KÜNYE
Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2022/1644 E., 2024/784 K.·T.C. Danıştay Onikinci Daire
- Karar tarihi
- 21 Şubat 2024
- Esas No
- 2022/1644
- Karar No
- 2024/784
- Temyiz isteminde bulunan taraflar
- —
- 1- davacı
- …
- Vekili
- Av. …
- 2- davalı
- … Başkanlığı
- Vekili
- I. Hukuk Müşaviri …
- İstemin konusu
- … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, davacı tarafından gerekçe yönünden temyizen incelenerek düzeltilerek onanması; davalı idare tarafından ise temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
834 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Dava konusu istem: İstanbul ili, Üsküdar ilçesi, … Kız Kur'an Kursu Öğreticisi olarak görev yapan davacının, Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan ortak nitelik şartını kaybettiğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca görevine son verilmesine ilişkin Diyanet İşleri Başkanlığının … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının karıştığı eylem nedeniyle Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan "itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak" şartını görevi sırasında kaybettiği açık olduğundan, dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda görev yapmasının mümkün olmadığı, bu nedenle görevine son verilmesi yolundaki dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi. İdari Dava Dairesince, Danıştay Onikinci Dairesinin 22/03/2021 tarih ve E:2021/267, K:2021/1495 sayılı bozma kararına uyularak; davacının Muğla'da görev yaptığı dönemde, Ankara ili,.
İlçe Müftülüğü'nde vaiz olarak görev yapan … ile Whatsapp programı üzerinden cinsel içerikli paylaşımlarda bulunmak suretiyle gayri ahlaki tutum sergiledikleri ve bu eylemler sonucunda bir yuvanın yıkılmasına sebep olduklarından bahisle haklarında soruşturma başlatıldığı, davacı ve …'nin birbiriyle çelişen ifadeleri, İzmir'de görüştüklerini inkar etseler de aynı tarih, aynı yer ve aynı katta, çok yakın odalarda konaklamaları hususu ve ekran görüntülerinin İzmir'de buluştuklarını teyit eder nitelikte olduğu,
ayrıca şahit ifadeleri ile Whatsapp görüşmeleri değerlendirildiğinde davacıya atfedilen eylemlerin İslam törelerine uymadığı tartışmasız olmakla birlikte, bu eylemlerinin çevresinde bilinir olduğu hususunun, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillerle ispat edilemediği gibi "çevresinde bilinir olması" şeklinde alenileşmediği, mesleğine ya da sosyal çevresine yansımalarına dair bir bulgunun da olmadığı, dolayısıyla ilgili Yönetmelikte aranan koşulun gerçekleşmediği sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına,
dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
Davacı tarafından; sadece söylemlerden hareketle dava konusu işlemin tesis edildiği, dava konusu fiili işlemediği, ...'nin kınama cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, sosyal medya yazışmalarının davacı tarafından yapıldığının kesin olarak ortaya konulmadığı gerekçesiyle anılan cezanın iptal edildiği, bu dosyada da temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesinin anılan karar doğrultusunda değiştirilerek onanması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından; davacının eylemlerinin başta ailesi olmak üzere sosyal, kamusal ve mesleki çevresinde bilinir hale geldiği, dava konusu eylemlerin din hizmetlerinin iyi ve düzenli bir şekilde yürütülmesini olumsuz etkilediği, ayrıca dava dilekçesinde davacının istemi olmamasına rağmen "tazmin talebinin kabulüne" karar verildiği bu durumun taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMASI
Davacı tarafından; davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. Davalı idare tarafından; savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ
Bölge İdare Mahkemesi kararının dava konusu işlemin iptaline yönelik kısmının onanması, tazmin isteminin kabulüne ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Davacının temyiz istemi yönünden;
Temyizen incelenen kararın gerekçe kısmı usul ve hukuka uygun olup, davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususlar kararın gerekçe değiştirilerek onanmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davalı idarenin temyiz istemi yönünden;
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın dava konusu işlemlerin iptaline ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyize konu kararın, "tazmin isteminin kabulüne" ilişkin kısmı incelendiğinde;
Yargılama hukukunun temel ilkelerinden biri olan "taleple bağlılık" ilkesi uyarınca, idari yargı mercilerinde açılan davalarda, mahkemelerin davacının istemi ile bağlı olup, istemi genişletecek biçimde karar vermeleri mümkün değildir.
Bakılan uyuşmazlıkta; davacının, dava dilekçesinde tazmine yönelik bir talebi olmadığı halde, Bölge İdare Mahkemesince, tazmin talebinin kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; taleple bağlılık ilkesi gereği, Bölge İdare Mahkemesince, talebin genişletilerek tazmin isteminin kabulüne hükmedilmesinde usul kurallarına uygunluk bulunmamaktadır.
Danıştay 12. Daire, E. 2022/1644, K. 2024/784, 21 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama