KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2020/5248 E., 2022/3521 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 1 Haziran 2022
- Esas No
- 2020/5248
- Karar No
- 2022/3521
- Temyiz eden (davalı)
- … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davacı)
- …
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
653 kelime·3 dk okuma·6 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına, … Gıda ve Tekstil Sanayi Limited Şirketinin borçları için şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine. Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının asıl borçlu şirkette 24/30 hisse oranıyla 17/07/2008 tarihine kadar ortak sıfatı ile bulunduğu, İstanbul 17. Noterliğinin … tarih … sayılı limited şirket hisse devir senedi ile şirket hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığı,
talep edilen ödeme emri içeriği borçların davacının şirket ortaklığının bulunduğu dönemleri de kapsadığı sabit olmasına karşın, sorumluluğu feri nitelikte bulunan şirket ortakları hakkında takip başlatılabilmesi için asıl borçlu şirket hakkında başlatılan takibin kısmen ya da tamamen neticesiz kaldığının idarece ortaya konulması gerektiği, davalı idarece ise şirket hakkında alacağın tahsiline yönelik olarak haciz varakası, malvarlığı sorgulaması gibi işlemlerin yapıldığına dair bilgi ve belgelerin dosyaya sunulamadığı,
ayrıca davacı hakkında düzenlenen … tarih … sayılı ödeme emrinin karşılığı olan ve asıl borçlu şirket hakkında düzenlenerek tebliğ edilmesi gereken ödeme emrine ilişkin tebliğ alındısının da ibraz olunmadığı, bu durumda,
amme alacağının tahsiline yönelik olarak asıl borçlu limited şirketi hakkında başlatılan cebri takibin tamamen veya kısmen sonuçsuz kaldığının davalı idarece ortaya konulamaması nedeniyle ortada şirketten tahsil imkânı bulunmayan bir borcun bulunduğundan bahsedilemeyeceği için şirkete ait bir kısım borçların tahsili için 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesine uyarınca şirket ortağı olduğundan bahisle davacı hakkında doğrudan ödeme emri tanzim edilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davalı idare tarafından, dava konusu ödeme emirlerinin usul ve hukuka uygun olarak düzenlendiği belirtilerek Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3/B maddesinde, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinin 1. bendinde, Danıştay ile İdare ve Vergi Mahkemelerinin bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapacakları hükme bağlanmakla İdari Yargıda resen araştırma ilkesi benimsenmiş bulunmaktadır. Madde hükmü uyarınca, idari yargı yerleri, uyuşmazlık konusu olayın hukuki nitelendirilmesini yapmak, olaya uygulanması gereken hukuk kuralını belirlemek ve sonuçta hukuki çözüme varmak yönlerinden tam bir yetkiye sahiptirler. İdari yargı yerleri buna ek olayın maddi yönünü belirleme noktasında da her türlü inceleme ve araştırmayı kendiliklerinden yapabilirler.
Dosyanın incelenmesinden, davacı adına ortak sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerine karşı açılan davada ödeme emirlerini iptal eden. Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin 25/12/2018 tarih ve E:2016/2202, K:2018/15011 sayılı kararıyla bozulduğu, söz konusu bozma kararında, ortağı takip açısından şirket hakkında gerçekleştirilen takibin usulüne uygun kesinleşip kesinleşmediği,
şirket hakkında gerekli malvarlığı araştırmasının sonucunda amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsilinin imkansız olduğunun ortaya konulup konulmadığı ile ortak sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinde, davacının sermaye hissesi oranının dikkate alınıp alınmadığı değerlendirilerek yeniden karar verilmesi gerektiği belirtildiği halde, Mahkemece, olayın aydınlatılmasını sağlayacak zaruri belgelerin ara karar ile davalı idareden istenmediği görülmüştür.
Bu durumda, eksik inceleme suretiyle hüküm kurulduğu anlaşıldığından, Mahkeme tarafından, resen araştırma ilkesi çerçevesinde Danıştay Dördüncü Dairesinin 25/12/2018 tarih ve E:2016/2202, K:2018/15011 sayılı kararında belirtilen hususların araştırılarak karar verilmesi gerektiğinden temyize konu Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Danıştay 4. Daire, E. 2020/5248, K. 2022/3521, 1 Haziran 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama