KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2020/366 E., 2022/870 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 17 Şubat 2022
- Esas No
- 2020/366
- Karar No
- 2022/870
- Temyiz eden (davacı)
- …
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davalı)
- …Vergi Dairesi Başkanlığı (…Vergi Dairesi Müdürlüğü)
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
837 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına, kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:. Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu ödeme emri içeriğinin, davacının kanuni temsilcisi olduğu asıl borçlu. Kart Hizmetleri Tic. Ltd.
Şti.'ye ait, 2011,2012,2013 ve 2015/4 dönemlerine ilişkin olduğu, davacının 19/11/2014 tarihli genel kurul kararı ile şirkete kanuni temsilci olduğu, daha önceki dönemde davacının şirkette kanuni temsilci olduğu yönünde davalı idarece sunulmuş bir ispat vesikasının da bulunmadığı, kanuni temsilciler hakkında yapılacak takibat ve tahsilatın kanuni temsilcilerin sorumlu olduğu dönemlerle sınırlı olduğu,
kanuni temsilcilerin kanuni temsilci olmadıkları dönemlerle ilgili sorumluluğunun bulunmadığı dolayısıyla dava konusu ödeme emirlerinden davacının kanuni temsilci olduğu döneme (2015/4) ilişkin kısmında hukuka aykırılık, davacının kanuni temsilci olmadığı dönemlere (2011,2012,2013) ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; davanın reddine yönelik kısmına davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmadığı, davanın kabulüne yönelik kısmında ise; asıl borçlu şirket nezdinde düzenlenip tebliğ edilen ve şirket nezdinde usule uygun şekilde takip edilip şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan 2011, 2012 ve 2013 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin borçların vade tarihleri itibariyle kanuni temsilciliği bulunan davacıdan tahsili için düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 2011, 2012 ve 2013 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne yönelik hüküm fıkrasının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı tarafından, kanuni temsilci sıfatıyla adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı, temyiz isteminin kabulü ve Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilciler, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, bu kişilerin bu ödevlerini yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı öngörülmüştür.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un "Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu" başlıklı mükerrer 35. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği düzenlemiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 365 inci maddesinde, Anonim Şirketin, yönetim kurulu tarafından yönetileceği ve temsil olunacağı, 370 inci maddesinde, esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisinin çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna ait olacağı, yönetim kurulunun, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebileceği, en az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olmasının şart olacağı, 371 inci maddesinde, temsile yetkili olanların şirketin amacına ve işletme konusuna giren her tür işleri ve hukuki işlemleri, şirket adına yapabileceği ve bunun için şirket unvanını kullanabilecekleri hükümlerine yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; … Kart Hizmetleri Tic. Ltd. Şti.'ye ait, vadesinde ödenmeyen ve tüzel kişilikten tahsil edilemeyeceği anlaşılan 2011,2012,2013 dönemlerine ait amme alacakları nedeniyle, uyuşmazlık konusu vergilerin ait oldukları dönem veya vade tarihlerinde şirketin yönetim kurulu üyesi olduğundan bahisle davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emirlerinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Anonim şirketin vadesinde ödenmeyen vergi borcunun ilgili dönemdeki yönetim kurulu üyesinden istenebilmesi için, yönetim kurulu üyesinin şirketi temsil ve ilzama yetkisinin bulunması gerekmektedir. Bu itibarla şirketi temsil ve ilzam yetkisinin yönetim kurulu üyelerinden bir veya bir kaçına bırakılması durumunda temsil ve ilzam yetkisi bulunmayan diğer üyelerin sorumluluğu doğmayacaktır.
Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde …Kart Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. hakkındaki ilanların incelenmesinden, davacının 19/11/2014 tarihli genel kurul kararı ile şirkete kanuni temsilci olduğu, daha önceki dönemde davacının şirkette kanuni temsilci olduğu yönünde davalı idarece sunulmuş bir ispat vesikasının da bulunmadığı, dolayısıyla davacının yönetim kurulu üyesi olduğu dönemlerde şirketi temsil ve ilzam yetkisinin bulunmadığı anlaşıldığından, kanuni temsilcilik sıfatı bulunmayan davacı adına şirketin ödenmeyen borçları için düzenlenmiş olan dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığından Bölge İdare Mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.
Danıştay 4. Daire, E. 2020/366, K. 2022/870, 17 Şubat 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama