KÜNYE
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/2091 E., 2024/2323 K.·T.C. Danıştay Onüçüncü Daire
- Karar tarihi
- 21 Mayıs 2024
- Esas No
- 2020/2091
- Karar No
- 2024/2323
- Temyiz eden (davalı)
- ... Kurumu
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davacı)
- ... İşletmeleri A.Ş.
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
836 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Dağıtıcı lisansı sahibi davacı şirkete, 2014 Ocak-2016 Temmuz dönemi için Kurum'a yanıltıcı bildirimlerde bulunduğu ve bazı aylar yönünden süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 4. maddesinin dördüncü fıkrasının (f) bendini ihlâl etmek suretiyle aynı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca 422.879,00-TL idari para cezası verilmesine dair ... tarih ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...
İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davalı idare tarafından, davacı şirketten eksik bildirimlere ve şirket tarafından yapılmış bildirimlerde yer alan temin, teslim, satış ve stok verilerindeki tutarsızlıklara ilişkin yapılan açıklama talebine cevaben gönderilen veriler ile şirkete ilişkin 2014 Ocak-2016 Temmuz dönemi için ürün hareketleri (ÜH-01), dağıtıcılar arası ticaret (DAT-2, DAT-3) ve stok (ST-1) bildiriminden elde edilen verilerde, temin edilen ürün miktarı 53.562 ton olarak görünürken şirketin yazısında 72.720 ton olarak,
teslim edilen ürün miktarı 1.542 ton olarak görünürken şirketin yazısında 72.720 ton olarak beyan edildiği, bayilerine yapmış olduğu satışlar, dış satışlar ve stok miktarının sırasıyla 5.253 ton, 639 ton ve 0 ton olarak göründüğü, bidirim sisteminde yer alan şirket verileri karşılaştırıldığında temin edilen ürün miktarı ile teslim edilen ürün miktarının ve şirketin yazısında yer alan verilerin Kurum bildirim sistemindeki veriler ile uyuşmadığı, ÜH-01, DAT-2, DAT3 ve ST-1 bildirimlerinin ise bazı aylarda hiç yapılmadığı,
bu durumda davacı şirketin Kurum'a yanıltıcı bildirimlerde bulunduğu ve süresi içinde bildirimde bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; davacı şirketin 2014 Ocak - 2016 Temmuz dönemi için ÜH-01, Dağıtıcılar DAT-2, DAT-3 ve ST-1 bildiriminden elde edilen verilere göre Kurum'a yanıltıcı bildirimlerde bulunması ve süresi içinde bildirimde bulunmayarak 5015 sayılı Kanun'un 4. maddesinin dördüncü fıkrasının (f) bendine aykırı hareket ettiği sabit olmakla birlikte,
davacı şirketin bu fiilinin karşılığı olan idari para cezası ile cezalandırılabilmesi için anılan Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin (3) numaralı alt bendinde belirtilen söz konusu fiilin ihlâlinden dolayı bir takvim yılı içinde Kurum'ca uyarılıp uyarılmadığı hususunun açıklığa kavuşturulmasının gerektiği, ... tarih ve E:... sayılı ara kararıyla, davalı idareden; davacı şirketin, 5015 sayılı Kanun'un 4. maddesinin dördüncü fıkrasının (f) bendine aykırılıktan dolayı anılan mevzuat hükmü gereğince bir takvim yılı içinde daha önce Kurum'ca uyarılıp uyarılmadığının sorulduğu,
davalı idarenin ara kararına cevaben gönderdiği ... tarih ve E... sayılı yazısına ek davalı idarenin Petrol Piyasası Daire Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı yazısında, davacı şirket tarafından yapılmış bildirimlerde yer alan temin, teslim, satış ve stok verilerindeki tutarsızlıklara ve eksik bildirimlere ilişkin açıklama talep edildiği, söz konusu yazının davacı şirkete yapılan uyarı yazısı olarak kabul edilerek bu kapsamda ilgili şirket hakkında işlem tesis edildiğinin bildirildiği,
bu durumda, davacı şirketin "Kuruma yanıltıcı bildirimlerde bulunması ve süresi içinde bildirimde bulunmaması" fiili nedeniyle cezalandırılabilmesi için anılan Kanunun 19. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin (3) numaralı alt bendinde öngörülen "4. maddenin 4. fıkrasının (f) bendinin bir takvim yılı içinde Kurumca yapılan uyarıya rağmen ihlâli" düzenlemesinde geçen uyarı koşulunun gerçekleşmediği, davalı idare tarafından davacıya bu fiilin ihlali nedeniyle bir takvim yılı içinde verilmiş bir uyarının bulunmadığı anlaşıldığından,
dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davalı idare tarafından, dava konusu Kurul kararının hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 13. Daire, E. 2020/2091, K. 2024/2323, 21 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama