KÜNYE
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/5542 E., 2024/4795 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2024
- Esas No
- 2024/5542
- Karar No
- 2024/4795
- Temyiz eden (davacılar)
- 1- ...
Karar Metni
714 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
2- ... 3-... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:..., T:... sayılı temyiz isteminin reddine yönelik kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN KONUSU
Davacılar tarafından, yakınları (dava açıldıktan sonra 04/07/2023 tarihinde vefat eden) ...'un ... Şehir Hastanesinde böbreğinde kist olduğu tanısıyla 16/02/2021 tarihinde ameliyata alındığı ve bu ameliyat sonrasında felç kalarak %98 oranında engelli hale geldiği iddiasıyla, davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığını ileri sürdükleri zararlarına karşılık 10.000,00 TL maddi ve 250.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacıların istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar verilmiştir. Anılan kararın davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:..., T:... sayılı kararıyla; temyiz isteminin 2577 sayılı Kanun'un 48. maddesinin 6. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacılar tarafından, dava dilekçesinde dava değerinin şimdilik olduğu belirtildiğinden, Konya Bölge İdare Mahkemesi kararının kesin olamayacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare ve müdahil tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
(X) - KARŞI OY
Bakılmakta olan dava; davacılar tarafından, toplam 260.000,00 TL tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinde, bölge idare mahkemelerinin maddede sayılan davalar hakkında verdikleri kararların Danıştayda temyiz edilebileceği, aynı Kanun'un 45. maddesinin 6. fıkrasında ise bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu hüküm altına alınmıştır.
Anayasa Mahkemesinin 13/10/2023 tarih ve 32338 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 26/07/2023 tarih ve E:2023/36, K:2023/142 sayılı kararıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle değiştirilen 46. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “Konusu yüz bin Türk lirasını aşan...” ibaresinin iptaline karar verilmiş, iptal kararı nedeniyle meydana gelecek olan hukuksal boşluğun kamu yararını olumsuz yönde etkileyecek nitelikte olduğu belirtilerek, Anayasanın 153. maddesi ve 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi ileriye dönük olarak ertelemiş bulunması, yasama organına iptal kararının gerekçesine uygun olarak yeni bir düzenleme için olanak tanımak ve ortada hukuki bir boşluk yaratmamak amacına yöneliktir.
İptal kararının yürürlüğe gireceği tarihin ileriye dönük olarak ertelenmiş olmasının, yargı yerlerinin çözümlemekte oldukları uyuşmazlıklarda Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilen yasa kurallarını uygulaması sonucunu doğurduğundan bahsedilemez. Aksi bir yorum, Anayasa Mahkemesince bir kanun maddesinin Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde, eldeki davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi anlamına geleceğinden hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti ilkelerine aykırı düşecektir.
Bu durumda, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı uyarınca, bakılan davada 2024 yılında verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı hakkında temyize tabilik hususu yönünden temyiz parasal sınırına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmaması nedeniyle, kesin olmayıp, davacıların anılan karara ilişkin temyiz isteminin esasının temyiz merciince değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, temyiz isteminin reddine ilişkin kararın kaldırılması suretiyle uyuşmazlığın esasının incelenerek bir karar verilmesi gerektiği oyuyla aksi yönde verilen Daire kararına katılmıyoruz.
Danıştay 10. Daire, E. 2024/5542, K. 2024/4795, 13 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama