KÜNYE
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2020/2436 E., 2024/398 K.·T.C. Danıştay Üçüncü Daire 2-(DAVACI) …
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2024
- Esas No
- 2020/2436
- Karar No
- 2024/398
- Temyiz edenler
- 1-(DAVALI) … Vergi Dairesi Müdürlüğü/…
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
1.237 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
Dava konusu istem: Davacının kanuni temsilcisi olduğu … İnşaat Taaühhüt Ticaret Sanayi Limited Şirketi'nden alınamayan 2002 ila 2013 yıllarının muhtelif dönemlerine ait kamu alacağının tahsili amacıyla banka hesaplarına uygulanan hacizlerin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Mahkemelerince verilen ara kararı üzerine davalı idarece,asıl borçlu şirketin 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına dair Kanun'dan yararlanmak suretiyle borçlarının yapılandırılması ve taşınmazı üzerine Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nin 24/10/2017 tarih ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca kamulaştırma şerhi konulması nedeniyle davalı idarece söz konusu taşınmazın satış işlemine devam edilmediği bildirilmiş ise de değinilen Kanun uyarınca yapılan kamulaştırma işleminin,
mevzuatı gereği kısa sürede sonuçlanan bir işlem olması sebebiyle kamulaştırma işleminin sonucunda kamu alacağının ne kadarlık kısmının karşılandığının net olarak ortaya konulması ve alacağın karşılanmayan kısmı için kanuni temsilci adına takibe geçilmesi gerekirken bu yola gidilmeden uygulanan hacizde hukuka uygunluk görülmediği gibi asıl borçlu şirket tarafından, dava konusu haczin dayanağı ödeme emirleri içeriği kamu alacağının bir kısmının 6111,
6552 ve 6736 sayılı Kanunlar kapsamında yapılandırılması üzerine şirketin vergi borçları nitelik değiştirip yeni bir borç haline geldiğinden ödenmeyen vergi borçları için öncelikle asıl borçlu şirket adına takip yapılması gerektiğinden davacının takibinde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle dava konusu haciz kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının 12/02/2007 tarihli ortaklar kurulu kararıyla asıl borçlu şirkete 10 yıllık süre için kanuni temsilci seçildiği dikkate alındığında, dönemi ve vadesi bu tarihten önceye rastlayan amme alacağından sorumlu tutulamayacağından, dava konusu hacizlerin 2002 ila 2006 yıllarına ait borçlardan kaynaklanan kısmında hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle istinaf istemi hacizlerin değinilen kısmının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrası yönünden reddedilmiştir.
Dava konusu hacizlerin 2007 ila 2013 yılları ait kamu alacağında kaynaklanan kısmı yönünden ise davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinin 2012 ve 2015 yıllarında usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, vadeleri 2007 ila 2013 yıllarına rastlayan alacaklar için tahsil zamanaşımının, 2008 yılında aslı borçlu şirketin taşınmazına uygulanan haciz ile 2011 ve 2014 yıllarında 6111 ve 6552 sayılı Kanun'lar kapsamında yapılan yapılandırmalar nedeniyle kesildiği anlaşıldığından sözü edilen amme alacağının tahsil zamanaşımına uğramadığı gerekçesiyle Vergi Mahkemesi kararının, hacizlerin,
değinilen borçlardan kaynaklanan kısmının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusu kabul edilerek değinilen hüküm fıkrası kaldırıldıktan sonra hacizlerin, sözü edilen kısmı yönünden dava reddedilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davalı idare tarafından, asıl borçludan alınamayan alacağın tahsili amacıyla uygulanan hacizlerde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir. Davacı tarafından, 6111 sayılı Kanun kapsamında şirketin tüm borçlarının 2011 yılında yapılandırıldığı ve 2016 yılı sonu itibarıyla söz konusu kamu alacağının tahsil zamanaşımına uğradığı, yapılandırılan vergi alacağı için şirket adına yeniden ödeme emri düzenlenerek takip yapılmadığı dolayısıyla dava konusu hacizlerin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI
Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ: Davalı idare temyiz isteminin reddi, davacı temyiz isteminin ise kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY
Davacının kanuni temsilcisi olduğu. İnşaat Taaühhüt Ticaret Sanayi Limited Şirketi adına kayıtlı ''Kocaeli İli, Darıca İlçesi, ... Mahallesi''nde bulunan taşınmazın ... Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı gereğince … tarih ve … yevmiye numaralı kamulaştırma işlemi sonucu Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı adına tescil edildiği,.
Gebze Şubesinin … tarih ve … sayılı yazısı ile kamulaştırma bedeli olan 2.089.671,70 TL'nin 1.975.000 TL'sinin davalı Uluçınar Vergi Dairesinin banka hesabına gönderildiğinin belirtildiği, davacı şirketin 6111 ve 6552 sayılı Kanunlar kapsamında 2011 ve 2014 yıllarında vergi borçlarının bir kısmının yapılandırıldığı, anılan yapılandırmaların ihlal edilmesi nedeniyle iptal edildiği ve 2002 ila 2013 yıllarının muhtelif dönemlerine ait amme alacağının vadesinde ödenmediğinden bahisle söz konusu borcun tahsili amacıyla davacının banka hesaplarına dava konusu hacizlerin uygulandığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, bu ödevlerin yerine getirilmemesi yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı kurala bağlanmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, onbeş gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı; aynı Kanunun 62. maddesinde ise, borçlunun mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı hüküm altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Davalı idare tarafından temyiz istemine konu edilen Vergi Dava Dairesi kararının; dava konusu hacizlerin, 2002 ila 2006 yıllarına ait borçlardan kaynaklanan kısmına ilişkin hüküm fıkrası aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Dairemizce de uygun bulunmuştur.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, kamulaştırma bedeli olan 2.089.671,70 TL'nin 1.975.000 TL'sinin davalı Uluçınar Vergi Dairesinin banka hesabına gönderildiği dikkate alındığında, davalı idarece tahsil edilen tutar göz önüne alınmak suretiyle alacağın şirketten tahsil edilemeyen kısmı için kanuni temsilci adına takibe geçilmesi gerekirken bu yola gidilmeden uygulanan hacizde hukuka uygunluk görülmediğinden Vergi Dava Dairesi kararının, dava konusu hacizlerin, 2007 ila 2013 yılları ait kamu alacağından kaynaklanan kısmı yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasının bozulması gerekmiştir.
Danıştay 3. Daire, E. 2020/2436, K. 2024/398, 8 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama