KÜNYE
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/2770 E., 2024/2872 K.·T.C. Danıştay Onüçüncü Daire
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2024
- Esas No
- 2021/2770
- Karar No
- 2024/2872
- Temyiz eden (davacı)
- ... A.Ş.
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davalı)
- ...Kurumu
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
746 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 41. maddesi uyarınca davacı şirket hakkında soruşturma açılmaması yönündeki ... tarih ve ... sayılı Rekabet Kurulu (Kurul) kararına karşı, coğrafi pazarın "Tüm Türkiye" olarak belirlenmesinin ve VPN hizmetlerine ilişkin maliyet hesaplamalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiği yönünde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca yapılan başvurunun reddine ilişkin ...tarih ve ... sayılı Kurul kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...
İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı tarafından, eşit etkinlikte rakip testinin uygulanmadığı, kendisinin rasyonel maliyetlerine bakılması gerektiği, VPN hizmetinin maliyet hesaplamasında olası en yüksek maliyetin dikkate alındığı, 5 MBPS altı hızlar için daha az maliyetli teknolojiler olduğu iddialarıyla maliyet analizinin yanlış yapıldığı iddia edilmiş ise de, söz konusu maliyet analizlerinin ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla davacı hakkında yürütülen önaraştırma sonucunda dosya konusu iddialar hakkında soruşturma açılmasını gerektirip gerektirmediğinin saptanması amacıyla yapıldığı,
dolayısıyla rekabetin ihlal edilip edilmediği (maliyet altı fiyat teklif edilip edilmediği yönünden) hususunda yüksek bir maliyetin dikkate alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gibi, yüksek belirlenen maliyetin daha sonraki katılınacak ihalelerde maliyet altı teklifler verilmesi sonucuna yol açacağı iddiasının ihtimale dayalı bir durum olduğu ve her ihalenin kendi şartları ve koşullarında değerlendirilmesi gerektiğinden bu iddiaya itibar edilmediği, davacının coğrafi pazarın yanlış tanımlandığı ve bu nedenle hakim durum tespitinin hatalı olduğu yönündeki iddiasına ilişkin olarak,
her ne kadar diğer işletmecilerin alt yapı faaliyetlerini geliştirdikleri ve pazar dinamiklerinin değiştiği belirtilmiş olsa da, davacının Türkiye'de bakır altyapının %100'üne ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun 2018 yılı "Üçüncü Çeyrek Pazar Verileri"ne göre fiber altyapının %79'una sahip olduğu, işletmecilerin kendi altyapılarını kurmalarının yüksek yatırım maliyeti gerektiği, ayrıca bir işletmecinin alt yapısının bulunduğu bölgede öncelikle bu alt yapının paylaşılması yoluna gidilmesinin zorunluluğu hususları dikkate alındığında diğer işletmecilerin davacı şirket ile etkin bir altyapı rekabetine girebilmesinin mümkün olmadığı,
bahse konu pazarda alternatif işletmelerin sınırlı sayıda kaldığı gibi hizmet sağlayabildikleri bölgelerinin kısıtlı olduğu dikkate alındığında davacı şirketin coğrafi pazarının tüm Türkiye olarak belirlenmesinde ve hakim teşebbüs konumunda olduğu yönündeki tespit ve değerlendirmelerde ve davacının başvurusunun reddine ilişkin Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı tarafından, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararında maliyetlerinin gerçekte olduğunun yaklaşık 1.5 katı olarak hesaplandığı, maliyet hesaplamalarında eşit etkinlikte bir rakiple değil varsayımsal bir teşebbüsün olası en yüksek maliyetleriyle karşılaştırma yapıldığı,
söz konusu varsayımsal teşebbüsle yapılan karşılaştırma ile elde edilen maliyet hesaplamalarında dahi fiilen kullanılmakta olan topoloji içerisindeki kurguların dikkate alınması gerektiği, ürün pazarının tüm Türkiye olarak belirlenilmesi için ürün çeşitliliğinin, arz ve talep dengesinin tüm Türkiye'de eşit oranda dağılmasının gerektiği, ülkemizin batı bölgesinde yer alan iller ile geri kalan iller arasında arz ve talep dengesinin olmadığı, bu nedenle pazarın coğrafi ayrım yapılarak değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 13. Daire, E. 2021/2770, K. 2024/2872, 26 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama