KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2016/18880 E., 2021/2905 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 2 Haziran 2021
- Esas No
- 2016/18880
- Karar No
- 2021/2905
- Temyiz eden (davalı)
- … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davacı)
- … Yapı Denetim Limited Şirketi
- İstemin konusu
- ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
551 kelime·3 dk okuma·6 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına sahte fatura kullandığından bahisle … dönemi için re'sen tarh edilen 3 kat vergi ziyaı cezalı stopaj vergisinin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlık konusu dönemde davacının fatura aldığı. Vergi Dairesi mükellefi …,. Vergi Dairesi mükellefi …,. Vergi Dairesi mükellefi … ve. Vergi Dairesi mükellefi … hakkında düzenlenen vergi tekniği raporlarının tetkikinden, adı geçen mükellefler tarafından düzenlenen faturaların gerçek bir mal ve hizmet teslimine dayanmadığı,.
Vergi Dairesi mükellefi …'nın düzenlediği faturaların ise sahte belge olmadığı gerekçesiyle … tarafından düzenlenen fatura toplamının bulunan matrah farkından çıkarılması sonucunda bulunacak gelir (stopaj) vergisinin tarh edilmesi gerekmesi sebebiyle dava konusu cezalı tarhiyatların …'dan alınan faturalara isabet eden kısmında yasal isabet görülmediği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı adına düzenlenen faturaların sahte olduğu hususu yeterli ve hukuken geçerli somut tespitlerle ortaya konulduğu ve indirimlerin reddi suretiyle yapılan cezalı tarhiyatların hukuka uygun olduğu belirtilerek, kararın aleyhe olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ
Ticaret Sicili Gazetesinin birlikte incelenmesinden; davanın açıldığı tarihte davacının tüzel kişiliğinin bulunduğu, akabinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca şirketin ticaret sicilinden terkin edilmek suretiyle tüzel kişiliğinin sona erdiği ve bu hususun 11/01/2017 tarih ve 9239 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği anlaşıldığından Mahkemece 2577 sayılı Kanunun 26. maddesi gereğince işlem yapılması gerekirken verilen kararın hukuka uygun olmadığı ve bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin 1. fıkrasında, "Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar, dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır." düzenlemesine yer verilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesinde ise, maddede belirtilen halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtların silinmesinin ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılacağı düzenlenmiştir.
Dava dosyasının ve Ticaret Sicili Gazetesinin birlikte incelenmesinden; davanın açıldığı tarihte davacının tüzel kişiliğinin bulunduğu, akabinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca şirketin ticaret sicilinden terkin edilmek suretiyle tüzel kişiliğinin sona erdiği ve bu hususun 11/01/2017 tarih ve 9239 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, 2577 sayılı Kanunun 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca işlem yapılmak üzere Mahkeme kararının bozulması gerekmektedir.
Danıştay 4. Daire, E. 2016/18880, K. 2021/2905, 2 Haziran 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama