KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2021/1053 E., 2023/4767 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 6 Temmuz 2023
- Esas No
- 2021/1053
- Karar No
- 2023/4767
- Temyiz eden (davalı)
- … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davacı)
- …
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
2.375 kelime·12 dk okuma·6 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına, S.S … Kooperatifinin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve …, … ve … numaralı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...
Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; asıl borçlu şirket adına düzenlenen … sayılı ödeme emri ile ilgili dosyada bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, ödeme emri içeriği borcun asıl borçlu şirketin (kooperatif) beyanı üzerine tahakkuk ettiği, ödeme emrinin vergi mükellefiyeti resen terkin edilen şirketin kanuni temsilcisinin adresinde, eşine tebliğ edildiği, tebliğ tarihi itibariyle şirket tüzel kişiliğinin henüz sona ermediği, bu nedenle yapılan tebligatın 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesine uygun olduğu,
şirket tüzel kişiliğinin tasfiye edilmiş olması nedeniyle borcun tahsili için şirket hakkında mal varlığı araştırması yapılmasına gerek bulunmadığı halde davalı idarece mal varlığı araştırması yapıldığı ancak şirkete ait herhangi bir mal bulunamadığı görüldüğünden, usulüne uygun takip edildiği halde şirketten tahsili mümkün olmayan söz konusu şirket borcunun tahsili için kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına dava konusu … sayılı ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı,
asıl borçlu şirket adına düzenlenen … sayılı ödeme emri ile ilgili dosyada bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, ödeme emri içeriği özel usulsüzlük cezaları borçlarının ihbarname ile kesildiği, UYAP üzerinden yapılan incelemede, şirket adına resen tarh edilen 2013 ve 2014 yılı özel usulsüzlük cezalarının şirket tarafından ...
Vergi Mahkemesinin … ve … esas sayılı dosyalarıyla dava konusu edildiği, dava devam ederken kooperatif tüzel kişiliğinin sona ermesi nedeniyle Mahkemesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26/1 maddesi gereğince işlemden kaldırma kararı verildiği, her iki karara karşı istinaf yoluna başvurulduğu, istinaf incelemesinin henüz sonuçlanmadığı, bahsi geçen davaların yenilenmesi için şirket temsilcisi tarafından yapılan başvurularda da Mahkemenin … ve … esas sayılı dosyaları üzerinden yeniden işlemden kaldırma kararı verdiği,
bu davalardan, 2013 yılı özel usulsüzlük cezalarına ilişkin olan … esas sayılı dava açısından da istinaf başvurusunda bulunulduğu, bu dosyaya ilişkin istinaf incelemesinin devam ettiği görülmüş olup, davalı idarece borçlu kooperatifin 2013 yılı özel usulsüzlük cezası borçlarının tahsili için kanuni temsilci adına dava konusu … sayılı ödeme emri düzenlenmiş ise de, bu borçlar için şirket adına düzenlenen vergi ceza ihbarnamelerinin şirket tarafından dava konusu edilmiş olması ve istinaf incelemesinin henüz sonuçlanmaması nedeniyle, şirket açısından bu yıla ilişkin kesinleşerek tahakkuk etmiş bir borçtan söz edilemeyeceğinden,
asıl borçlu şirket açısından henüz kesinleşmemiş vergi borçlarının tahsili için kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına dava konusu … sayılı ödeme emri düzenlemesinde hukuka uygunluk bulunmadığı, aynı ödeme emri içeriğinde yer alan 2014 yılı özel usulsüzlük cezaları bakımından ise, şirket adına kesilen 2014 yılı muhtelif dönemlerine ilişkin özel usulsüzlük cezalarının terkin edilmesi nedeniyle, davacı adına düzenlenen … sayılı dava konusu ödeme emri içeriğinde yer alan 2014 yılı özel usulsüzlük cezalarının da sistem tarafından kaldırıldığı ve bahsi geçen düzeltme fişleri dosyaya ibraz edildiğinden,
ödeme emrinin bu satırlarına ilişkin alacak açısından davanın konusuz kalması sebebiyle dava konusu … sayılı ödeme emri içeriğinde yer alan 2014 yılına ilişkin özel usulsüzlük cezası alacakları açısından karar verilmesine yer olmadığı, asıl borçlu şirket adına düzenlenen … sayılı ödeme emri ile ilgili dosyada bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, asıl borçlu kooperatif adına düzenlenen vergi ceza ihbarnamelerinin düzenlenme tarihlerine bakıldığında, söz konusu ihbarnamelerin, kooperatif tüzel kişiliğinin ticaret sicilinden silindikten sonra düzenlendiği,
213 Sayılı Vergi Usul Kanunun 10. maddesinin 5. fıkrası ve uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 17. maddesinin 9. fıkrası gereğince tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin, tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin her türlü vergi tarhiyatı ve ceza kesme işleminin, müteselsilen sorumlu olmak üzere, tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden, tasfiye dönemi için tasfiye memurlarından herhangi biri adına yapılacağı hükme bağlandığından,
bahsi geçen vergi ceza ihbarnamelerinin, kooperatifin tüzel kişiliğinin sona ermesi nedeniyle kanuni temsilcilerden biri adına düzenlenip tebliğ edilmesi, ihbarname içeriği vergi borcu kesinleştikten sonra kanuni temsilci adına ödeme emri düzenlenmesi gerekirken, bu yola gidilmeyerek doğrudan kanuni temsilci adına dava konusu 2018/08 sayılı ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine, kısmen karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; dava konusu … sayılı ödeme emri yönünden, kooperatif tüzel kişiliği 25/07/2016 tarihinde ticaret sicilinden silindikten sonra kooperatif adına düzenlenen söz konusu ihbarnameler herhangi bir sonuç doğurmayacağından, bahsi geçen vergi ceza ihbarnamelerinin, kooperatifin tüzel kişiliğinin sona ermesi nedeniyle tasfiye sonucu dağıtılan tutardan pay alan tasfiye memurlarından biri adına düzenlenip tebliğ edilmesi,
ihbarname içeriği vergi borcu kesinleştikten sonra tasfiye memuru adına ödeme emri düzenlenmesi gerekirken, bu yola gidilmeyerek kooperatifin tasfiyesi sonucu dağıtılan tutardan pay almayan davacı adına doğrudan düzenlenen … sayılı ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı,
dava konusu … sayılı ödeme emri yönünden, ödeme emri içeriğinde yer alan 2013 yılı özel usulsüzlük cezalarının tahsili için 07/09/2018 tarihinde kooperatif tüzel kişiliği adına ödeme emri düzenlenmiş ve kooperatife 16/09/2018 tarihinde e-tebligat yoluyla tebliğ edilmiş ise de, tüzel kişiliği 25/07/2016 tarihinde ticaret sicilinden silinmekle sona eren kooperatif adına düzenlenen ödeme emri ve ödeme emrinin tebliği hukuki sonuç doğurmayacağından,
ancak kooperatif tüzel kişiliğinin bulunduğu dönemlerde tahakkuk etmiş ve kesinleşmiş kooperatif borçlarının tahsili için sonradan kooperatifin tasfiyesi sonucu dağıtılan tutardan pay alan tasfiye memuru adına ödeme emri düzenlenmesinin önünde hukuki bir engel bulunmamakla birlikte, dava konusu ödeme emri içeriği 2013 yılı özel usulsüzlük cezası borçları için kooperatif adına düzenlenen vergi ceza ihbarnamelerinin kooperatif tarafından dava konusu edilmiş olması ve esas yönünden Mahkemece henüz karar verilmemiş olması nedeniyle, kooperatif açısından bu yıla ilişkin kesinleşerek tahakkuk etmiş bir borçtan söz edilemeyeceğinden,
kooperatifin tasfiyesi sonucu dağıtılan tutardan pay almayan davacı adına tasfiye memuru olduğundan bahisle düzenlenen 2018/7 sayılı ödeme emrinin 2013 yılı özel usulsüzlük cezalarına ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı, ödeme emri içeriği 2014 yılına ilişkin özel usulsüzlük cezaları açısından davanın konusuz kalması nedeniyle bu kısma ilişkin karar verilmesine yer olmadığına ilişkin Mahkeme kararına yönelik davacı tarafından istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği,
dava konusu … sayılı ödeme emri yönünden, tasfiye memurunun sorumluluğunun tasfiye sonucu dağıtılan tutarla sınırlı olması karşısında, Dairelerinin 29/01/2020 tarihli ara kararına cevap olarak gönderilen bilgi ve belgelerden kooperatifin tasfiyesi sonucu dağıtılan tutardan pay almadığı açık olan davacının iddialarının "borcum yoktur" kapsamında değerlendirilmesi sonucu, davacı adına tasfiye memuru olduğundan bahisle düzenlenen … sayılı ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davalı istinaf başvurusunun reddine, davacı istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine Vergi Mahkemesi kararının kısmen kaldırılmasına, davanın kısmen kabul, kısmen reddine, kısmen karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Dava konusu ödeme emirlerinin usul ve hukuka uygun olduğu belirtilerek Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 4. Daire, E. 2021/1053, K. 2023/4767, 6 Temmuz 2023 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama