KÜNYE
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/736 E., 2022/1700 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire
- Karar tarihi
- 30 Mart 2022
- Esas No
- 2022/736
- Karar No
- 2022/1700
- Temyiz eden (davalı)
- …Bakanlığı / …
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davacı)
- …
- Vekili
- Av. …
Karar Metni
553 kelime·3 dk okuma·6 bölüm
İstemin_konusu
Kamyon şoförü olup, çeşitli ülkelerden ülkemize akaryakıt ve benzeri maddelerin taşınması işiyle iştikal eden davacının, akaryakıt taşıma izninin iptal edilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, …İdare Mahkemesince; Danıştay Onuncu Dairesinin 22/09/2020 tarih ve 2015/3663, 2020/3140 sayılı bozma kararına uyulmak suretiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davanın süresinde olmadığı, sevkıyata konu ürünün akaryakıt gibi stratejik önem arz eden bir eşya olduğu, firmaların ve personelin titizlikle araştırıldığı, işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ve mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkimi'nin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
(X)-KARŞI OY
Dava konusu işlemin dayanağını teşkil eden 3 Seri No'lu Gümrük Genel Tebliğinin 7. maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan birinci fıkrasında. "Başvuru sahibi firmalar ve taşıyıcı firmalar ile sürücüler hakkında nihai değerlendirme yapılmadan önce, kamu düzeni ve güvenliği yönünden bu Tebliğde düzenlenen işlemleri yapmaya engel değerlendirmelerinin olup olmadığına dair ilgili kurumların görüşü alınır.
Ancak sürücülerin adlî sicil belgelerinde herhangi bir arşiv kaydı bulunmaması şartıyla ilgili kurumların cevabî görüşü beklenmeksizin sürücülerle ilgili gerekli işlemler yapılır.", üçüncü fıkrasında da "Bu Tebliğde düzenlenen işlemleri yapmaya engel bir hallerinin olup olmadığı hususunda sözleşme sahibi firmalar ve taşımacı firmalar ile sürücüler hakkında elde edilen veriler ile Bakanlıkta mevcut bulunan veriler tetkik edilerek nihai değerlendirme yapılır." hükümleri yer almaktadır.Anılan hükümlerle ham petrol, benzin,
motorin ve jet yakıtı gibi stratejik önem ve risk arz eden akaryakıt ürünlerinin karayolu ile transit sevkiyatında gerek firmalar gerekse istihdam edilen sürücüler bakımından özel bir düzenleme öngörülerek, sadece somut delillere dayalı adlî sicil kayıtlarıyla yetinilmemiş "kamu düzeni ve güvenliği yönünden ilgili kurumların değerlendirmeleri" de nihai değerlendirmeye esas alınmıştır.
Söz konusu hükümler doğrultusunda, davalı idare tarafından ilgili kurumun görüşü de dikkate alınarak yapılan nihaî değerlendirme sonucunda tesis edilen işlemin; her ne kadar davacı hakkında verilmiş bir mahkumiyet kararı bulunmasa da stratejik ve özel öneme sahip, risk taşıyan akaryakıt ürünlerinin karayolu ile transit taşınmasında sürücü olarak istihdam edilmesinin kamu düzeni ve kamu güvenliği yönünden sakıncalı olabileceğine yönelik ilgili kurum görüşü de göz önüne alınarak, mevzuatın verdiği takdir yetkisi kullanılmak suretiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından temyize konu kararın bozulması gerektiği görüşüyle, kararın onanması yönündeki Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyorum.
Danıştay 10. Daire, E. 2022/736, K. 2022/1700, 30 Mart 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama