KÜNYE
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/109 E., 2024/5398 K.·T.C. Danıştay Üçüncü Daire
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2024
- Esas No
- 2023/109
- Karar No
- 2024/5398
- Temyiz eden (davalı)
- ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davacı)
- ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
558 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Davacı şirketin kullandığı kredi nedeniyle ödediği faiz ve kur farklarının yatırım maliyetine alınmaksızın doğrudan gider yazılması gerektiği ihtirazi kaydıyla 2020 yılı için verdiği beyannameye istinaden tahakkuk eden ve ödenen 747.178,13-TL'lik kısmının kaldırılması ve yasal faizi ile birlikte iadesine hükmedilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Olay tarihindeki 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda sabit kıymete ilişkin finansman giderlerinin maliyet bedeline eklenmesi gerektiğine veya bu giderlerin ne şekilde değerlendirileceğine dair herhangi bir hüküm yer almadığı gibi 334 no'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin "Kur farkları" başlıklı 3. bölümündeki, 163 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile yatırımların finansmanında kullanılan kredilere ilişkin faiz giderleri ile yurt dışından döviz kredisi ile sabit kıymet ithal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan kur farklarının,
aktifleştirme tarihine kadar olan kısmının maliyete intikal ettirilmesi, aktifleştirildikten sonraki döneme ilişkin olanların ise seçimlik hak olarak doğrudan gider yazılması veya maliyete intikal ettirilmek suretiyle amortismana tabi tutulması gerektiğinin açıklandığı, lehe oluşan kur farklarının da aktifleştirme işleminin gerçekleştiği dönemin sonuna kadar oluşan kısmının maliyetle ilişkilendirilmesi,
aktifleştirildikten sonraki döneme ilişkin olanların ise kambiyo geliri olarak değerlendirilmesi veya maliyetten düşülmek suretiyle amortismana tabi tutulması gerektiği, ayrıca, daha sonraki dönemlerde, seçimlik olarak hangi hak kullanılmışsa o yönteme göre işlem yapılmasına devam edileceğine dair düzenlemenin de yasa ile öngörülmeyen bir sınırlamanın düzenleyici işlem tesis etmek suretiyle getirilmeyeceği dikkate alındığında, yapılan tahakkukun söz konusu giderlere isabet eden kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı,
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin 4. fıkrası gereğince davacıdan haksız tahsil edilen verginin iadesinde tahsil edildiği tarihten itibaren işleyen tecil faizinin gerekçesiyle tahakkuk eden verginin dava konusu edilen kısmı kaldırılmış ve tahsil tarihinden itibaren tecil faizi ile birlikte davacıya iadesine hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
334 no'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nde seçimlik olarak hangi hak kullanılmışsa o yönteme göre işlem yapılmasına devam edileceği belirtildiğinden dava konusu tahakkukta hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 3. Daire, E. 2023/109, K. 2024/5398, 16 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama