KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/2603 E., 2024/5143 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2024
- Esas No
- 2024/2603
- Karar No
- 2024/5143
- Temyiz eden (davalı)
- ... Başkanlığı
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davacı)
- ... Bakanlığı
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
574 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından elli dört (54) hastanın iş kazası ve meslek hastalığı bildiriminin yasal süresi içinde yapılmadığından bahisle 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 14. ve 26. maddeleri gereğince uygulanan 145.908,00-TL idari para cezası ile söz konusu idari para cezasına yapılan itirazın reddine yönelik ... tarih ve ... sayılı komisyon kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...
İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; sigortalı hastaların, davacı kurum tarafından normal hasta olarak değerlendirilerek MEDULA programı üzerinden şikayet edilen hastalık doğrultusunda provizyona alındığı, fakat davalı idarece işveren bildirimleri sonucu tespit edilen iş kazalarının sağlık hizmeti sunucusu tarafından usulüne uygun herhangi araçla bildirilmediğinden bahisle para cezası verildiğinin anlaşıldığı,
oysa idari para cezası verilmesine konu edilen hastalar açısından, hastalar ile hasta yakınlarının herhangi bir beyanlarının olmaması yanında, tedaviyi gerçekleştiren doktorların da iş kazası veya meslek hastalığı yönünde bir tanı koymamasına rağmen sadece işveren beyanı doğrultusunda idari para cezasının uygulandığının görüldüğü, anılan kişiler açısından iş kazası veya meslek hastalığı beyanında bulunmayan ve tanısı koyulmayan hastalara ilişkin MEDULA programında iş kazasından bahsetmenin imkanı bulunmadığından,
iş kazası ve meslek hastalığı bildiriminin yapılmadığı gerekçesiyle davacı sağlık kuruluşuna idari para cezası verilemeyeceği, öte yandan; mevzuatla düzenlenen bir sorumluluğun yerine getirilmemesinden dolayı para cezası verilmesi için ceza gerektiren eylemin somut ve şüpheye mahal vermeyecek surette yeterli delille ortaya konulması gerektiğinin açık olduğu, olayda ise, davacı sağlık kuruluşunun hastaların iş kazası geçirdiğinden dolayı tedaviye gelmiş olduğunu bilmesinin mevcut rahatsızlıklar özelinde anlamasının beklenemeyeceği, sağlık kuruluşunun bu hali bildiğinin ve bilmesine rağmen bildirmediğinin de idarece ortaya konulamadığı,
bu haliyle davacının yerine getirmemesi halinde oluşacak cezai sorumluluğunun doğmadığı anlaşıldığından dava konusu para cezası işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından, davacı kuruma müracaat eden sigortalının muayenesini yapan hekimin, muayene ve müdahale ettiği sigortalı hastanın beyanına başvurarak tespit ettiği iş kazasına ilişkin bildirimi yapması gerektiği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 4. Daire, E. 2024/2603, K. 2024/5143, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama