KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2016/11017 E., 2020/4311 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 16 Kasım 2020
- Esas No
- 2016/11017
- Karar No
- 2020/4311
- Temyiz eden (davalı)
- … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davacı)
- … Tekstil Emprime Kimya Sanayi Ticaret Limited Şirketi
- İstemin konusu
- ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
884 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına, sahte fatura kullandığından bahisle, takdir komisyonu kararı uyarınca re'sen tarh edilen 2009/2, 3, 4, 5, 6 ve 11 dönemleri vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacının 2009/2 ila 6 ve 11 dönemlerine ait katma değer vergisi matrahının takdir komisyonunca 213 sayılı Kanunun 30. maddesinin 2/6 bendi gereğince "tutulması zorunlu defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunursa" hükmünden hareketle takdir ettiği matrah dikkate alınarak cezalı tarhiyat yapılmışsa da; davacının ilgili dönem defter ve belgelerinin dolayısıyla hesaplarının incelenmediği, tutulması zorunlu defterler veya belgelerdeki kayıtların gerçek durumu yansıtmadığına dair dayanak tespitlerin açıkça ortaya konulmadığı,
öte yandan davacının ilgili dönem beyanlarının incelenerek indirim hakkı olan KDV'nin de dikkate alınarak ödenmesi gereken KDV'nin tespit edilmesi gerekirken bu durumun dikkate alınmadığı, takdir komisyonu kararında 213 sayılı Kanunun 31/8 maddesi uyarınca takdirin müstenidatı ve takdir hakkında izahatın komisyon kararında gösterilmesi gerekirken, mükellef dosyasının tetkiki ve haricen yapılan araştırmalar neticesinde, işin türü, işyeri mevkii, emsali mükelleflerin beyan durumu ve dönem hasılatları, ekonomik değişmeler ve benzeri faktörler şeklindeki soyut gerekçelerle matrah takdirine gidildiği bu durumda;
davacı tarafından tutulması zorunlu defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığı tüm delilleriyle ortaya konulamadığından davacının takdire sevk işlemi ile belirlenen matrah üzerinden yapılan cezalı tarhiyatlarda yasaya uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davalı idare tarafından idarece yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu aksi yöndeki kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Re'sen Vergi Tarhı" başlıklı 30. maddesinde, re'sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlanmış ve maddenin 6. bendinde, tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunmasının re'sen tarh nedeni olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Kanunun "Takdir Kararı" başlıklı 31. maddesinde, takdir komisyonunca belli edilen matrah veya matrah kısmının takdir kararına bağlanılacağı belirtilmiş; "Komisyonların Görevleri" başlıklı 74. maddesinin (a) fıkrasının 1. bendinde, yetkili makamlar tarafından istenilen matrah ve servet takdirlerini yapmak; 2. bendinde de vergi kanunlarında yazılı fiyat, ücret veya sair matrah ve kıymetleri takdir etmek komisyonun görevleri olarak belirlenmiş, 75. maddesinde ise, 72. maddenin birinci fıkrasına göre kurulan takdir komisyonunun, 74. maddeki görevleri dolayısıyla bu Kanunda yazılı inceleme yetkisine haiz oldukları hükme bağlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29. maddesinde de, katma değer vergisi indirim mekanizması düzenlenmiş, 29. maddenin (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri belirtilmiş; aynı Kanunun 34. maddesinin 1. bendinde, yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait katma değer vergisinin alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinde ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebileceği kurala bağlanmıştır.
3065 sayılı Kanunun 29. maddesine göre mükellefler kendilerine yapılan teslim ve hizmetler nedeniyle düzenlenen fatura ve benzeri vesikalardaki katma değer vergisini indirim konusu yapabilirler. Ancak, 213 sayılı Kanunun 3. maddesinin (B) bendinde ifade edildiği üzere vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.
Bu kuralın gereği olarak mükelleflerin Katma Değer Vergisi Kanununun 29. maddesi hükmünden yararlanabilmelerinin ön şartı, fatura ve benzeri vesikaların gerçeği yansıtması, indirim konusu yapılacak verginin fatura veya benzeri belgeler ile gümrük makbuzu üzerinde ayrıca gösterilmesi ve söz konusu belgelerin kanuni defterlere kaydedilmiş olmasıdır.
Mükelleflerin yapmış oldukları katma değer vergisi indirimlerinin hukuka uygun olup olmadığını incelemek amacıyla defter ve belgelerin incelemeye ibrazının vergi dairesi tarafından istenilmesine rağmen ibraz edilmemesi durumunda ya da bir kısım gider belgelerinin sahte olduğunun iddia edilmesi karşısında ise, vergi dairesince, 3065 sayılı Kanunun 29. ve 34. maddelerinde düzenlenen indirim şartlarının yerine getirilip getirilmediği araştırılarak, indirim konusu vergilerin reddi ve re'sen vergi tarhiyatı yapılabileceği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, alış yaptığı bir kısım mükellef hakkında olumsuz tespitler bulunan davacının söz konusu faturalarının sahte olduğundan bahisle takdir komisyonu kararı uyarınca re'sen tarhiyat yapıldığından yukarıda irdelenen mevzuat uyarınca davacının alış yaptığı mükelleflere ilişkin yapılacak bir değerlendirme sonucu işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekmekte olup mezkur gerekçeyle verilen Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
(X) KARŞI OY
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.
Danıştay 4. Daire, E. 2016/11017, K. 2020/4311, 16 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama