KÜNYE
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/1833 E., 2024/52 K.·T.C. Danıştay Onüçüncü Daire
- Karar tarihi
- 10 Ocak 2024
- Esas No
- 2019/1833
- Karar No
- 2024/52
- Temyiz eden (davacı)
- … A.Ş.
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davalı)
- … Kurumu …
- Vekilleri
- Av. …
Karar Metni
785 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Av. …
İSTEMİN KONUSU
…Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
Dava konusu istem: … tarih ve … sayılı Kurul Kararına aykırı şekilde 01/10/2012- 30/04/2014 tarihleri arasında gerçekleştirilen aboneliklerden 1.624'ü için abonelik işlemlerini gerçekleştiren personele ait isim, soy isim ve T.C. kimlik numarası bilgilerini kayıt altına almadığından bahisle 47.736,59-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu'nun (Kurul) … tarih ve … sayılı kararının 8. bendinin ve … tarih ve … sayılı yazı ile tebliğ edilen idari para cezası karar tutanağının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davaya konu eylemin 01/10/2012-30/04/2014 tarihleri arasında işlendiği, para cezasının ise 15/02/2014 günlü Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 12, 43 ve 44. maddeleri uyarınca verildiği;
Kabahatler bakımından da geçerli olan "Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi ile bu ilkenin pozitif hukuktaki yansımaları niteliğinde olan Kabahatler Kanunu ve Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin düzenlemeleri dikkate alındığında, eylem tarihi itibariyla yürürlükte olmayan düzenlemelere göre idari yaptırım uygulanamayacağı, uyuşmazlıkta ise, dava konusu idari para cezasına konu eylemin 01/10/2012-30/04/2014 tarihleri arasında işlendiği;
Buna göre, davacı şirketin yönetmeliğin yürürlük tarihi olan 15/02/2014 ile 30/04/2014 tarihi arasından bulunan 74 dört günlük sürede gerçekleşen ihlâli dikkate alınmak suretiyle ceza tesisi gerekirken 01/10/2012-30/04/2014 tarihleri arasında bulunan 19 aylık dönem üzerinden değerlendirme yapılmak suretiyle ceza verilmesine yönelik davaya konu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nce; dava konusu işlemin tesisinde dayanak alınan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin yürürlüğe girdiği 15/02/2014 tarihinde davacının idari para cezası verilmesine neden olan eyleminin (01.10.2012-30.04.2014) devam ettiği, kaldı ki davacının eyleminin, anılan yönetmelikten önceki Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları ile Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkıda Yönetmeliğin 11. maddesi uyarınca da idari para cezasını gerektirdiği göz önünde bulundurulduğunda, davacı hakkında idari para cezası uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, her ne kadar davacı şirket tarafından, ilgili Yönetmelik ile getirilen "uyarı mekanizması"nın, işletmecinin daha dikkatli ve özenli çalışmasının sağlanmasına yönelik olduğu, 5809 sayılı Kanun'da sayılmayan "uyarı mekanizması"nın bu hâliyle idari para cezası verilmeden önce tüketilmesi gereken bir usul bildirimi niteliğinde olduğu, olayda, davacı şirketin yaptırım uygulanmadan önce Yönetmeliğin 46. maddesi uyarınca uyarılması gerekirken, doğrudan idari para cezasıyla cezalandırılmasında hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülmekte ise de, anılan maddede "uyarılabilir" şeklinde düzenleme yapıldığı,
uyarının ceza verilmesi için bir zorunluluk olarak düzenlenmediği, diğer bir deyişle idari takdir yetkisinde olduğu değerlendirildiğinden bu iddiaya da itibar edilmediği belirtilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına ve 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı tarafından, zaman bakımından uygulama ilkesinin ihlâl edildiği, mülga yönetmelikte söz konusu eyleme ilişkin yaptırım bulunmadığı, ölçülülük ilkesine riayet edilmediği, anılan dönem içerisinde gerçekleştirilen abonelik sayısının 12,8 milyon olduğu dikkate alındığında ihlâl sayısının yalnızca on binde yedi olduğu, Kurul kararının uygulanmasına yönelik olarak gerekli hassasiyet ve özenin sürecin en başından itibaren gösterildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idare tarafından, mülga ceza yönetmeliğinde ihlâle konu eylemin karşılığının bulunmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı, dava konusu işlemin kamu yararı gözetilerek tesis edildiği, bu yöndeki takdir yetkisinin de Kanun'un kendilerine tanıdığı yetki alanı içerisinde ve gerekçeli olarak kullanıldığı, ölçülülük ilkesine uygun davranıldığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 13. Daire, E. 2019/1833, K. 2024/52, 10 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama