KÜNYE
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/808 E., 2024/1946 K.·T.C. Danıştay Onüçüncü Daire
- Karar tarihi
- 2 Mayıs 2024
- Esas No
- 2024/808
- Karar No
- 2024/1946
- Temyiz eden (davalı)
- ... Kurulu
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davacı)
- ... Yayıncılık A.Ş.
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
706 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Davacı şirkete ait “...” logosuyla yayın yapan televizyon kanalında, ... tarihinde saat: ...'da yayınlanan "..." adlı programda, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan “...Kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içermez.” ilkesinin ihlâl edildiğinden bahisle aynı Kanun'un 32. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 117.296,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:...
K:... sayılı kararda; davacı yayın kuruluşunca yapılan programda kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadelere yer verildiğinden bahisle yayın kuruluşuna idarî para cezası verilmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta; ifade özgürlüğünü tamamlayan ve onun kullanılmasını sağlayan basın özgürlüğünün de ifade özgürlüğü gibi mutlak ve sınırsız olmadığı,
Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre, ifade özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden ve bu bağlamda ifade özgürlüğünü kullananların uyması gereken görev ve sorumluluklardan birinin de, başkalarının şöhret veya hakları olduğu; diğer yandan Devletin, bireyin şeref ve itibarına keyfî olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlü olduğu; somut olayda yayında verilen ifadelere kişilere veya kuruluşlara özel bir isnatta bulunulmadığı, basın özgürlüğü çerçevesinde nitelendirilecek yorum ve söylemlere yer verildiği,
bu hâliyle isnat edildiği üzere kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadelere yer verilmesi fiilinin sübuta ermediği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davalı idare tarafından, uyuşmazlığa konu yayında yer alan ifadelerin basın özgürlüğü ile bağdaşmadığı, ifade özgürlüğünün sınırlarının aşıldığı, yaptırıma konu ifadelerin canlı yayında sarf edilmesinin işlemi hukuka uygun kılmayacağı, canlı yayınlarda da mevzuatta yer verilen yükümlülüklere uygun yayın yapılmasının gerektiği, emsal yargı kararlarında yer verilen değerlendirmeler de göz önüne alındığında temyize konu kararda hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davacı tarafından, söz konusu yayınla ilgili olarak bahsi geçen ... tarafından yayın kuruluşuna gönderilmiş ihtarname, cevap ve düzeltme metni vs. bulunmadığı, basının yüzde yüz kanıtlanmış somut olgulardan hareket etmesinin beklenemeyeceği, aksinin kabulü basının işlevini ortadan kaldıracağı, programda bahsi geçen kişinin İçişleri Bakanı olduğu, dolayısıyla kamuoyuna mal olmuş bir kişi olarak hakkındaki her iddianın kamuoyu tarafından ilgiyle takip edildiği, bu sebeple görevi ve konumu dikkate alındığında sıradan yurttaşlara göre eleştiri eşiğinin daha yüksek kabul edilmesinin gerektiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 13. Daire, E. 2024/808, K. 2024/1946, 2 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama