KÜNYE
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2023/4995 E., 2024/1828 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2024
- Esas No
- 2023/4995
- Karar No
- 2024/1828
- Temyiz eden (davacı)
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Temyiz eden (davalı)
- ... Bakanlığı / ANKARA
- Vekili
- 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. ...
- İstemlerin_konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Karar Metni
767 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Davanın konusu
10/10/2015 tarihinde Ankara Garı önünde meydana gelen patlama neticesinde yaralanan davacı tarafından, olay nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi zararlarının karşılanması istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 35.000,00 TL (miktar artırım dilekçesi ile 1.323.953,00 TL) maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu işlemin iptali isteminin incelenmeksizin reddine, tazminat istemi yönünden; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; Danıştay Onuncu Dairesinin 23/02/2022 tarih ve E:2021/6237, K:2022/954 sayılı kısmen bozma kararına uyularak, davacının istinaf başvurusunun reddine, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine (Kararda sehven tarafların istinaf başvurularının kısmen kabulüne, kısmen reddine şeklinde yazılmıştır.) karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
Davacı tarafından, olayda hizmet kusuru bulunduğu, maddi tazminat hesabının genel hükümlere göre yapılması gerektiği iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, olayda hizmet kusuru bulunmayıp terör eyleminden kaynaklandığından 5233 sayılı Kanun kapsamında çözümlenmesi gerektiği, davacının maluliyet oranı tespiti için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmadığı iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ
Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, kabulüne karar verilen maddi tazminat miktarına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmı dışındaki kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, hükmedilen maddi tazminata işletilen yasal faizin başlangıç tarihi yönünden incelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.".
"Temyiz" başlıklı 46. maddesinde, "Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir..." ve "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin birinci fıkrasında, "Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; ... b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar." hükümleri yer almaktadır.
Faiz en basit biçimiyle; idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanun'a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.
Öte yandan, davacılar tarafından dava dilekçesinde yasal faizin hangi tarihten itibaren işletilmesi gerektiğine ilişkin açık bir talebe yer verilmemesi halinde faizin dava açma tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, 07/04/2016 tarihinde bakılan davanın açıldığı, dava dilekçesinde idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faiz istenildiği ibaresine yer verilmeksizin talep edilen tazminat tutarlarının sadece yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istenilmesine rağmen, Bölge İdare Mahkemesince faizin, dava açma tarihi olan 07/04/2016 tarihinden itibaren işletilmesi gerekirken, idareye başvuru tarihinden itibaren işletildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan "5-Davacıya 13.677,82-TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 09/12/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece ÖDENMESİNE,..." ibaresinin "Davacıya 13.677,82 TL maddi tazminatın dava açma tarihi olan 07/04/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece ÖDENMESİNE,..." şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
Danıştay 10. Daire, E. 2023/4995, K. 2024/1828, 7 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama