KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2016/15596 E., 2020/3639 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2020
- Esas No
- 2016/15596
- Karar No
- 2020/3639
- Temyiz eden (davalı)
- … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davacı)
- …
- İstemin konusu
- … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
764 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına, ... İnşaat Mühen. Gıd. Teks. Oto. Tur. San. Tic. Ltd. Şti.'nin muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve …, …, …, …, … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; dava konusu … tarih ve …, …, … sayılı ödeme emirleri içeriğine ilişkin asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin tarih ve sayılarını açıkça ihtiva eden tebliğ alındıları sunulamadığından davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin bu kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu … tarih ve … sayılı ödeme emri yönünden;
söz konusu ödeme emri içeriğine ilişkin asıl borçlu şirket adına düzenlenen ihbarnamelerin tebliğ alındısının usulüne uygun olarak tutanak haline getirilmediği ve dolayısıyla amme alacağının tahakkuk aşamasının kesinleşmediği anlaşıldığından davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu … tarih ve … sayılı ödeme emri yönünden ise; söz konusu ödeme emri içeriğine ilişkin asıl borçlu şirket adına düzenlenen ihbarnamelerin tarih ve sayılarını açıkça ihtiva eden tebliğ alındıları sunulamadığından davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davalı idare tarafından, asıl borçlu şirketten amme alacağının tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinin hukuka uygun olduğu, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
Davalı idarenin, kararın … tarih ve …, …, … sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmına yönelik temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar, bozulması istenilen kararın dayandığı gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın bu kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmamıştır.
Davalı idarenin, kararın … tarih ve …, … sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısımlarına yönelik temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinin 1. fıkrasında; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, ikinci fıkrasında; yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve bunlara bağlı alacakların, kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hüküm altına alınmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği.
55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; olay tarihinde yürürlükte olan 58. maddesinde de, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zaman aşımına uğradığı iddiası ile tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait davalara bakan vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanun hükümleri uyarınca; şirket borçlarından dolayı kanuni temsilcinin takip edilebilmesi için, şirket nezdinde usulüne uygun şekilde kesinleşmiş bir kamu alacağının mevcut olması ve söz konusu alacağın kısmen veya tamamen şirketin malvarlığından tahsilinin mümkün olmaması gereklidir.
Uyuşmazlıkta her ne kadar Mahkemece asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ihbarnamelerin usulüne uygun tebliğ edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bu aşamada kanuni temsilci adına düzenlenen ödeme emirlerine ilişkin ihtilafın incelenmesinde, asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ihbarnameye gidilemeyeceği hususu açıktır.
Bu durumda, asıl borçlu şirket adına ödeme emri düzenlenip düzenlenmediği, düzenlendi ise usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, mal varlığı araştırmasının yapılıp yapılmadığı hususlarının araştırılarak bir karar verilmesi gerektiğinden Vergi Mahkemesi kararın bu kısmında hukuka uyarlık bulunmamıştır.
(X) KARŞI OY
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Vergi Mahkemesi kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile mahkeme kararının onanması gerektiği görüşüyle, Dairemiz kararına katılmıyoruz.
Danıştay 4. Daire, E. 2016/15596, K. 2020/3639, 12 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama