KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/8360 E., 2022/1274 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 3 Mart 2022
- Esas No
- 2019/8360
- Karar No
- 2022/1274
- Temyiz eden (davacı)
- …
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davalı)
- … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
568 kelime·3 dk okuma·7 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:.
Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; ... hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporu ile, davacı ve ortakları … ve … isimli şahısların … 'ın adı ve kimlik no'sunu kullanmak suretiyle sahte belge düzenledikleri gerekçesi ile anılan şahıslardan oluşan adi ortaklık adına katma değer vergisi yönünden mükellefiyet tesis edilmesinin önerildiği, bunun üzerine takdir komisyonuna sevk edilerek matrah takdiri yapılarak adi ortaklık adına katma değer vergisi tarhiyatı yapıldığı, tarhiyata ilişkin ihbarnamelerin ortaklardan … 'ya tebliğ edildiği,
ödenmemesi ve dava açılmaması üzerine kesinleşen ihbarnameler dayanak alınarak müteselsil sorumlu sıfatıyla davacı adına ödeme emri düzenlendiği, ortaklık adına düzenlenen ihbarnamelerin ortaklardan … 'ya tebliğ edildiğinden vergi ve cezaların sadece tebliğ alan ortak adına kesinleştiği, adi ortaklığın diğer ortaklarından olan davacı adına kesinleşmediği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; ödeme emirleri kesinleşmiş amme alacaklarının tahsili amacıyla düzenlenmekte olup itiraz sebeplerinin de yasa koyucu tarafından sınırlandırıldığından dava konusu ödeme emrinin dayanağı ihbarnamelerin usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen dava açılmayarak kesinleştiği anlaşıldığından, bu aşamada davacı itirazlarının yasada belirtilenler arasında olmadığı ve incelenebilirliği bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun kabulü ile Vergi Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davalı idare tarafından, yapılan işlemlerin yasal ve yerinde olduğu belirtilerek temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
(X) KARŞI OY
Dosyanın incelenmesinden, … hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporu ile davacı ve ortakları … ve … isimli şahısların … 'ın adı ve kimlik no'sunu kullanmak suretiyle sahte belge düzenledikleri gerekçesi ile anılan şahıslardan oluşan adi ortaklık adına katma değer vergisi yönünden mükellefiyet tesis edilmesinin önerildiği, bunun üzerine takdir komisyonuna sevk edilerek matrah takdiri yapılarak adi ortaklık adına katma değer vergisi tarhiyatı yapıldığı, tarhiyata ilişkin ihbarnamelerin ortaklık adına düzenlendiği ve ortaklardan … 'ya tebliğ edildiği,
ihbarnamelerin adi ortaklık adına düzenlenmesinin yerinde olduğu fakat mükellefin adi ortaklık olmasından dolayı dava konusu ödeme emrinin de 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. Maddesi ve 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca düzenlenmesinde ve davacıdan kanuni temsilci sıfatıyla istenilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle temyize konu mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyoruz.
Danıştay 4. Daire, E. 2019/8360, K. 2022/1274, 3 Mart 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama