KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2017/2157 E., 2021/1435 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 4 Mart 2021
- Esas No
- 2017/2157
- Karar No
- 2021/1435
- Temyiz eden (davalı)
- ... Vergi Dairesi Başkanlığı (... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davacı)
- ...
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
574 kelime·3 dk okuma·6 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına, kanuni temsilci sıfatıyla, ... Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin ödenmeyen vergi borçları dolayısıyla menkul ve gayrımenkullerine uygulanan haciz işleminin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; asıl amme borçlusu şirketin bir kısım mal varlığının bulunduğu buna göre asıl amme borçlusuna ilişkin takibin kesin olarak sonuçlanmaması dolayısıyla, mevcut borçların davacıdan aranmasında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davalı idare tarafından, idarece yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu aksi yöndeki kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği.
54. maddesinde, ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı, cebren tahsilin, amme borçlusu tahsil dairesine teminat göstermişse, teminatın paraya çevrilmesi yahut kefilin takibi, amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi, gerekli şartlar bulunduğu takdirde borçlunun iflasının istenmesi yöntemlerinden biriyle yapılacağı; olay tarihinde yürürlükte olan 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emriyle tebliğ olunacağı belirtilmiş.
58. maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddiasını öne sürerek dava açabileceği. 62. maddesinde de, borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı belirtilmiştir.
Yukarıdaki mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; asıl amme borçlusundan tahsil imkanı kalmadığı anlaşılan amme borcu için kanuni temsilcilerin sorumluluğuna gidilebileceği, asıl amme borçlusunun mal varlığının bulunmasının tahsil imkanına doğrudan işaret etmediği, söz konusu mal varlığının amme alacağını karşılamaya yetecek düzeyde olmadığının anlaşılmasının yeterli olduğunun düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, davanın konusunun davacının kanuni temsilcisi olduğu şirketin vergi borçlarının tahsili amacıyla mal varlığı üzerine konulan haczin iptali olduğu, bu durumda bir önceki aşama olan davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun kesinleşip kesinleşmediği hususunda bir araştırma ve değerlendirme yapılması ve buna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
(X) KARŞI OY
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.
Danıştay 4. Daire, E. 2017/2157, K. 2021/1435, 4 Mart 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama