İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /10. Daire

DANIŞTAY · 10. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 10. Daire E.2022/4249 K.2022/5409

Davacı tarafından, 26/12/2012 tarihli ve 28509 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği'nin, 27/02/2017 tarihli ve 29992 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tebliğ ile değişik eki "Ek-1…

Esas2022/4249Karar2022/5409Tarih24 Kasım 2022Okuma11 dk · 2.139 kelime

KÜNYE

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/4249 E., 2022/5409 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire

Karar tarihi
24 Kasım 2022
Esas No
2022/4249
Karar No
2022/5409
Davacı
…
Vekili
Av. …
Davalı
… Bakanlığı / …
Vekili
Hukuk Müşaviri Av. …
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.139 kelime·11 dk okuma·9 bölüm

Davanın_konusu

Davacı tarafından, 26/12/2012 tarihli ve 28509 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği'nin, 27/02/2017 tarihli ve 29992 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tebliğ ile değişik eki "Ek-1 İşyeri Tehlike Sınıfları Listesi"nde yer alan 82.20.01 kodlu çağrı merkezlerinin faaliyetlerinin tehlikeli sınıftan az tehlikeli sınıfa dönüştürülmesine ilişkin kısmının iptali istenilmektedir.

DAVACININ_İDDİALARI :Davacı tarafından; ülkemizde son yıllarda özellikle telefon ve telekomünikasyon sektörü ile bankacılık sektörünün müşterileri ile iletişim hizmetlerini çağrı merkezleri aracılığıyla yaptıkları, çağrı merkezi çalışanlarının asgari ücretle ve başka hiçbir sosyal hakkı olmadan çalıştığı, değişiklikten önce çağrı merkezi çalışanlarının yaptığı işin tehlikeli işler sınıfında yer aldığı,

bu işte çalışanların, telefonla soru soran müşterilere saniyeler içinde bir konudan diğerine geçerek konsantre olmak ve hatasız bilgi vermek, müşteriyi memnun etmek, ses tonunu her zaman saygılı ve nazik ayarlamak gibi sorumluluk ve mecburiyetle karşı karşıya kaldıkları, bu efor ve özenin bilimsel verilere göre saatlerce sürdürülemeyeceği, kaçınılmaz ruhsal ve fiziksel sorun ve şikayetlere yol açacağı, bu zihinsel ve işitsel zorlukların yanında saatlerce ahizeyi kulakta tutmanın, aynı pozisyonda oturmanın yaratacağı yorgunluk ve stresin, bel ve boyun kaslarında, kulak zarı, algı reflekslerinde harabiyete yol açacağı,

bu sektördeki işçilerin ortalama kıdeminin 1,5-3 yıl arasında olduğu, başka iş bulamama kaygısı ile çalışmaya devam ettikleri, tehlikeli işler grubunda iken işverenlere, mesleki eğitim, dinlenme süreleri gibi ek maliyetler getirdiği, bu nedenle bahse konu ek maliyetlerden kurtulmak için sektör işverenlerinin bu faaliyeti "tehlikeli" grubundan "az tehlikeli" grubuna indirdikleri, yıllardır çağrı merkezlerinde çalışmakta olması nedeniyle, yapılan değişikliğin iş şartlarını ve haklarını doğrudan etkileyeceği belirtilerek dava konusu düzenlemenin iptal edilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.

DAVALININ_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu Tebliğin 3. maddesinde işyerinin tehlike sınıfına nasıl itiraz edileceğinin belirtildiği, bu kapsamda 2013 ve 2014 yıllarında yapılan toplantılarda çağrı merkezleri işverenlerinin tehlike sınıflarına itiraz ettiği, her iki toplantıda da oy çokluğuyla (10 oya karşılık 1 oy ile) taleplerinin reddedildiği, Bakanlığın iş müfettişleri tarafından sektöre yönelik işyeri teftişlerinin gerçekleştirilip tamamlandığı, söz konusu teftiş raporunda çağrı merkezleri faaliyetlerinin tehlike sınıfının, tehlikeli sınıftan az tehlikeli sınıfa düşürülmesi gerektiğinin tavsiye edildiği,

iş yeri tehlike sınıflarının belirlenmesinde görevli komisyonun çalışmalarının hızlı ve etkin bir şekilde yürütülmesi için işyeri tehlike sınıflarına yapılan itirazların değerlendirilmesi prosedürünün hazırlandığı ve komisyon kararı ile uygulamaya alındığı, geçen zaman içinde sektörün kendini geliştirerek prosedürdeki yeniden değerlendirme şartlarına uygun gelişmeyi sağladığı ve 2016 yılı sonunda tehlike sınıfının tekrar değerlendirilmesi talebiyle itiraz ettiği, talebin komisyonca değerlendirildiği, sektörün sağlık ve güvenlik risklerine karşı önlem aldığı,

mevcut işyerlerinin bir dernek çatısı altında birleştiği (çağrı merkezleri derneği), sektöre yönelik meslek standardının uygulamaya alındığı, usulsüz ve kayıt dışı çalışmanın engellenmiş olması ve teftiş raporunun da bu yönde sonuçlanmış olması nedeniyle oyçokluğuyla çağrı merkezlerinde yürütülen faaliyetlerin tehlikeli sınıftan az tehlikeli sınıfa düşmesine karar verildiği (oyların 6-6 eşit olması nedeniyle komisyon başkanının oyu yönünde tehlike sınıfının düşürüldüğü), az tehlikeli sınıfın tehlikesiz anlamı taşımadığı, bu sektörün de 6331 sayılı Kanun kapsamında olduğu,

sektör işverenlerinin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınamayacağı, mevcut Tebliğde toplam 2204 adet faaliyet kodu bulunduğu, bunların 923 adedinin az tehlikeli sınıfta yer aldığı, ancak tehlike sınıfına bakılmaksızın 6331 sayılı Kanun’un kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve iş yerlerine, bu iş yerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dahil olmak üzere tüm çalışanlarına uygulanmakta olduğu, düzenlemenin hukuka ve dayanağı Kanuna uygun olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ :…

DÜŞÜNCESİ

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kararına uyularak davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …

DÜŞÜNCESİ

Dava; 27/02/2017 tarih ve 29992 Mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğin ekinde yer alan listede 82.20.01 kodlu Çağrı Hizmetleri Faaliyetlerinin tehlikeli sınıftan az tehlikeli sınıfa dönüştürülmesine ilişkin kısmın iptali istemiyle açılmıştır.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 3. maddesinde; işyerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek, çalışanı ve işyerini etkileyebilecek zarar veya hasar verme potansiyeli, tehlike olarak; iş sağlığı ve güvenliği açısından, yapılan işin özelliği, işin her safhasında kullanılan veya ortaya çıkan maddeler, iş ekipmanı, üretim yöntem ve şekilleri çalışma ortam ve şartları ile ilgili diğer hususların dikkate alınarak işyeri için belirlenen tehlike grubu, tehlike sınıfı olarak tanımlanmıştır.

Aynı Kanun'un "Tehlike Sınıfının Belirlenmesi" başlıklı 9.maddesinde; "(1) İşyeri tehlike sınıfları; 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 83 üncü maddesine göre belirlenen kısa vadeli sigorta kolları prim tarifesi de dikkate alınarak, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürünün Başkanlığında ilgili taraflarca oluşturulan komisyonun görüşleri doğrultusunda, Bakanlıkça çıkarılacak tebliğ ile tespit edilir. (2) İşyeri tehlike sınıflarının tespitinde, o işyerinde yapılan asıl iş dikkate alınır." hükmüne yer verilmiştir.

30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kanunu'nun anılan 9. maddesi uyarınca hazırlanan İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği 26.12.2012 tarih ve 28509 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe konulmuş, söz konusu tebliğde çağrı merkezlerinin tehlike sınıfı "tehlikeli" olarak belirlenmiş, dava konusu düzenleme ile ise çağrı merkezlerinin tehlike sınıfı "az tehlikeli" olarak değiştirilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, çağrı merkezi sektör temsilcilerinin "az tehlikeli" sınıfa alınma talebiyle 2013 yılında yaptıkları başvurunun 21-22/02/2013 tarihli İşyeri Tehlike Sınıfları Komisyonu toplantısında on oya karşı bir oy ile reddedildiği, aynı taleple yapılan başvurunun değerlendirildiği 11-12/01/2017 tarihli İşyeri Tehlike Sınıfları Komisyonu toplantısında ise oyların eşitliği nedeniyle Komisyon Başkanının oyu yönünde tehlike sınıfının düşürülmesine karar verildiği anlaşılmıştır.

Müşterilerin bilgi, işlem, satış, şikayet öneri v.b. içerikli çağrılarını müşteri memnuniyeti, kalite hedefleri ve iş talimatları doğrultusunda karşılayarak çözüm ve eylem planı üreten çağrı merkezi çalışanlarının iş yoğunluğu, vardiyalı çalışma, sürekli kulaklık, telefon ve monitör kullanma, genellikle olumsuz bir psikolojik durumda olan müşterilerle muhatap olma, sürekli aynı pozisyonda kalma ve sürekli konuşma, gürültülü ve elektromanyetik alanda çalışma gibi olumsuz çalışma şartları nedeniyle işitme, görme duyularının zarar görmesi, ses tellerinde problem oluşması, kas ve iskelet sistemi hastalıkları ve psiko-sosyal rahatsızlıklar ortaya çıkması gibi birçok sağlık sorunu ile karşılaşma riski altında oldukları tartışmasızdır.

Davalı idarece verilen savunmada, sektörün sağlık ve güvenlik risklerine karşı aldığı önlemler, mevcut işyerlerinin modern ve çalışana değer veren bir dernek çatışı altında birleşmiş olması, sektöre yönelik meslek standardının uygulamaya alınmış olması, kayıt dışı çalışmanın engellenmiş olması ve Teftiş Kurulu tarafından düzenlenen raporun tehlike sınıfında değişiklik önerisi içermesi dikkate alınarak tehlike sınıfının bir alt düzeye düşürülmesine karar verildiği belirtilmektedir.

Bir işyerinin iş sağlığı ve güvenliği açısından tehlike sınıfı belirlenirken; yapılan işin niteliği, işin her safhasında kullanılan ve ortaya çıkan maddeler, kullanılan iş ekipmanları, üretim yöntem ve şekilleri, çalışma ortamı ve şartları, çalışanların meslek hastalığına yakalanma oranı, meydana gelen iş kazalarının sayısı gibi faktörlerin birlikte değerlendirildiği ayrıntılı bir bilimsel araştırma ve inceleme yapılması gerekmektedir.

Davalı idarece dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, çağrı hizmetleri faaliyetlerinin tehlike sınıfı belirlenirken ayrıntılı bir bilimsel araştırma ve inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Her ne kadar davalı idarenin savunması ekinde sunulan Temmuz-2013 tarihli Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı Çağrı Merkezlerinde Çalışma Koşullarının İyileştirilmesine ve Sosyal Tarafların Bilinçlendirilmesine Yönelik Programlı Teftiş Sonuç Raporunda, çağrı merkezi faaliyetlerinin, sağlık açısından yüksek risk içeren imalata dayalı diğer işkollarından niteliği itibarıyla farklı olması nedeniyle "az tehlikeli" sınıfta yer alması gerektiği,

tehlike sınıfında yapılacak bu değişikliğin iş sağlığı ve güvenliği yaptırımları açısından anlamlı bir değişiklik doğurmayacağı ve sağlık yönünden mevcut riskleri değiştirmeyeceği ifade edilmekte ise de; bu tespit ve değerlendirmelerin bilimsel bir araştırma ve inceleme sonucunda düzenlenecek rapora eşdeğer olarak kabulü mümkün değildir.

Bu durumda, ayrıntılı bir bilimsel araştırma ve inceleme raporu hazırlanmaksızın çağrı merkezi faaliyetlerinin az tehlikeli sınıfta değerlendirilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu düzenlemenin iptali gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, duruşma yapılmak suretiyle verilen dava konusu düzenlemenin iptaline dair Dairemizin 23/05/2019 tarih ve E:2017/998, K:2019/4369 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/03/2022 tarih ve E:2020/753, K:2022/1081 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dava dilekçesi 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi yönünden incelenerek gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ

Davacı tarafından, 26/12/2012 tarihli ve 28509 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği'nin, 27/02/2017 tarihli ve 29992 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tebliğ ile değişik eki "Ek-1 İşyeri Tehlike Sınıfları Listesi"nde yer alan 82.20.01 kodlu çağrı merkezlerinin faaliyetlerinin tehlikeli sınıftan az tehlikeli sınıfa dönüştürülmesine ilişkin kısmının iptali istemiyle açılan davada, Dairemizin 23/05/2019 tarih ve E:2017/998, K:2019/4369 sayılı kararı ile dava konusu düzenlemenin iptaline karar verilmiştir.

Kararın davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/03/2022 tarih ve E:2020/753, K:2022/1081 sayılı kararıyla, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştay'da temyiz yoluna başvurulabileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların İdari Dava Daireleri Kurulunca temyizen inceleneceği hükme bağlanmış; 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinin 4. fıkrasında ise Danıştay dava dairelerine, ilk derece mahkemesi olarak verdikleri kararların temyizen bozulması halinde ısrar olanağı tanınmamıştır.

Buna göre, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak, yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

İNCELEME VE GEREKÇE

USUL YÖNÜNDEN

İlgili Mevzuat:

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun "Tehlike sınıfının belirlenmesi" başlıklı 9. maddesinde, "1) İşyeri tehlike sınıfları; 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 83 üncü maddesine göre belirlenen kısa vadeli sigorta kolları prim tarifesi de dikkate alınarak, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürünün Başkanlığında ilgili taraflarca oluşturulan komisyonun görüşleri doğrultusunda, Bakanlıkça çıkarılacak tebliğ ile tespit edilir. (2) İşyeri tehlike sınıflarının tespitinde, o işyerinde yapılan asıl iş dikkate alınır." hükmü bulunmaktadır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, idari işlemler hakkında; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar, "iptal davaları" olarak tanımlanmıştır.

Anılan Kanun'un "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde de, davacının, dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir.

Hukuki Değerlendirme:

İdarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içerisinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören kanun koyucu, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak getirmiştir.

İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin; ancak bu idari işlemle doğrudan, meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunludur. Aksi hâlde, her idari işlemle dolaylı da olsa bir menfaat ilgisi kurulmak suretiyle dava açılmasını kabul etmek, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içerisinde menfaat ilişkisi bulunması şartının ihlali sonucunu doğurmaktadır.

Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava dilekçesinde davacının yıllardır çağrı merkezlerinde çalıştığı ve dava konusu düzenleyici işlemin çalışma koşullarını doğrudan etkileyeceğinin belirtildiği; ancak UYAP üzerinden yapılan SGK kaydı sorgulamasında davacının çalıştığı işyerinin dershane mahiyetinde olduğunun anlaşılması üzerine Dairemizce ara kararıyla, davacıdan çalıştığı işin içeriği ve bu işteki mesleki sıfatının sorulmasına karar verildiği;

davacının sunduğu ara kararı cevabında, 2006 yılından itibaren çağrı merkezlerinde çağrı merkezi profesyoneli olarak çalıştığını, halen çalıştığı şirkette sınav hizmetleri uzmanlığı (çağrı merkezi müşteri temsilcisi ve takım lideri mesleki yeterlilik sınav değerlendiriciliği) ve şirketin aldığı çağrı merkezi projelerinde çağrı merkezi profesyoneli pozisyonunda görev yaptığını, şirketin aldığı çağrı merkezi projelerinde (gazete-dergi aboneliği, müşteri memnuniyet anketleri vb.) çağrı alma-çağrı yapma, çağrı kalite dinlemeleri gibi işleri yürüttüğünü beyan ettiği;

ayrıca çalıştığı şirketin çağrı merkezi faaliyetlerinde bulunduğuna ilişkin şirket faturaları ile kendisinin çağrı hizmeti projelerinde görev aldığına dair elektronik posta yazışmalarını dosyaya ibraz ettiği anlaşılmaktadır.

Her ne kadar, davacı tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden çalıştığı şirketin çağrı merkezi faaliyetlerinde de bulunduğu anlaşılmakta ise de, davacının SGK kaydı sorgulamasında çalıştığı işyerinin "dershane" mahiyetinde olduğu gözetildiğinde, işyeri tehlike sınıflarının tespitinde, ilgili işyerinde yapılan "asıl" işin dikkate alınacağını öngören 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 9. maddesinin 2. fıkrası karşısında, davacının çalıştığı işyerinin tehlike sınıfı yönünden çağrı merkezi faaliyeti kapsamına girmediği, dolayısıyla davacının dava konusu düzenlemenin iptalinde meşru, şahsi ve güncel bir menfaatinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle;

1-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca DAVANIN EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE,

2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından yapılan … TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,

3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre duruşmalı işleri için belirlenen … TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,

4- Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 24/11/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Danıştay 10. Daire, E. 2022/4249, K. 2022/5409, 24 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Davanın_konusu
  4. Danıştay Tetkik Hakimi :…
  5. Düşüncesi
  6. Danıştay Savcısı : …
  7. Düşüncesi
  8. Türk Milleti Adına
  9. Maddi Olay Ve Hukuki Süreç
  10. İnceleme Ve Gerekçe
  11. Usul Yönünden
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2022/4249
Karar No
2022/5409
Tarih
24 Kasım 2022

İlgili Kararlar

  • Danıştay 2. Daire E.2022/4255 K.2022/6157
  • Danıştay 2. Daire E.2022/4256 K.2022/6169
  • Danıştay 10. Daire E.2022/4258 K.2022/5069
  • Danıştay 10. Daire E.2022/4259 K.2022/5070
  • Danıştay 13. Daire E.2022/4260 K.2022/4117
  • Danıştay 10. Daire E.2022/4260 K.2022/5071

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.