KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2016/761 E., 2021/2496 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 27 Nisan 2021
- Esas No
- 2016/761
- Karar No
- 2021/2496
- Temyiz eden taraflar
- 1- ...
Karar Metni
1.137 kelime·6 dk okuma·10 bölüm
2- ...
İSTEMİN KONUSU
... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:.. sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
Dava konusu istem: Davacı adına, sahte fatura kullandığından bahisle vergi inceleme raporuna istinaden re'sen tarh edilen 2012/1 ila 12 dönemleri üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacının fatura aldığı ... Vergi Dairesi mükellefleri .. Grup Petrol Ür. Oto. Nak. ve Haf. Mo. San. ve Tic. Ltd. Şti., ... Turizm Petrol Ürünleri ... Otomotiv Personel ve Temizlik Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, 30 Ağustos Vergi Dairesi mükellefi ..., ... Vergi Dairesi mükellefi ... Akaryakıt Ürünleri Otomotiv Taşımacılık İnşaat Taahhüt Gıda Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi, ...
Vergi Dairesi mükellefi ..., ... Vergi Dairesi mükellefi ... hakkında düzenlenen vergi tekniği raporlarının tetkikinden, adı geçen mükellefler tarafından düzenlenen faturaların gerçek bir mal ve hizmet teslimine dayanmadığı anlaşıldığından, söz konusu faturalar nedeniyle yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka aykırılık bulunmadığı, ...
Vergi Dairesi mükellefi .... hakkında düzenlenen vergi tekniği raporundaki tespitlerden düzenlediği faturaların sahte olduğu ortaya konulamadığından söz konusu faturalar nedeniyle yapılan tarhiyatlarda ve kesilen özel usulsüzlük cezası ile vergi ziyaı cezalarına tekerrür hükümlerinin uygulanmasında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI
Davacı tarafından, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı tarhiyatın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın redde ilişkin kısmının bozulması istenilmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI
Davalı idare tarafından, sahte belge kullanımı yönünden incelenen davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu ile davacının uyuşmazlık konusu tarhiyata neden olan sahte faturaları alarak defterlerine kaydettiği ve faturalarda yer alan katma değer vergilerini indirim konusu yaptığı hususlarının somut tespitlerle ortaya konulduğu, yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI
Cevap verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI
Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ
Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Vergi Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
Davacının temyiz konusu kararın redde ilişkin kısmı ile davalı idarenin kesilen özel usulsüzlük cezası ve vergi ziyaı cezalarına tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin hüküm fıkraları yönünden temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü iddialar kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davalı idarenin, temyiz konusu kararın ...'dan alınan faturalardan kaynaklı cezalı tarhiyatın kaldırılmasına ilişkin temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 134. maddesinin 1. fıkrasında, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmış, 359. maddesinin (b) bendinde ise gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgeler, sahte belge olarak tanımlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Katma değer vergisi, bünyesinde yer alan indirim müessesesiyle yansıtılabilir bir vergidir. Katma değer vergisi sisteminde mükellef ve sorumlu; üretim ve dağıtım kademeleri içinde, verginin tahsiline, indirimlerin yapılmasına, beyan edilip ödenmesine aracılık eder. Bu bakımdan indirim, mükellefiyete bağlı bir görev olduğu kadar aynı zamanda bir haktır. Katma değer vergisinde genel prensip, vergiye tabi teslimler üzerinden hesaplanan vergiden, alış faturalarında gösterilen verginin indirilmesidir. Katma değer vergisi indirimi hakkından yararlanabilmek için Kanun bazı şartların varlığını öngörmüştür. Bu şartların bir kısmı esasa, bir kısmı ise şekle ilişkindir. Katma değer vergisi, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi halinde, zincirleme olarak kendi içinde otokontrol sistemi taşımaktadır.
Kayıt ve belge nizamına uyulması ve faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanması halinde, mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak tahsil edilen katma değer vergisinden, mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve ifaya ilişkin olarak ödedikleri katma değer vergisini indirmeleri mümkün olup, aksi durumda, faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığının tespiti halinde, bu faturalarda yer alan katma değer vergisinin indirimi mümkün bulunmamaktadır.
Buna göre, alış belgelerinde yer alan katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için, alış faturası ya da benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedildiğinin tevsik edilmesinin yanında, söz konusu belgelerin gerçeği yansıtması da gerekmektedir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre, uyuşmazlığın esasını, davacıya anılan faturaları düzenleyen firmaların düzenlediği faturaların, gerçek bir mal ve hizmet satışını içerip içermediği, dolayısıyla sahte olup olmadığı hususlarının tespiti oluşturmakta olup, uyuşmazlığın çözümü için söz konusu belgelerin hukuki mahiyetinin anlaşılabilmesi bakımından, bu belgeleri tanzim eden mükellefler hakkında yapılan incelemeler sonucunda tespit edilen hususların irdelenmesi gerekmektedir.
Davacının ihtilaflı dönemde fatura aldığı ...
Vergi Dairesi mükellefi ... hakkında düzenlenen ... tarih ve .... sayılı Vergi Tekniği Raporu'nda; mükellefin oto tamiri ve madeni yağ perakende ticareti faaliyetinde bulunmak üzere 28/02/2012 tarihinde mükellefiyet tesis ettirdiği, 30/04/2013 tarihi itibariyle mükellefiyetinin re'sen terkin edildiği, işe başlama yoklamasında, işyerinin 90 m² olduğu, işyerinde 1500 lt madeni yağ, büro malzemeleri, el takımları ve bir adet kompresör bulunduğu, 01/02/2013 tarihinde yapılan yoklamada, işyerinin kapalı olduğunun tespit edildiği, 2013 yılına ilişkin defter tasdik bilgisinin bulunmadığı,
toplam 36.968,77 TL vergi borcu bulunduğu ancak herhangi bir ödemenin yapılmadığı, mükellef üzerine kayıtlı herhangi bir araç yada gayrimenkul olmadığı, deposunun ve ardiyesinin olmadığı, 2012 yılına ait muhtasar beyannamelerde 4 ila 7 işçi çalıştırdığının beyan edildiği, işçilerin Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirildiği ancak sigortaları ödenmediği için icra takibine başlanıldığı tespitlerine yer verilmiştir.
Yukarıda aktarılan tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden, beyannamelerde beyan edilen tutarlarda mal ve hizmet teslimi gerçekleştirebilmesi için gerekli mal ve hizmet alımı bulunmaması, beyan edilen tutarla uyumlu iş hacmine sahip olmaması hususları gözönüne alındığında, adı geçen mükellefin davacıya düzenlediği faturaların gerçekte yapılan bir mal satın alımını ve hizmet ifasını yansıtmadığı sonucuna ulaşıldığından, Vergi Mahkemesi kararının bu mükelleften alınan faturalardan kaynaklanan cezalı tarhiyatı kaldıran hüküm fıkrasında hukuka uyarlık bulunmamıştır.
(X) KARŞI OY
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından taraflar temyiz istemlerinin reddi gerektiği görüşüyle karara katılmıyoruz.
Danıştay 4. Daire, E. 2016/761, K. 2021/2496, 27 Nisan 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama