KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2016/17749 E., 2021/2526 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 27 Nisan 2021
- Esas No
- 2016/17749
- Karar No
- 2021/2526
- Temyiz eden (davalı)
- … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davacı)
- 1- … 2- … 3- …
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…., K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
577 kelime·3 dk okuma·7 bölüm
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, muris …'un 2009 yılında elde ettiği geliri beyan dışı bıraktığından bahisle sevk edildiği takdir komisyonu kararına istinaden re'sen tarh edilen 2009 yılı gelir vergisinin kaldırılması istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; murisin vergi borcunun varislere miras payları oranında ayrı ayrı hesaplanıp tebliğ edilmesi gerekirken muris adına hesaplanıp tebliğ edilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Vergi Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
(X) KARŞI OY
Davacılar tarafından, muris …'un 2009 yılında elde ettiği geliri beyan dışı bıraktığından bahisle sevk edildiği takdir komisyonu kararına istinaden re'sen tarh edilen 2009 yılı gelir vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davanın kabul eden Mahkeme kararı davalı idarece temyiz edilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 599. maddesinde, kanunen mirasçıların, murisin ölümü ile mirası bir bütün olarak kazanacakları, kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçıların, miras bırakanın ayni haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanacakları ve murisin borçlarından kişisel olarak sorumlu olacakları; 603. maddesinde, mirası kayıtsız şartsız kabul eden mirasçıların alacaklıları ile miras bırakanın alacaklılarının aynı haklara sahip olduğu; 605. ve devamı maddelerde, mirası usulünce ve kanunda belirtilen süre içerisinde reddetmeyen mirasçıların terekenin borçlarından sorumlu olacağı hükme bağlanmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 12. maddesinde, ölüm halinde mükelleflerin ödevlerinin, mirası reddetmemiş kanuni ve mansup mirasçılarına geçeceği; ancak, mirasçılardan her birinin murisin vergi borçlarından miras hisseleri nispetinde sorumlu olacakları kuralı getirilmiştir. Yasa koyucu bu kuralda, mirasçılar adına ayrı ayrı işlem tesisini zorunlu kılmamış, yalnızca mirasçıların miras hisseleri oranında sorumlu olacağını öngörmüştür.
Murisin tüm vergi borcu için mirasçı adına düzenlenmiş bir işleme karşı dava açılmış olması, işlemin mirasçının sorumluluk oranına göre incelenmesine ve buna göre bir karar verilmesine engel teşkil etmez.
Her ne kadar dava konusu vergi tarhiyatı murisin bütün vergi borcu üzerinden ve miras hisseleri oranında bölünmeden gerçekleştirilmişse de, davacıların miras hisselerinin, mirasçılık belgesinden tespitinin mümkün olması, dava konusu borcun bölünebilir borç niteliğine haiz olması sebebiyle davada, mirasçılar yönünden 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu kapsamında "ihtiyari dava arkadaşlığı"nın bulunmasından dolayı davacıların miras hissesi oranında değerlendirme yapılarak işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, Vergi Mahkemesince yazılı gerekçeyle verilen kararda hukuka uygunluk bulunmadığından,
temyiz isteminin kabulü ve Mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyoruz.
Danıştay 4. Daire, E. 2016/17749, K. 2021/2526, 27 Nisan 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama