KÜNYE
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/14 E., 2024/502 K.·T.C. Danıştay Onüçüncü Daire
- Karar tarihi
- 2 Şubat 2024
- Esas No
- 2024/14
- Karar No
- 2024/502
- Temyiz eden (davalı)
- ... Belediye Başkanlığı
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davacı)
- ... Telekomünikasyon A.Ş.
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
896 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: ... tarih ve ... sayılı ödeme emrine konu 2.233.544,86-TL tutarındaki borcun ödenmediğinden bahisle davacının Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O.'daki hesaplarına haciz konulmasına yönelik Bingöl Belediye Başkanlığı İşletme ve İştirakler Müdürlüğü'nün... tarih ve ... sayılı haciz bildirimi işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...
İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; belediyelere ait ve vadesinde ödenmemiş olan kamu alacakları için haciz uygulanması yoluna gidilebilmesi için, öncelikle borçlunun malvarlığının haczedilmesi kararını ifade eden, belediye başkanı ya da belediye başkanının bu konuda yetkilendirdiği memur tarafından onaylanan haciz varakası düzenlendikten sonra haciz bildirimi yapılması suretiyle borçlu kişinin üçüncü kişiler nezdindeki hak ile alacaklarına haciz tatbik edilmesi gerektiği, somut olayda ise, bankaya yapılan haciz bildirimi ile davacının söz konusu bankadaki hesabına haciz uygulandığı,
ancak Mahkemece yapılan ara kararına cevaben davalı idarece haciz işlemine dayanak olarak haciz bildirimi dışında herhangi bir bilgi ve belge sunulamadığı, dolayısıyla dava konusu haciz işleminin haciz varakası düzenlenmeden uygulandığı anlaşıldığından, haciz varakası düzenlenmeden uygulanan dava konusu haciz işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; dava konusu haciz işleminin dayanağı olan Bingöl Belediye Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işlemi ekinde gönderilen 2.233.544,86 TL bedelli "2015 yılı sabit ve mobil haberleşme altyapı tesisleri menhol yer kullanım bedeli" açıklamalı tahakkuk icmali ve tahakkuk fişi ile dayanağını ihtiva eden ... tarih ve ... sayılı Bingöl Belediye Meclisi kararı ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararı ile iptal edildiğinden, dayanağı kalmayan dava konusu haciz işleminde bu yönüyle hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davalı idare tarafından, Mahkeme kararında sözü edilen haciz varakasının mevcut olduğu ve dava dosyasına sunulduğu, haciz varakalarının idari davaya konu edilemeyeceği, yeraltı ve yerüstü kabinetlerinin geçiş hakkı kapsamında değerlendirileceği fakat bu değerlendirmenin geçiş hakkı metraj hesabında gündeme geleceği, yer kullanım bedellerinde ise 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun 97. maddesi uyarınca ücret tarifesi belirlenerek işlem yapılacağı, kabinetlerin 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 5. maddesindeki yapı tanımına girdiği,
tesis paylaşımı için başvuruda bulunan işletmeciler tarafından survey ücreti, başvuru ücreti ve kabinetlere ilişkin yer kullanım ücretlerinin tesis sahibine ödenmesi zorunlu iken söz konusu alanda malik olan belediyenin evleviyetle bu bedelleri tesisi ilk kuran işletmeciden tahsil etmesinin zorunlu olduğu, 2464 sayılı Kanun'un 97. maddesine dayanılarak belediye meclisince ücretlendirilen hizmetler için ilgililerin müracaatının gerekli olmasının, müraaat edilmeden belediyenin imkânlarından yararlanıldığının tespiti hâlinde belediyenin bedel tahsil etme yetkisini ortadan kaldırmayacağı;
davacı şirketin imtiyazlı sözleşme sahibi olmasının mevzuatta belirlenen yükümlülüklerden muaf olduğu anlamına gelmediği, davacı şirkete belediyenin yetki ve sorumluluğu altında olan yerleri bedelsiz kullanma hakkı tanıyan objektif bir düzenleme de bulunmadığı, 406 sayılı Kanun ile davacı şirkete tanınan tüm ayrıcalıkların 5809 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi ile kaldırıldığı, davacının herhangi bir kazanılmış hakkının bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davacı tarafından, davalı idarenin davacı şirketle geçiş hakkı sözleşmesi imzalamadığı ve geçiş hakkına konu metraj hesabını yaparken davacı şirketle mutabık kalmadığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından geçiş hakkı sözleşmesi olmaksızın geçiş hakkı ücreti alınmaması gerektiği yönünde görüş bildirildiği, geçiş hakkı bedeline konu edilen kablo vb. gereçlerin toplam uzunluğunun davalı idarece tespit edilen rakamların yarısına dahi ulaşmadığı, menhol genişliği baz alınarak hesaplamalarda 3 çarpanı kullanılmasının mevzuattaki açıklamadan çıkarılamayacak bir sonuç olduğu,
şirket menholleri ve saha dolaplarının elektronik haberleşme istasyonu olmadığı, Ortak Yerleşim ve Tesis Paylaşımına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ'in belediye tarafından tesis edilen işlemlere dayanak teşkil edemeyeceği, idarece başvuru bedeli, keşif bedeli, survey bedeli olarak nitelendirilen ücretlendirmelerin keyfi olduğu, geçiş hakkı ücretlerinin belirlenmesinde sadece kablo güzergâhının uzunluğunun dikkate alınması gerektiği, saha dolapları ve menholler için ayrıca ücret talep edilmesinin hukuka aykırı olduğu,
5809 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra ikincil mevzuat olarak düzenlenen Yönetmelik'te yürürlük tarihinden önce kurulan elektronik haberleşme altyapısı ve şebekesinin geçiş hakkı bedeline konu edilmediği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 13. Daire, E. 2024/14, K. 2024/502, 2 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama