KÜNYE
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2020/810 E., 2023/446 K.·T.C. Danıştay Üçüncü Daire
- Karar tarihi
- 23 Şubat 2023
- Esas No
- 2020/810
- Karar No
- 2023/446
- Temyiz eden (davacı)
- …
- Vekili
- Av…
- Karşı taraf (davalı)
- … Vergi Dairesi Başkanlığı/…
- Vekili
- Av…
- İstemin konusu
- …. Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
754 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Davacının, 2015 yılı içerisinde gerçekleştirdiği gayrimenkul satışlarını neticesinde elde ettiği kazancı kayıt ve beyan dışı bıraktığı yolunda saptamalar içeren vergi inceleme raporuna dayanılarak adına re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda, muhtelif ada ve parsellerden kendi payına düşen gayrimenkulleri 2013, 2014, 2015 ve 2016 yıllarında sattığı saptanan davacının gayrimenkul alım satım faaliyetini kanunun aradığı anlamda devamlı biçimde gerçekleştirdiği ve bu faaliyetinin ticari kazanca ilişkin tüm koşulları taşıdığı, satış hasılatına vergiyi doğuran olayla ilgisi tabi ve açık bulunan alıcı ifadeleri ve harici araştırmalar, maliyete ise davacının beyanı dikkate alınmak suretiyle ulaşılarak tarh matrahının tespit edildiği olayda, davacı adına yapılan bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Satışların maliyetini oluşturan arsanın alış fiyatını ihtiva eden bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu, tacir olmadığı, ihtiyacı oldukça taşınmaz satışı yaptığı, rapordaki tutarların keyfi olarak belirlendiği, bu keyfiliğin vergilendirmede adalet ilkesini ihlal ettiği, söz konusu satışların ticari faaliyet kapsamında olmadığı, dolayısıyla re'sen salınan vergi ziyaı cezalı gelir vergisi tarhiyatının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİM …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, görüşme tutanağında ve Uyap kayıtlarında karar tarihinin 28/06/2019 olduğu anlaşıldığından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca Vergi Mahkemesi kararında sehven 27/06/2019 olarak yer alan tarihin 28/06/2019 olarak düzeltilmesi suretiyle işin gereği görüşülüp düşünüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
(X)-KARŞI OY
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun, vergi kanunlarının uygulanması ve ispatı düzenleyen 3. maddesinin (B) bendinde; vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu ve yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, vergiyi doğuran olayla ilgisi doğal ve açık olmayan tanık anlatımının kanıtlama aracı olarak kullanılamayacağı, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa ait olduğu,
30. maddesinin 4. bendinde defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tesbitine imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunmaması halinde matrahın re'sen takdir edileceği.
134. maddesinde vergi incelemesinden maksadın ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun araştırılması, saptanması ve sağlanması olduğu, 267. maddesinde emsal bedel, gerçek bedeli olmayan veya bilinmeyen veya doğru olarak tespit edilemeyen bir malın, değerleme gününde satılması halinde emsaline nazaran haiz olacağı değer olarak tanımlandıktan sonra,
hangi sıra ve esaslara göre tesis olunacağı üç sıra halinde açıklanmış, emsal bedel tayin olunurken, sırasıyla, birinci sırada ortalama fiyat esası, ikinci sırada maliyet bedeli esası, üçüncü sırada getirilen takdir esasının önceki sırada belirtilen esaslara göre belli edilemeyen emsal bedellerinin ilgililerin başvurusu üzerine takdir komisyonunca maliyet bedeli ve piyasa kıymetleri araştırılmak ve kullanılmış eşya için ayrıca yıpranma dereceleri nazara alınmak suretiyle takdir yolu ile belli edileceği kurala bağlanmıştır.
Davacının, 2015 yılında gerçekleştirdiği gayrimenkul satışlarına ilişkin davacıya maliyetlerinin sorularak tespit edildiği, ancak harici araştırma yapılarak gerçek maliyetlerinin ne olduğu konusunda herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi arsa bedellerinin uyuşmazlık konusu döneme göre yeniden belirlemeye de gidilmediği dikkate alındığında Vergi Dava Dairesince gayrimenkul satışlarına ilişkin arsa maliyetinin gerçek değeri araştırılmak suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere temyize konu kararının bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.
Danıştay 3. Daire, E. 2020/810, K. 2023/446, 23 Şubat 2023 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama