KÜNYE
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2018/1800 E., 2021/5966 K.·T.C. Danıştay Üçüncü Daire
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2021
- Esas No
- 2018/1800
- Karar No
- 2021/5966
- Temyiz eden (davalı)
- ... Vergi Dairesi Müdürlüğü
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davacı)
- Tasfiye Halinde ... Mimarlık Elektrik İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
687 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına, 2010 yılının Ocak ila Ağustos, Ekim ila Aralık dönemlerine ait katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası, özel usulsüzlük cezası ve gecikme faizinden oluşan kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ödeme emri içeriği vergi ve cezalara ilişkin ihbarnamelerin davacı şirket ile tasfiye memurunun bilinen adreslerinde tebliğ edilemediğine dair tebliğ alındısının, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesinde belirtilen şahısların imzasına yer verilmek suretiyle tutanak haline getirilmediği anlaşıldığından ilanen tebliğ koşullarının oluştuğundan ve kamu alacağının kesinleştiğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle ödeme emri iptal edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY
Tasfiyesinin tamamlandığı hususu 28/01/2016 tarihinde tescil edilip 03/02/2016 tarih ve 9003 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilerek tüzel kişiliği sona eren davacı şirket adına düzenlenen ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emrinin iptali istemiyle dava açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönünden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından iptal davası açılabileceği, aynı Kanunun 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi uyarınca dilekçelerin ehliyet yönünden inceleneceği, bu hususta kanuna aykırılık bulunması halinde aynı Kanunun 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca davanın reddine karar verileceği, 31. maddesinin 1. fıkrasında,
ehliyet ve vekalete ilişkin olarak 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun ilgili düzenlemelerine göndermede bulunulmakla yetinilmiş olup 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 447. maddesinin 2. fıkrasında, mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/06/1927 tarih ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na yapılan yollamaların, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı, anılan Kanunun 71. maddesinde;
dava ehliyeti bulunan herkesin, davasını kendisi veya tayin ettiği vekil aracılığıyla açabileceği ve takip edebileceği, 51. maddesinde ise davaya ehliyetin, medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Yukarıda yer verilen düzenlemeler uyarınca yargılama işlemlerinde bulunabilmek için, öncelikle hak ehliyetine sahip olmak gereklidir. Şirketler için söz konusu ehliyet tüzel kişiliğin kazanıldığı tarihten kaybedildiği tarihe kadar mevcut olan bir niteliktir. Başka anlatımla; bir şirketin hak sahibi olması, borçlu kılınabilmesi ve temsili, ancak tüzel kişilik kazandığı tarihle tüzel kişiliğinin sona erdiği tarih arasındaki zaman diliminde olanaklı bulunmaktadır.
Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, tasfiye dönemi tamamlanan şirketlerin tüzel kişilikleri, ticaret sicilinden silinmeleriyle sona erer. Olayda, dava şirketin tüzel kişiliği de tasfiyenin sonuçlandırıldığı hususunun ticaret sicili gazetesinde ilan edilmekle sona ermiş bulunmaktadır.
Bu hukuki durum karşısında; tüzel kişiliği sona eren şirket adına düzenlenen ödeme emri herhangi bir hukuksal sonuç doğurmayacağı açık olmakla birlikte, tüzel kişiliğin sona erdiği tarihten sonra şirketin haklara sahip olması, borçlu kılınması ve temsili olanaklı olmadığından, ehliyet yönünden reddedilmesi gereken davayı yazılı gerekçeyle sonuçlandıran Vergi mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddi yolundaki Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.
Danıştay 3. Daire, E. 2018/1800, K. 2021/5966, 9 Aralık 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama