KÜNYE
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2022/3017 E., 2024/5674 K.·T.C. Danıştay Üçüncü Daire
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2024
- Esas No
- 2022/3017
- Karar No
- 2024/5674
- Temyiz edenler
- 1-(DAVACI) ... Dış Ticaret Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
- Vekili
- Av. ...
Karar Metni
1.143 kelime·6 dk okuma·11 bölüm
2-(DAVALI) ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
Dava konusu istem: Davacı şirketin, kasa hesabını adatlandırarak hesapladığı faiz gelirini beyanname üzerinde kanunen kabul edilmeyen gider olarak kurumlar vergisi matrahına eklediği ancak dönem içerisinde hem gelir hem de gider hesaplarına kaydetmek suretiyle ticari bilanço kârına dolayısıyla dağıtılabilir kurum kazancına dahil etmediği söz konusu gelirinin, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 13. maddesi kapsamında dönem sonunda ortaklara dağıtılmış net kâr payı olarak kabul edilmesi gerektiği yolundaki saptamaları içeren vergi inceleme raporuna dayanılarak adına, 2018 yılının Aralık dönemi için re'sen salınan gelir (stopaj) vergisi ile tekerrür hükümleri gereğince artırılarak kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacı şirket tarafından kasa hesabında yer alan tutarlar için adatlandırma yapılarak faiz geliri hesaplandığı ve bu gelirin defter kayıtlarına yansıtıldığı uyuşmazlıkta kendi beyanı doğrultusunda ilgili dönemlerde ortaklarına kullandırdığı paraya karşılık elde ettiği faiz geliri üzerinden yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı, 2017 yılına ait olup 2018 yılında kesinleşen cezanın tekerrür uygulanmasına esas alınamayacağı gerekçesiyle bir kat vergi ziyaı cezalı gelir (stopaj) vergisi yönünden dava reddedilmiş, vergi ziyaı cezasının tekerrür hükümleri gereğince artırılan kısımları ise kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularının, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
Davacı tarafından, kasa adatlandırması neticesinde hesaplanan tutarın gelir olarak beyan edilmesinden dolayı vergi kaybının bulunmadığı, söz konusu gelirin fiktif olması nedeniyle ortaklara dağıtıldığından söz edilemeyeceği ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
Davalı idare tarafından, vergi ziyaı cezasına tekerrür hükümleri gereğince artırım uygulanabilmesi için vergi ziyaının önceki cezanın kesinleştiği tarihi takip eden yıl başından sonra ortaya çıkmasına gerek bulunmadığı, aksi durumda önceki cezanın kesinleştiği tarih ile bu tarihi takip eden yılın başına kadar geçen sürede ortaya çıkan vergi ziyaına tekerrür uygulanamayacağı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI
Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
Davacı temyiz isteminin reddi, davalı temyiz isteminin ise kabulü kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY
İkamet amaçlı binaların inşaatı ve çağrı merkezlerinin faaliyeti işi ile iştigal eden davacı şirketin hesap ve işlemlerinin gelir (stopaj) vergisi yönünden incelenmesi üzerine düzenlenen vergi inceleme raporunda; şirketin, yasal defterinde 100-Kasa hesabında kayıtlı olan paranın günlük ihtiyacının üzerindeki kısmına ilişkin 2018 yılının Ocak ila Aralık dönemlerinde toplam 893.918,90 TL tutarında faiz geliri hesaplayarak gelir ve gider hesaplarına kaydettiği, değinilen tutarın kanunen kabul edilmeyen gider olarak kurumlar vergisi matrahına ekleyerek vergilendirdiği,
şirket yetkilisinin, katma değer vergisi iadesi alan bir şirket olmaları ve iade taleplerinin geciktirilme ihtimali nedeniyle faaliyetin aksamaması amacıyla kasada yüksek tutarda para bulundurulduğu, bu paralara yönelik faiz geliri hesaplandığı ancak muhatabın belirsizliği,
tüm hesaplara ilişkin kayıt ve verilerin takip eden yılın şubat ayının ortalarına kadar kesinleşmemesi nedeniyle fatura düzenlenmediği yolundaki beyanı ile davacı şirketin hesaplanan faiz gelirini kurumlar vergisi matrahına eklemesinin kasa hesabındaki paranın gerçekte var olmadığını ve ortaklara kullandırıldığını gösterdiği ve bu doğrultuda hesaplanarak beyan edilen ve ortaklara dağıtıldığı kabul edilen faiz geliri için gelir vergisi kesintisi yapılmadığı yolunda saptamalara yer verilerek dava konusu tarhiyatın yapıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3. maddesinin (B) bendinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, 134. maddesinde, vergi incelemesinden maksadın ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu hükme bağlanmıştır.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 13. maddesinin 1. fıkrasında, kurumlar, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunursa, kazancın tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılacağı; alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirileceği hükmüne yer verilmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 2. maddesinin ikinci fıkrasında, Kanunda aksine hüküm olmadıkça Kanunda yazılı kazanç ve iratların gerçek miktarları ile nazara alınacağı, "Vergi Tevkifatı" başlıklı 94. maddesinde, kimlerin hangi ödemelerden tevkifat yapmaya mecbur oldukları kurala bağlanmış, maddenin birinci fıkrasının 6. bendinin (b-i) alt bendinde tam mükellef kurumlar tarafından;
tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve bu vergilerden muaf olanlara dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kâr paylarından gelir vergisi kesintisi yapmakla sorumlu tutulmuş, 98. maddesinin birinci fıkrasında, 94'üncü madde gereğince vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanlar, bir ay içinde yaptıkları ödemeler veya tahakkuk ettirdikleri karlar ve iratlar ile bunlardan tevkif ettikleri vergileri ertesi ayın yirmiüçüncü günü akşamına kadar ödeme veya tahakkukun yapıldığı yerin bağlı olduğu vergi dairesine bildirmeye mecbur tutulmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Örtülü kazanç dağıtımından ve buna bağlı olarak Gelir Vergisi Kanunu'nun 94. maddesinin uygulanmasından söz edilebilmesi için doğrudan ya da dolaylı bir ortaklık ilişkisinin ve menfaat aktarımının hukuken geçerli bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir.
Davacı şirket tarafından, kasa mevcudunun günlük nakit ihtiyacından fazlasına ilişkin kısmına faiz tahakkuk ettirilmek suretiyle yapılan adatlandırma neticesinde hesaplanan faiz gelirinin; eş zamanlı olarak hem gelir ve hem de gider hesaplarına yansıtılması sonrasında bu kez kanunen kabul edilmeyen giderlere kaydedilmek suretiyle kurumlar vergisi matrahına dahil edilmiş olması, aksi hukuken geçerli somut verilerle kanıtlanmadığı sürece 193 sayılı Kanun'un 2. maddesinde belirtildiği üzere gerçek anlamda elde edilmiş bir gelir olduğunun kabulünü gerektirmez.
Nitekim hesaplanan faiz geliri ile ilgili olarak şirket yetkilisinin, iade taleplerinde olumsuzluk yaşanmaması amacıyla adatlandırma yapılarak faiz geliri hesaplandığı ve muhatabın belirsizliği yanı sıra tüm hesaplara ilişkin kayıt ve verilerin takip eden yılın şubat ayının ortalarına kadar kesin olarak oluşmaması nedeniyle fatura düzenlenmediği yolundaki beyanları, söz konusu faiz gelirinin fiktif olabileceği dolayısıyla dağıtılabilir kurum kazancının varlığından bahsedilemeyeceği yolundaki yukarıda varılan sonucu doğrular mahiyettedir.
Bu durumda, kasa hesabı bakiyesi üzerinden adatlandırma yapılmak suretiyle hesaplanan faiz gelirinin ortaklara örtülü olarak dağıtıldığı hususu açıkça ve hukuken geçerli şekilde tespit edilmediğinden dolayısıyla eksik inceleme ve varsayıma dayalı olarak yapılan tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığından Vergi Dava Dairesi kararının bozulması; davalı idare temyiz isteminin ise bu nedenle reddi gerekmiştir.
(X)- KARŞI OY
Temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar Vergi Mahkemesi kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında, kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz istemlerinin reddi ile Vergi Dava Dairesi kararının onanması gerektiği görüşüyle karara katılmıyoruz.
Danıştay 3. Daire, E. 2022/3017, K. 2024/5674, 6 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama