddi tazminatın şartlarının oluşmadığı dolayısıyla talebin reddine karar verilmesi gerektiği, davacı tarafın manevi tazminat istemi değerlendirildiğinde; bilirkişi raporunda, davacının kesin ölüm nedeninin komplikasyon olarak kabul edilmesi karşısında, idari eylemle zarar arasında nedensellik bağı kurulamadığından maddi tazminata hükmedilmesinin koşulları oluşmamakla birlikte, uyuşmazlıkta, davacının yakınlarından onam alınıp alınmadığı hususunun incelenmesi gerektiği, Hekimlik Meslek Etiği Kuralları içerisinde belirtilen sağlıkla ilgili her türlü girişimin, kişinin özgür ve aydınlatılmış onamı ile yapılabileceği,

acil durumlar ile, hastanın reşit olmaması veya bilincinin kapalı olduğu ya da karar veremeyeceği durumlarda yasal temsilcisinin izninin alınacağı hususları karşısında, dosyada yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, aydınlatılmış onam formunun, 16/07/2018 tarihinde, müteveffanın babası ... tarafından imzalandığı dolayısıyla, yürütülen sağlık hizmetinin gereği gibi işletildiği sonucuna varıldığından, manevi tazminat talebinin de reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince; davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, sabah saat 06.00'da hastaneye başvuran yakınlarının neden akşam geç saate kadar ileri merkeze sevk edilmediği hususunun araştırılması gerektiği, kendilerinin beyanları ile hastanedeki doktorların beyanlarının birbirinden tamamen farklı olduğu, sadece doktorların beyanlarına göre rapor tanzim edilmesinin hukuka uygun olmadığı, birbirleriyle örtüşmeyen beyanların Adli Tıp kurumu raporunda irdelenmediği,

ihmalin olduğu Varto Devlet Hastanesinde hiçbir belgeye imza atmadıkları, dosyada bulunan aydınlatılmış onam formlarının Muş Devlet Hastanesince imzalatılan formlar olduğu ve Muş Devlet Hastanesindeki doktorlarla ilgili bir tazminat taleplerinin bulunmadığı, dosyanın yeniden Adli Tıp Üst Kuruluna gönderilmesi, yapılan işlemlerin saat saat irdelenmesi ve bir ihmalin olup olmadığının araştırılması gerektiği, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...

DÜŞÜNCESİ

Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY

Dosyanın incelenmesinden, davacılar yakını ...'ın 16/07/2018 tarihinde saat 06.00'da karın ağrısı şikayetiyle Varto Devlet Hastanesi acil servisine getirildiği, acil serviste nöbetçi doktor tarafından muayenesi yapılarak EKG ve troponin istendiği, sonuçların normal geldiği, parmaktan bakılan kan şekerinin 180 olduğu, şikayetlerinin geçmemesi üzerine saat 08.03'te tam kan ve biyokimya tetkikleri için kan alındığı, saat 09.00'da tetkik sonuçlarının henüz çıkmadığı, saat 10.30 sıralarında hastanın babasının geldiği, kızının serumunun bittiği ve şikayetlerinin geçmediğini söylediği,

kan şekeri sonucunun 470 olarak çıktığı, dahiliye uzmanı doktorla görüşüldüğü, idrar ve kan tahlili istendiği, davacıların beyanına göre saat 14.00 sıralarında yakınlarını tekerlekli sandalye ile dahiliye uzmanına götürdükleri, dahiliye uzmanı tarafından diyabetik ketoasidoz düşünerek 1. basamak yoğun bakıma yatırıldığı, bilinç bulanıklığı, takipne gelişmesi üzerine entübe edildiği, Muş Devlet Hastanesi yoğun bakımda yer ayarlanarak 112 ambulans ile sevk edildiği, Muş Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesinde tedavisine devam edildiği, aynı gün saat 23.03'te kardiyak arrest geliştiği, yeniden canlandırma işlemlerine başlandığı,

yanıt alınamaması üzerine saat 23.50'de ölü kabul edildiği, davacılar tarafından, tedavi ve sevk sürecinin kusurlu yürütüldüğü iddiasına dayalı olarak maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Olay hakkında başlatılan ceza soruşturması kapsamında alınan Adli Tıp 8. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... sayılı raporunda sonuç olarak; "..kişinin mide yanması şikayeti ile geldiğinden öncelikle kalp krizi tanısının ekarte edilmesi, parmaktan bakılan kan şekerinin 180 olması, kalp krizine yönelik ileri tetkik yapılması, kalp krizi ekarte edildikten sonra ileri tetkik aşamasında diyabetik ketoasidoz tanısı konularak dahiliye doktoruna danışılması, dahiliye doktoru tarafından yoğun bakım ünitesinde yatırılması, yoğun bakımda uygulanan tedaviler, yoğun bakım tedavisi esnasında genel durumunun bozulması üzerine ileri merkeze sevk edilmesinin tıp kurallarına uygun olduğu, tıbbi uygulama hatası olmadığı.." yönünde görüş bildirilmiştir.

İlk derece Mahkemesince, olay kapsamında düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiş, Bölge İdare Mahkemesince de davacıların istinaf başvuruları reddedilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT

Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.

Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.

İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.

Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.

Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş.

280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği.

281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.

15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2. maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu. 3. maddesinde, Adli Tıp Kurumunun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ve adli birimler ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu.

16. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri,

adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiştir.

Öte yandan; manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır.

Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek şekilde makul ve hakkaniyete uygun bir miktar olarak belirlenmesi gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının tıbbi ihmal nedeniyle ihlal edildiği iddiasıyla açılan tam yargı davalarında, hizmet kusurunun tespitine yönelik olarak ilk derece mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin somut tıbbi verileri kullanarak, sahip olduğu tıbbi bilgilerden hareketle her türlü şüpheden uzak, nesnel bir sonuca varması ve buna göre de somut gerekçelerle kanaat bildirmesi gerekmekte olup;

bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi, Mahkemelerce esas hakkında karar verilmeden önce, bilirkişi raporunun birer örneğinin taraflara tebliğ edilmesi ve bilirkişi raporuna tarafların itiraz edebilmelerine olanak tanınması gerektiği kuşkusuzdur.

Buna ek olarak, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.

Doğrudan sağlık hakkını ilgilendiren bu tür davalarda, olayların oluşumuna ilişkin olarak delilleri değerlendirmekle görevli olan mahkemelerce, somut verilere dayanmayan, bilimsel değerlendirme içermeyen, yalnızca varsayıma dayalı olarak görüş bildiren bilirkişi raporlarının hükme esas alınması halinde, kişilerin anayasal haklarını korumaya yönelik yeterli yargısal güvence sağlanmamış olacaktır.

Bakılan davada, olayla ilgili başlatılan ceza soruşturması kapsamında alınan ve İdare Mahkemesince de hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda her ne kadar olayda tıbbi hata bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiş ise de; anılan rapor taraflara tebliğ edilmeden esas hakkında karar verildiği ve raporun aşağıda belirtilecek hususlar yönünden idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığı noktasında karar verilebilmesi için tatmin edici açıklamalar içermediği kanaatine varılmıştır. Bu hususlar şu şekildedir;

- Hasta dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile davacılar ve dahiliye uzmanı Dr. M.Ç'nin ifadesinde yer alan dahiliye uzmanı doktora hastanın kendisinin başvurduğu yönündeki beyanları birlikte irdelendiğinde, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda "davacılar yakınının acil serviste devam eden tedavisinde kalp krizi ekarte edildikten sonra ileri tetkik aşamasında diyabetik ketoasidoz tanısı konularak dahiliye doktoruna danışıldığı" yönündeki değerlendirmenin dayanağı da açıklanmak suretiyle acil serviste görevli doktor tarafından dahiliye uzmanı doktordan konsültasyon istenip istenmediği hususunda oluşan tereddüt de giderilerek,

16/07/2018 tarihinde saat 06.00 sularında acil serviste muayene edilen ve yaklaşık 18 saat içinde diyabetes mellitus ve gelişen komplikasyonlar (ketoasidoz) nedeniyle vefat eden davacılar yakınının acil serviste yapılan muayenesi ve tetkik sonuçlarının değerlendirilmesi sırasında belirtilen hastalığa yönelik herhangi bir bulgu tespit edilmemesinin olağan bir durum olup olmadığı, bu anlamda hastanın muayenesinin gerektiği gibi yapıldığından söz edilip edilemeyeceği, dahiliye uzmanından konsültasyon istenmesinin gerekip gerekmediği,

hastanın muayenesi sırasında kronik bir hastalığı olup olmadığının sorgulanıp varlığı ya da yokluğunun muayene formunda kayıt altına alınmasının gerekip gerekmediği, hastanın diyabetik olduğu da dikkate alındığında uygulanan tedavinin yeterli olup olmadığı, ilgili doktorların uygulamalarında hata, ihmal, dikkatsizlik, tecrübesizlik, özensizlik bulunup bulunmadığı konularının tereddüte yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

- Diğer taraftan, davacılar yakınının yoğun bakımdaki takip ve tedavi sürecinde gerekli ve yeterli tıbbi tedavinin düzenlenip düzenlenmediği, zamanında gerekli müdahalelerde bulunulup bulunulmadığı, diyabetik ketoasidoz tanısıyla yoğun bakımda tedavi gören hastanın kan şeker takibinin tıp kurallarına uygun şekilde yapılıp yapılmadığı, sevk kararı alınmasında gecikme olup olmadığı, davacılar murisinin davalı idareye bağlı hastanede takip, tetkik ve tedavi sürecinde eksiklik, hata olup olmadığı konularının aydınlığa kavuşturulması gerekmektedir.

Yukarıda belirtilen hususların açıklığa kavuşturulması amacıyla, ilgili Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan, davacıların iddialarının göz önünde bulundurulduğu, yukarıda yer verilen hususlara açıklık getirecek tutarlı, anlaşılır ve bilimsel değerlendirmeler içeren bir rapor alınarak olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.

Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmayan ve taraflara tebliğ edilip itiraz hakkı tanınmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu davanın reddi yolunda verilen .... İdare Mahkemesi kararına yönelik davacıların istinaf istemlerinin reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz istemlerinin KABULÜNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 10/09/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Danıştay 10. Daire, E. 2022/2779, K. 2025/3663, 10 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Düşüncesi
  4. Türk Milleti Adına
  5. İnceleme Ve Gerekçe
  6. Maddi Olay
  7. İlgili Mevzuat
  8. Hukuki Değerlendirme
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2022/2779
Karar No
2025/3663
Tarih
10 Eylül 2025

İlgili Kararlar

  • Danıştay 6. Daire E.2022/2802 K.2025/4151
  • Danıştay 8. Daire E.2022/2813 K.2025/6585
  • Danıştay 8. Daire E.2022/2814 K.2025/7027
  • Danıştay 8. Daire E.2022/2819 K.2025/7015
  • Danıştay 10. Daire E.2022/2896 K.2025/3886
  • Danıştay 2. Daire E.2022/2903 K.2025/3409

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.