KÜNYE
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/316 E., 2024/481 K.·T.C. Danıştay Onüçüncü Daire
- Karar tarihi
- 1 Şubat 2024
- Esas No
- 2020/316
- Karar No
- 2024/481
- Temyiz eden (davacı)
- …
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davalı)
- … Kurumu
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
862 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: "Konya-Afyon Karayolu Üzeri … Köyü Mevkii"nde bayilik lisansı ile faaliyet gösteren davacıya ait akaryakıt istasyonunda 19/12/2012 tarihinde yapılan denetimde, istasyonda gizli tank ve düzenek bulunduğunun tespit edildiği, böylece 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 3. maddesinin yedinci ve dokuzuncu fıkraları ile ve 4. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarına aykırı hareket edildiğinden bahisle anılan Kanun'un 19. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları uyarınca tesis edilen 13.592,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin …. tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının ilgili kısımının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davalı idare tarafından, idari para cezasının hangi nedenle üst sınırdan verildiğinin somut bilgi ve belgelerle ortaya konulamadığı, ayrıca bu konuda herhangi bir açıklama da getirilmediği göz önünde bulundurulduğunda, herhangi bir kriter gözetilmeksizin salt takdir yetkisinden hareketle Kanunda öngörülen üst sınırdan idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka aykırı bulunarak işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:. Bölge İdare Mahkemesi ...
İdari Dava Dairesi'nce; bayilik lisansı sahibi davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunda 19/12/2012 tarihinde yapılan denetimde, akaryakıt istasyonunda vaziyet planına aykırı gizli tank tespit edildiğinin ve bu durumun ilgili mevzuat ile belirlenen usul ve esaslara uymadığının açık olduğu, söz konusu fiilin herhangi bir ihmalden ve/veya hatadan kaynaklanmadığı, iradi bir davranış sonucu gerçekleştirildiği, öte yandan, bu fiilin irade dışı bir sebeple gerçekleştiğini doğrulayacak hukuki bir gerekçeye de dosya kapsamında rastlanılmadığı,
sonuçta bu yöntemle mevzuatla yasaklanmış olan piyasa faaliyetleri kapsamında ticari faaliyet yürütülmeye çalışıldığının dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerden anlaşıldığı, davalı idarenin tespit tarihinde yürürlükte bulunan 5015 sayılı Kanun’un 19. maddesinin 3. fıkrasında belirlenen üst sınırdaki tutar üzerinden takdir hakkını kullanmasında hukuka, adalete, hakkaniyete ve ölçülülük ilkesi yanında 5015 sayılı Kanun'un amaçlarına aykırılık, dava konusu işlemin iptaline dair aksi yöndeki Mahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi'nce verilen kararın kaldırılmasına; 2577 sayılı Kanun'un değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davada, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı tarafından, daha önce tesis edilen aynı yöndeki işlem için iptal kararı verildiğinden, tekrar yaptırım uygulanmasının mümkün olmadığı, üst sınırdan yaptırım uygulanmasının hakkaniyete aykırı olduğu, vaziyet planı harici gizli tank bulunduğuna ilişkin somut tespit bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
(X) KARŞI OY
Bayilik lisansı sahibi davacıya ait akaryakıt istasyonunda yapılan denetimde, istasyonda vaziyet planına aykırı tank bulunduğunun tespit edilmesi üzerine, 5015 sayılı Kanunun 19. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları ile 2012 Yılında Uygulanacak Para Cezaları Hakkında Tebliğ hükümleri uyarınca 13.592,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Kurul kararının iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Dava konusu Kurul kararında, ihlal oluşturduğu tespit edilen fiil aynı zamanda 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun "Kaçakçılık suçları" başlıklı 3. maddesinin ondördüncü fıkrasında "Kaçak akaryakıt veya sahte ulusal marker elde etmeye, satmaya ya da herhangi bir piyasa faaliyetine konu etmeye yarayacak şekilde lisansa esas teşkil eden belgelerde belirlenenlere aykırı olarak sabit ya da seyyar tank, düzenek veya ekipman bulunduranlar iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır." hükmü ile kaçakçılık suçunu oluşturan fiiller arasında düzenlenmiştir.
Bu durumda, dava konusu "Vaziyet planında yer almayan gizli tank bulundurma" fiili ile yukarıda yer verilen mevzuat hükmünde düzenlenen fiilin benzer nitelikte olduğu, konu ile ilgili olarak adli soruşturma kapsamında yapılacak tespitlerin, bakılmakta olan davanın neticesini etkileyebileceği görüldüğünden, olayın adli yargı sürecinin de değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Dava konusu Kurul kararına esas tespitlerin, aynı zamanda ceza soruşturma ve kovuşturmasına konu olması gerektiği görülmekle birlikte, dava dosyası içeriğinde konu ile ilgili olarak herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, bu eksikliğin Dairemiz tarafından alınacak ara kararı ile giderilerek işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, aksi yönde verilen karara katılmıyorum.
Danıştay 13. Daire, E. 2020/316, K. 2024/481, 1 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama