KÜNYE
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2022/1031 E., 2022/2538 K.·T.C. Danıştay Üçüncü Daire
- Karar tarihi
- 26 Mayıs 2022
- Esas No
- 2022/1031
- Karar No
- 2022/2538
- Temyiz edenler
- 1- (DAVALI) :... Vergi Dairesi Müdürlüğü
Karar Metni
807 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
2- (DAVACI) ... Petrol İnşaat Madencilik Nakliye Hafriyat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
Dava konusu istem: Davacı adına, komisyon karşılığı sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlediği ve yurtdışı satışlara ilişkin döviz cinsi işlemlerini kur değerlemesine tabi tutmak suretiyle değerleme sonucu oluşan kur farkının kurum kazancının tespitinde gelir veya gider/maliyet unsuru olarak dikkate almadığı yolundaki tespitler içeren vergi tekniği raporu uyarınca düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak 2016 yılı için re’sen salınan bir ve üç kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin 1. bendi gereğince kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacı hakkındaki saptamalardan ... Ambalaj Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketine sahte fatura düzenlemek suretiyle komisyon geliri elde ettiği sonucuna varıldığı, öte yandan ... tarih ve ... sayılı faturanın muhteviyatı itibariyle yanıltıcı nitelik arz ettiği, dava konusu dönemde yabancı para cinsinden alacaklarına ilişkin dönem sonu kayıtlarında değerleme işlemlerinin gerçekleştirilmediğinin davacının kendi beyanıyla da sabit olduğu anlaşıldığından yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı, somut bir saptama olmaksızın özel usulsüzlük cezası kesilemeyeceği gerekçesiyle bir ve üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi yönünden dava reddedilmiş, özel usulsüzlük cezası ise kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularının, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
Davacı tarafından, haklarında düzenlenen vergi inceleme raporunun gerçeği yansıtmadığı, yasal düzenlemelere aykırı olduğu, somut tespit ve delillere dayanmadığı, yapılan tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
Davalı idare tarafından, davacının bir kısım satışlarını belgesiz yaptığı, alımlarının bir kısmını sahte faturalarla belgelendirdiği, ihracat beyannamesi ekinde yer alan 66310 sayılı faturayı muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge olarak düzenlediği, tanzim ettiği bir kısım faturanın ise sahte nitelikte olduğu hususları vergi tekniği raporuyla ortaya konulduğundan kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI
Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
Temyiz istemlerinin reddi ile Vergi Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
(X)- KARŞI OY
2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 23. maddesinde, Danıştayın temyiz mercii olarak görevinin, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması şeklinde ortaya çıkan hukuka aykırılıkların denetimini yapmakla sınırlı olduğu kurala bağlanmıştır.
İdari işlemlerin yargısal denetiminin hukuka uygunluk denetimi ile sınırlı olması karşısında bu denetimin maddi olayı da kapsadığının kabulü gerekir. Şöyle ki idari davaya konu işlemler, dayandığı, düzenlediği olaydan soyutlanmış olarak yargılamaya konu edilemez. Birçok idari uyuşmazlıkta maddi olanla hukuki olan arasında bir ayrım yapmak mümkün olmayabilir.
İdari davalarda inceleme konusu olan hukuki işlem niteliğindeki bir idari işlemdir. Hukuki işlemin incelenmesi, işlemin dayanağı durumunda bulunan maddi olaydan bağımsız bir inceleme değildir.
Adli yargıda maddi olay incelemesi yapılırken nasıl ki olayın subuta erip ermediği incelenerek bir sonuca ulaşılıyor ise idari yargıda da idarelerce tesis edilen işlemlerin dayanağını teşkil eden maddi olayın irdelenerek sonuca ulaşılması esastır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinde, sahte belge "gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge" olarak tanımlanmaktadır.
Davacı adına, sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlediğinden bahisle elde ettiği komisyon geliri ile yurtdışı satışlara ilişkin döviz cinsi işlemlerini kur değerlemesine tabi tutmak suretiyle değerleme sonucu oluşan kur farkının kurum kazancının tespitinde gelir veya gider/maliyet unsuru olarak dikkate alınması gerektiği tespitlerini içeren vergi tekniği raporu uyarınca düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden 2016 yılı için re’sen salınan bir ve üç kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin 1. bendi gereğince kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle
açılan davayı sonuçlandıran Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesi kararına yöneltilen temyiz istemleri hakkında, davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporundaki tespitler değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyoruz.
Danıştay 3. Daire, E. 2022/1031, K. 2022/2538, 26 Mayıs 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama