KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2018/2250 E., 2022/6102 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 2 Kasım 2022
- Esas No
- 2018/2250
- Karar No
- 2022/6102
- Temyiz eden (davacı)
- … İnşaat Taahhüt Sanayi Ticaret Limited Şirketi
- Karşı taraf (davalı)
- … Bakanlığı
Karar Metni
809 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
… Başkanlığı/…
İSTEMİN KONUSU
… Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 2011, 2013, 2014, 2015 yıllarında kesinti yoluyla ödenen stopajların iadesi istemiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun reddine ilişkin Gelir İdaresi Başkanlığı'nın … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; uyuşmazlığın çözümünün kesinti yoluyla ödenen vergilerden iade mahsup alacağının olup olmadığı, mahsup iade tutarının ne kadar olduğu ve yapılan mahsup işlemlerinin neler olduğu hususunun hukuki nitelemesinin yapılmasına bağlı olduğu, bunun ortaya konulabilmesi için 252 seri numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliği'nde yer alan hükümlerin değerlendirilmesi ve yorumlanması gerektiği, bu sebeple uyuşmazlığın, herhangi bir kuşku ya da hukuki tartışmaya meydan bırakmayacak şekilde nitelendirilebilecek açık bir vergi hatası kapsamında olmadığı ve düzeltme ve şikayet kapsamında değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı tarafından uyuşmazlığın çözümü için mevzuatın yorumlanmasına gerek bulunmadığı, davalı idarece nakden iade edilebilecek tutarın 557.762,16 TL olarak kabul edildiği, hakkında idarece inceleme yapılmaksızın taleplerinin reddedildiği kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idare tarafından, davacının nakden iade talebinden vazgeçtiğine ilişkin dilekçesinin bulunduğu, davacının 2012, 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ait incelemenin devam ettiği, 2011 yılına ilişkin talebinin de vergi dairesince sonuçlandırılacağı, mahsuben iade başvurusunun beş yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra yapıldığı, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ….
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 122. maddesinde, vergi mükelleflerin vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilecekleri.
124. maddesinde de, vergi mahkemelerinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanların şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebileceklerinin hükme bağlandığı, aynı Kanunun 116. maddesinde, vergi hatasının, vergiye ilişkin hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenilmesi olduğu, 117. maddede hesap hataları, 118. maddesinde de vergilendirme hatalarının düzenlendiği,
117. maddenin 1. fıkrasının 1. bendinde, vergilendirme ile ilgili beyanname, tahakkuk fişi, ihbarname, tekalif cetveli ve kararlarda matraha ait rakamların ve indirimlerin eksik veya fazla gösterilmiş veya hesaplanmış olmasının hesap hatalarından olan matrahta hata olarak tanımlandığı ve anılan Kanun maddeleri kapsamında idareden düzeltilmesini isteme hakkı doğuran vergi hatalarının, yorumlama yöntemiyle çözülmesine gerek duyulmayan açık ve ilk bakışta anlaşılabilir, maddi şartlar veya hukuki değerlendirme bakımından yoruma müsait olmayan hususlar olduğu anlaşılmaktadır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 42. maddesinde, birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işlerinde kar veya zararın işin bittiği yılda kati olarak tespit edilerek ve tamamı o yılın geliri sayılarak, mezkur yıl beyannamesinde gösterileceği ifade edilmiş, 5520 Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 15/1-a maddesinde, Gelir Vergisi Kanunu'nda belirtilen esaslara göre birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve onarım işleri ile uğraşan kurumlara bu işleri ile ilgili olarak yapılan hakediş ödemeleri üzerinden istihkak sahiplerinin kurumlar vergisine mahsuben kesinti yapılmasının hüküm altına alındığı belirtilerek,
Bakanlar Kurulu'nun 2009/14594 sayılı kararı ile 03/02/2009 tarihinden itibaren mahsuben kesinti miktarı %3 olarak belirlenmiştir. Mezkûr Kanunun 34/1. maddesinde ise, "Beyannamede gösterilen kazançlardan, Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasına göre kaynağında kesilmiş olan vergiler beyanname üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edilir." denilmiştir.
Dava konusu olayda ise, uyuşmazlığın, davacının 2011, 2013, 2014, 2015 yıllarında yüklenici veya alt taşeron olarak yapmış olduğu sözleşmelere istinaden yıllara sari işleri sebebiyle %3 stopaj uygulanarak düzenlediği faturalardan yapılan kesintiler toplamının 1.254.544,12 TL olduğu, bu tutarın mahsuben iade taleplerinin dışında kalan 557.762,16 TL'lik kısmının nakden iadesi istemiyle Beylikdüzü Vergi Dairesine yaptığı düzeltme başvurusunun reddi üzerine yaptığı şikayet başvurusunun reddine ilişkin Gelir İdaresi Başkanlığı'nın … tarih ve … sayılı işlemle reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu maddi olay ve delillerin değerlendirilmesinde açık Kanun hükmüne istinaden davacı tarafından %3 kesinti yapıldığı ve ilgili yılda beyannamesinde gösterilmediği için düzeltme şikayet dilekçesi ile mahsuben iadesi gerçekleştirilmeyen kısmın nakden iadesi için yapılan müracaatının açık hata ve düzeltme şikayet kapsamında olduğu ve işin esası incelenerek karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından temyize konu kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
(X) KARŞI OY
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle karara katılmıyoruz.
Danıştay 4. Daire, E. 2018/2250, K. 2022/6102, 2 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama