KÜNYE
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2019/6641 E., 2020/5401 K.·T.C. Danıştay Üçüncü Daire
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2020
- Esas No
- 2019/6641
- Karar No
- 2020/5401
- Temyiz eden (davalı)
- … Vergi Dairesi Başkanlığı/… (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
- Vekili
- Av. … (Aynı Yerde
- Karşı taraf (davacı)
- …
- Vekili
- Av. … (E-Tebligat
- İstemin konusu
- Danıştay Dokuzuncu Dairesinin bozma kararına uyularak verilen … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E: … , K: … sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
572 kelime·3 dk okuma·4 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına, bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığı ve muhasebe standartlarına, tek düzen hesap planı ve işleyişine ilişkin kural ve standartlara uymadığı yolunda saptamalar içeren vergi inceleme raporuna dayanılarak 2012 yılı için re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ve aynı yılın tüm dönemleri için re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı geçici vergi ile aynı yılın Nisan-Haziran, Temmuz-Eylül, Ekim-Aralık dönemlerine yönelik iştirak nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezası ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin 1. ve 6. bentleri gereğince kesilen özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Vergi Mahkemesi kararının, bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ve geçici vergi üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezası ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin 1. bendi gereğince kesilen özel usulsüzlük cezasının 18.053,50 TL'ye isabet eden kısmı yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasının bozulması üzerine söz konusu bozma hükmüne uyularak;
havale ve eft tutarlarını içeren hesap ekstrelerindeki tutarların ne kadarının davacının ticari faaliyetine ilişkin olduğu dikkate alınmadan, tamamı davacının hasılatı olarak değerlendirilerek ve inceleme elemanınca kayıt ve beyan dışı bırakılan hasılatın, Ticaret ve Sanayi Odası'ndan sektördeki karlılık ve fire oranlarının araştırılarak bu veriler doğrultusunda tespiti gerekirken,
herhangi somut bir veriye dayanılmaksızın salt davacının beyanı esas alınarak matrah farkı bulunduğu anlaşıldığından eksik incelemeye dayalı salınan vergi ve kesilen cezalarda hukuka uygunluk görülmediği gibi davacının hangi fiillere ne suretle iştirak ettiği araştırılarak iştirak fiilinin ortaya konulması gerekirken, herhangi somut saptama olmaksızın sadece mevzuat hükümleri tekrar edilerek iştirak nedeniyle vergi ziyaı cezasının kesilmesinin de hukuka uygun düşmediği gerekçesiyle vergi ve cezaların sözü edilen kısmı kaldırılmıştır.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı adına salınan vergi ve kesilen cezaların hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Vergi Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Temyiz istemine konu edilen kararın, iştirak nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezasının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrası aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Dairemizce de uygun bulunmuştur.
Mahkeme kararlarının Danıştay tarafından bozulması halinde, mahkemelerce bozmaya ilişkin kararlar üzerine yeniden verilen kararlara karşı yapılan temyiz başvurularının, bozma kararındaki esaslara uyulup uyulmadığı yönünden incelenebileceği, temyiz istemine konu yapılan kararın, bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ve geçici vergi üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezası ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin 1. bendi gereğince kesilen özel usulsüzlük cezasının 18.053,50 TL'ye isabet eden kısmının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasının Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 08/05/2018 tarih ve E:2016/9263,
K:2018/2706 sayılı kararındaki esaslar doğrultusunda verildiği anlaşıldığından temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebepler sözü edilen hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 3. Daire, E. 2019/6641, K. 2020/5401, 14 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama