KÜNYE
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2018/3483 E., 2021/3874 K.·T.C. Danıştay Üçüncü Daire
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2021
- Esas No
- 2018/3483
- Karar No
- 2021/3874
- Temyiz eden (davalı)
- …Vergi Dairesi Müdürlüğü/…
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davacı)
- …
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K: … sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
828 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına, … Danışmanlık Yatırım İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden alınamayan 2010 yılının Ağustos ve Eylül dönemlerine ait katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinden oluşan kamu alacağının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Asıl borçlu şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırması neticesinde şirkete ait 8 adet araç ve banka hesaplarında 3.613,10-TL nakit para tespit edilmesine rağmen mal varlıklarının yetersiz olması, üzerilerinde haciz ve/veya rehin bulunması nedeniyle takip edilen kamu alacağının şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması nedeniyle davacı adına dava konusu ödeme emri düzenlenmiş ise de söz konusu mal varlıklarının satışı sırasında önceliği bulunan vergi borçlarını karşılayıp karşılamadığı ancak haciz, rehin ve ipotekli malların satışı sonrası saptanabileceğinden asıl borçlu şirket hakkındaki takip yollarının usulüne uygun biçimde tamamlandığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle ödeme emri iptal edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyen kamu alacağının tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ…'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ve kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY
Asıl borçlu şirket tarafından ödeme emri içeriği borcun vadesinde ödenmemesi üzerine yapılan malvarlığı araştırması sonucunda şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacağının tahsili amacıyla davacı adına şirket ortağı sıfatıyla dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı;
aynı Kanun'un 62. maddesinde ise, borçlunun mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı hüküm altına alınmıştır.
Aynı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde, tahsil edilemeyen amme alacağı teriminin, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını;
tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı teriminin, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Şirket ortaklarının, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesine göre takibi gerekmekte olup, bir tüzel kişinin ortağının sorumlu tutularak, 6183 sayılı Kanun'un değinilen hükmü uyarınca takip edilebilmesi için kamu alacağının ortak sıfatıyla kendisinden tahsil edileceğinin şirket ortağına duyurulmasından önce borcun tüzel kişiye usulüne uygun biçimde tebliğ edilmesi, uyuşmazlık yaratılmak suretiyle ya da uyuşmazlık yaratılmaksızın kesinleşip vadesinde ödenmemiş olması, bu nedenlerle tüzel kişinin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 54, 55 ve müteakip maddeleri uyarınca takip edilmesi ve bütün bunlara rağmen kamu alacağının tüzel kişiliğin mal varlığından tamamen ya da kısmen tahsil edilememiş olması gerekir.
Asıl borçlu şirkete ait araçlar üzerinde çeşitli vergi dairesi müdürlükleri, icra müdürlükleri ve Sosyal Güvenlik Kurumu'nun haciz ve ihtiyati haciz şerhleri bulunması ve banka rehinli olması karşısında yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri çerçevesinde amme alacağının şirketten tahsil olanağı bulunmadığı anlaşıldığından davacının sorumlu olduğu dönemler de dikkate alınarak ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken ulaştığı aksi yöndeki yargıyı hükme esas alarak dava konusu ödeme emrini iptal eden Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerekmiştir.
(X)-KARŞI OY
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar bozulması istenen Vergi Dava Dairesi kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında istemin kabulünü gerektirecek durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ve kararın onanması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.
Danıştay 3. Daire, E. 2018/3483, K. 2021/3874, 20 Eylül 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama