KÜNYE
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2023/4191 E., 2024/3900 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2024
- Esas No
- 2023/4191
- Karar No
- 2024/3900
- Temyiz eden (davalılar)
- 1- ... Bakanlığı
- Vekili
- Av. ...
Karar Metni
476 kelime·2 dk okuma·5 bölüm
2- ... Bakanlığı
VEKİLİ
Hukuk Müşaviri ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- Kendi adına asaleten, ...'e velayeten ... 2- ... VEKİLLERİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : Davacıların yakını ...'in, ... tarihinde ...
Adliyesi önünde icra marifetiyle gerçekleştirilen ve taraf vekili olarak hazır bulunduğu çocuk teslimi sırasında müvekkilinin eski eşi tarafından öldürülmesi nedeniyle ... için 225.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, ... için 13.000,00 TL (miktar artırım dilekçesi ile 252.861,83 TL) maddi, 100.000,00 TL manevi, ... için 62.000,00 TL (miktar artırım dilekçesi ile 1.014.843,80 TL) maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda, ...
İdare Mahkemesince Danıştay Onuncu Dairesinin 30/03/2016 tarih ve E:2013/1213, K:2016/1781 sayılı bozma kararına uyularak davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI
Davalı idarelerden Adalet Bakanlığı tarafından; idarelerinin eylemi ile oluşan zarar arasında illiyet bağının bulunmadığı, tazminat istemine konu olayın gelişiminde idarelerinin hizmet kusurundan söz edilemeyeceği, hükme esas alınan ek bilirkişi raporunun okunaklı suretinin kendilerine tebliğ edilmediği, diğer davalı idare ile eşit oranda sorumlu tutulmalarının hukuka aykırı olduğu, dava açılmadan önce idarelerine başvurularak ön karar alınmadığı ileri sürülmektedir.
Davalı idarelerden İçişleri Bakanlığı tarafından; tazminat istemine konu olayda idarelerinin hukuka aykırı bir eyleminden söz edilemeyeceği, bu itibarla idarelerin hizmet kusurunun bulunmadığı, tazmini istenen zararın üçüncü bir kişinin kusurundan kaynaklandığı, idari faaliyet ile zarar arasında illiyet bağının bulunmadığı, bu nedenlerle idarelerin tazmin sorumluğunun olmadığı, manevi tazminatın koşullarının oluşmadığı ve hükmedilen manevi tazminat tutarının yüksek olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından, temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ
Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Ayrıca, anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı kuralına yer verilmiştir.
Dosyadaki belgeler ile davalı idarelerin temyiz dilekçelerindeki iddiaların, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin 4. fıkrası uyarınca bozma nedenlerine uygunlukla sınırlı olarak incelenmesinden, temyiz istemine konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, kararın bozulmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Danıştay 10. Daire, E. 2023/4191, K. 2024/3900, 14 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama