KÜNYE
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2019/5035 E., 2022/2560 K.·T.C. Danıştay Üçüncü Daire
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2022
- Esas No
- 2019/5035
- Karar No
- 2022/2560
- Temyiz eden (davalı)
- … Vergi Dairesi Müdürlüğ/…
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davacı)
- … Çelik Servis Merkezi Sanayi Ticaret Anonim Şirketi
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
722 kelime·4 dk okuma·4 bölüm
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, ihracattan kaynaklı satış hasılatının binde beşi oranındaki götürü gider indiriminin kurum kazancının belirlenmesinde dikkate alınması gerektiği ihtirazi kaydıyla verilen 2017 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerinden yapılan tahakkukun 247.341,76 TL'lik kısmının kaldırılarak fazladan ödenen 49.893,34 TL geçici vergi ve 197.448,42 TL kurumlar vergisinin yasal faizi ile birlikte iadesine hükmedilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: 07/03/1996 tarih ve 22573 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 194 Seri No'lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin 5. bölümünde, mükelleflerin yurt dışındaki işlerle ilgili belgesiz giderlerinin muhasebe kayıtlarına intikal ettirilmesi,
bu giderlerden hasılatın binde beşine tekabül eden kısmının kanunen kabul edilen gider olarak gösterilmesi gerektiği belirtilerek götürü gider uygulamasına yönelik bir açıklama getirilmiş ise de 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 40. maddesinin 1. bendinde ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan ve Vergi Usul Kanunu uyarınca belgelendirilmesi gereken genel giderlere ilaveten yurt dışındaki işlerle ilgili giderlere karşılık olmak üzere hasılatın binde beşini aşmamak şartıyla götürü giderin kazançtan indirilebileceği hususu herhangi bir şarta bağlı kalmaksızın kabul edildiğinden,
götürü gider indirimi için belgesi temin edilemeyen bir harcama olduğunun ve bu harcamanın muhasebe kayıtlarına intikal ettirildiğinin ispatına gerek bulunmadığı, bu nedenle davacı şirketin, kurum kazancının tespitinde 2017 yılı ihracat hasılatının binde beşini götürü gider olarak indirime konu etmesinde herhangi bir yasal engel bulunmadığı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112.maddesinin 4.fıkrasında;
fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin, fazla veya yersiz tahsilatın mükelleften kaynaklanması halinde düzeltmeye dair müracaat tarihi, diğer hallerde verginin tahsili tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte, 120. madde hükümlerine göre mükellefe red ve iade edileceği, Anayasa'nın 125. maddesinde yer verilen "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." hükümleri gereğince davacıdan haksız olarak tahsil edilen verginin,
dava tarihinden itibaren işletilecek tecil faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle tahakkuk iptal edilmiş, fazladan ödenen geçici vergi ile kurumlar vergisinin dava tarihinden itibaren işleyecek tecil faizi ile birlikte davacıya iadesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Gelir Vergisi Kanunu'nun 40. maddesi ve 194 sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliği uyarınca, götürü giderin, mükelleflerin yurt dışındaki işleri ile ilgili olarak yapmış oldukları giderlerden belgesi temin edilemeyenlerin anılan faaliyetlerden sağlanan hasılatın belirli bir oranını aşmamak kaydıyla ticari kazançtan indirilebileceği, Tek Düzen Muhasebe Sisteminde işletmenin faaliyetleri sonucunda doğan tüm giderlerin vergi yasalarınca ticari kazançtan indiriminin kabul edilmiş olsun veya olmasın doğrudan ilgili oldukları gider hesaplarında muhasebeleştirilmesinin gerektiği,
muhasebe düzeninden sağlanan bilgilerle dönem sonunda vergi matrahına ulaşılabileceği, buna göre işletmenin yurt dışı faaliyetlerine ilişkin olarak yapılan belgesiz giderlerin de tekdüzen muhasebe sisteminde ilgili gider hesaplarında izlenmesinin ve dönem sonunda kar-zarar hesabına aktarılmasının zorunluluk arz ettiği, ancak davacının yaptığını iddia ettiği giderleri muhasebe kayıtlarına intikal ettirmediği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idarenin iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, götürü gider indiriminden yararlanılabilmesi için kanunda öngörülmeyen yasal deftere kayıt şartının idari düzenlemeler ile getirilemeyeceği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 3. Daire, E. 2019/5035, K. 2022/2560, 30 Mayıs 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama