KÜNYE
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2024/58 E., 2024/3926 K.·T.C. Danıştay Üçüncü Daire
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2024
- Esas No
- 2024/58
- Karar No
- 2024/3926
- Temyiz eden (davalı)
- ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davacı)
- ... İnşaat Anonim Şirketi
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının aleyhe olan hüküm fıkrasının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
622 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Davacı şirket adına, vergi incelemesine başlanılmasından sonra düzeltme beyannamesi verdiği, sahte faturaları kayıtlarına aldığı ve bu faturalara yönelik ödemelerini banka ve benzeri finans kurumları aracılığıyla yapmadığı yolundaki tespitleri içeren vergi inceleme raporu uyarınca 2019 yılının Ocak ila Aralık dönemleri için tekerrür hükümleri gereğince artırılarak kesilen fark vergi ziyaı cezası ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin 1. bendi ve mükerrer 355. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacı adına kesilen fark vergi ziyaı cezasında hukuka uygunluk bulunmadığı, kayıtlara intikal ettirilen bu sahte fatura bedellerinin banka veya finans kurumları aracılığıyla ödenmesi beklenemeyeceğinden 213 sayılı Kanun'un mükerrer 355. maddesi gereğince kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uygunluk görülmediği gibi aynı Kanun'un 353. maddesinin 1. bendi gereğince kesilen özel usulsüzlük cezasının da hukuka aykırı düştüğü gerekçesiyle dava konusu cezalar kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı adına kesilen vergi ziyaı cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle Vergi Mahkemesi kararının, vergi ziyaı cezasının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusu kabul edilerek değinilen hüküm fıkrası kaldırıldıktan sonra dava bu yönden reddedilmiştir.
Vergi Mahkemesi kararının, 2016 yılının Aralık dönemine ait olup 2018 yılı içinde kesinleşen cezanın tekerrüre esas alınabilmesi mümkün olmakla birlikte 213 sayılı Kanun'un 339. maddesinde 7338 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle, tekerrür hükümleri uyarınca artırılacak 68,88-TL tutarın, tekerrüre esas alınan cezadan fazla olamayacağı kurala bağlandığından, vergi ziyaı cezasının tekerrür hükümleri gereğince artırılan kısmının tekerrür uygulamasına esas alınan ceza miktarına isabet eden kısmında hukuka aykırılık görülmediği,
bu tutarı aşan kısmına yönelik ise istinaf başvurusu kabul edilerek aşan tutarın hukuka aykırı düştüğü gerekçesiyle vergi ziyaı cezasının tekerrüre isabet kısmı azaltılmış, diğer hüküm fıkralarına yöneltilen istinaf başvurusu kararın, sözü edilen hüküm fıkralarının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle reddedilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinde belge almadığı saptananlara ceza kesilebilmesi için belgenin kimden alınmadığının tespitinin zorunlu tutulmadığı, vergi inceleme raporu ile davacı şirketin katma değer vergisi dâhil 2.302.770,00-TL tutarındaki ödemesini tevsik zorunluluğuna uymayarak nakit olarak yaptığı dolayısıyla kesilen özel usulsüzlük cezalarında hukuka aykırılık bulunmadığı, aynı Kanun’un 339. maddesinde yer alan "...cezanın kesinleştiği tarihi takip eden yılın başından başlamak üzere..." ibaresinin tekerrürün uygulanacağı iki veya beş yıllık sürenin sona ereceği tarihin tespiti ile ilgili olduğu,
dolayısıyla ilk fiil için kesilen cezanın kesinleştiği tarihten itibaren takip eden yılın başına kadar geçen süre içinde de aynı neviden ceza kesilmesini gerektiren fiilin işlenmesi durumunda tekerrür nedeniyle cezanın artırılmasında hukuki isabetsizlik görülmediği ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri sözü edilen hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 3. Daire, E. 2024/58, K. 2024/3926, 10 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama