KÜNYE
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/7765 E., 2024/3524 K.·T.C. Danıştay Üçüncü Daire
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2024
- Esas No
- 2023/7765
- Karar No
- 2024/3524
- Temyiz eden (davalı)
- ... Vergi Dairesi Müdürlüğü
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davacı)
- ...
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
989 kelime·5 dk okuma·9 bölüm
Dava konusu istem: Davacının bir dönem kanuni temsilcisi olduğu ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin 2018 yılına ait muhtelif kamu alacağının güvence altına alınması amacıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasının 1. ve 3. bendleri uyarınca hakkında alınan ... tarih ve ... sayılı ihtiyati haciz kararının iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: 31/12/2016 tarihinde olağanüstü genel kurul kararıyla yönetim kurulu başkanlığına getirilen davacının, yönetim kurulu başkanlığından 02/02/2018 tarihinde istifa ettiği dolayısıyla ihtiyati haczin dayanağı olan vergi borçlarının ilgili olduğu dönem ile vadesinin dolduğu tarihte kanuni temsilci olarak sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu ihtiyati haciz kararı iptal edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...NİN DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY
Davacının 31/10/2016 ila 01/02/2018 tarihleri arasında kanuni temsilciliğini yaptığı ...
Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin 2018 ila 2020 yıllarına ilişkin hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen ... tarih ve ... sayılı vergi tekniği raporunda 01/03/2018 ile 31/12/2020 tarihleri arasında gerçek bir mal ve hizmet alımına dayalı ticari faaliyetinin olmadığı komisyon karşılığı sahte fatura düzenlediği bir kısım hasılatını kayıt dışı bıraktığı sonucuna varılarak bağlı bulunduğu vergi dairesince 213 sayılı Kanun’un 160/A maddesi uyarınca mükellefiyeti re'sen terkin edilmesi nedeniyle anılan şirketin 2018 yılına ait kurumlar vergisi, aynı yılın tüm dönemlerine ait geçici vergi,
Mart ila Aralık dönemlerine ait katma değer vergisi ve ferilerinden oluşan kamu alacağının güvence altına alınması amacıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3. bendleri uyarınca alınan ihtiyati haciz kararının iptal edilmesi istemiyle davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 9. maddesinde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile 359. maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli muamelelere başlanmış olduğu takdirde vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplara göre belirtilen miktar üzerinden tahsil dairelerince teminat isteneceği, aynı Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, 9. madde gereğince teminat istenmesini mucip haller ile (3) bendinde, borçlu kaçmışsa veya kaçması,
mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimalleri varsa hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla, haczin ne suretle yapılacağına dair olan hükümlere göre derhal ihtiyati haciz tatbik olunacağı hüküm altına alınmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin yerine getirilmemesi yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
6183 sayılı Kanun'un "Amme Alacaklarının Korunması" başlıklı ikinci bölümünde yer alan teminat isteme, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk işlemleri, icrai muamelelere başlamadan önce tahsile konu kamu alacağının tehlikeye girmesini engellemeye yönelik işlemlerdir. Kamu alacağının cebren tahsil ve takibiyle ilgili olmayıp korunmasına yönelik bu işlemlerin asıl muhatabı ise kamu alacağının gerçek borçlusu, diğer bir ifade ile verginin mükellefi veya sorumlularıdır.
Bu nedenle, esas kamu borçlusu olmayan tüzel kişiliğin kanuni temsilcileri adına teminat isteme, ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz gibi kamu alacağının korunmasına yönelik tedbirlerin uygulanması söz konusu olmayacaktır.
Tüzel kişilerin kanuni temsilcilerinin ancak kesinleşen ve tüzel kişiliğin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacaklarından dolayı sorumlu tutulabilecekleri ve haklarında şirket borçlarıyla ilgili olarak ancak bu aşamada ihtiyati haciz gibi kamu alacağının korunmasına ilişkin bir işlemin uygulanabileceği dikkate alındığında, davacı adına kanuni temsilcisi olduğu şirket tüzel kişiliğinin vergi borçları nedeniyle uygulanan ihtiyati haciz kararının hukuka aykırı olduğu neticesine varıldığından yazılı gerekçeyle iptaline ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddinde sonucu itibariyle hukuka aykırılık görülmemiştir.
(X)-KARŞI OY
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 9. maddesinin ilk fıkrasında, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile 359. maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli muamelelere başlanmış olduğu takdirde vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplamalara göre belirlenen miktar üzerinden tahsil dairelerince teminat isteneceği; 13. maddede ihtiyati haczin, maddede sayılan hallerden herhangi birinin mevcudiyeti halinde hiçbir müddette mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla derhal tatbik edileceği belirtilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10. maddesinde; tüzelkişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, Vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, 6183 sayılı Kanun'un 3. maddesinde de amme borçlusu teriminin; amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısların yanında bunların kanuni temsilcilerini de ifade edeceği hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde, tahsil aşamasında şirket borçlarından sorumlu tutulabilecek olan kanuni temsilciler, şirket borçlarından ihtiyati haciz aşamasında da sorumlu tutulabileceklerinden dava konusu ihtiyati haciz işleminde bu yönden hukuka aykırılık bulunmadığı ancak temyiz isteminin esasının, anılan şirketin borçlarının dönem ve vade tarihi dikkate alınarak davacının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı yönünden incelenmesi gerektiği oyuyla Daire Kararına katılmıyoruz.
Danıştay 3. Daire, E. 2023/7765, K. 2024/3524, 28 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama