KÜNYE
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/1607 E., 2024/3552 K.·T.C. Danıştay Onüçüncü Daire
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2024
- Esas No
- 2019/1607
- Karar No
- 2024/3552
- Temyiz eden (davalı)
- ... Akaryakıt Dağıtım Pazarlama A.Ş.
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davalı)
- ... Kurumu
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
618 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Dağıtıcı lisansı sahibi davacı şirketin bayisine ait akaryakıt istasyonunda 29/01/2013 tarihinde yapılan denetimde, bir adet tankın otomasyon sistemine bağlanmadığının ve istasyon otomasyon sisteminin fiilen faaliyete geçirilmediğinin tespit edildiğinden bahisle, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca 850.000,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; söz konusu eylemin yaptırım maddesi olarak gösterilen 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin (c) bendinin 11/04/2013 tarih ve 28615 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 28/03/2013 tarih ve 6455 sayılı Kanun'la eklendiği, uyuşmazlığa konu akaryakıt istasyonunda yapılan denetimin ise 29/01/2013 tarihli olduğu, dolayısıyla eylem ve tespit tarihinde yürürlükte bulunmayan bir kanun maddesinin idari para cezasına dayanak alınamayacağı, bu durumun suç ve cezaların kanuniliği ilkesine aykırılık oluşturduğu hususları dikkate alındığında, idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce.
İdare Mahkemesi tarafından maddi olayın tartışıldığı, iddia ve savunma ile deliller değerlendirilerek davacının fiili sabit bulunmuş olmakla birlikte, cezaya ilişkin değerlendirmede fiilin işlendiği tarihte yürürlükte olan ceza maddesinin uygulanması gerektiğinden bahisle dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan ceza maddesinin uygulanamayacağı gerekçesiyle dava konusu işlem iptaline karar verildiği, ancak 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan idari para cezasının 01/01/2013 tarihinden itibaren 879.168,00 TL olarak belirlendiği;
bu durumda, davacının lehine olarak 5015 sayılı Kanun’un 19. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca 850.000,00-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi'nce verilen kararın kaldırılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı tarafından, zaman bakımından lehe hükmün uygulanmasının süje bakımından mümkün olduğu, işlemin tipiklik ilkesine uygun olmadığı, ön araştırma yapılmadığı, tutanakta otomasyon sistemine bağlı olmayan tankın gizli olduğunun ve kazı sonucu bulunduğunun belirtildiği, bu durumun da kendileri tarafından bilinemeyeceğinden sorumlu tutulmalarının hukuka ve cezaların şahsiliği ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 13. Daire, E. 2019/1607, K. 2024/3552, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama