KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/2610 E., 2024/5135 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2024
- Esas No
- 2024/2610
- Karar No
- 2024/5135
- Temyiz eden (davacı)
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davalı)
- ... Genel Müdürlüğü
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
564 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Amasya İli, Merzifon İlçesi, ... Köyü, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın maliki olan davacı tarafından, taşınmazın bulunduğu alanda arazi toplulaştırma uygulamasının üçüncü ve son askıya uygun olarak tescil edilmediğinden bahisle, ... ada ... parsel ve ... ada ... parsel sayılı taşınmazlarda gerekli düzenlemenin yapılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün ... tarihli, ... sayılı işlemi ile davaya konu taşınmazda yapılan toplulaştırma işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda.
Amasya ili, Merzifon ilçesi, ... köyü, ... ada ... parsel sayılı mera niteliğindeki taşınmazın toplulaştırma projesi sınırları dışında yer aldığı, bu nedenle herhangi bir şekil değişikliğine uğramadığı, üçüncü ve son askı ilanında da mera niteliğindeki taşınmazın bir kısmının davacının mülkiyetinde olan ... ada ... parsel sayılı taşınmazın içerisinde yer aldığının parselasyon haritasından ayırt edilebildiği, dolayısıyla davacının, arazi toplulaştırmasının üçüncü ve son askıya uygun olarak tescil edilmediği iddiasına itibar edilemeyeceği anlaşıldığından,
davacı açısından dava açma süresini canlandırıcı nitelikte olan yeni bir durumun oluşmadığı, arazi toplulaştırma ve TİGH projesine ilişkin yürütülen askı süreçlerinden haberdar olan ve proje sonucunda oluşturulan yeni tapusunu teslim alan davacının en geç tapu müdürlüğünde tescil işlemlerinin gerçekleştirildiği 28/05/2019 tarihinde dava konusu arazi toplulaştırması işleminden haberdar olduğu kanaatine varılmış olup,
28/05/2019 tarihinden itibaren dava açma süresi olan 60 gün içerisinde doğrudan veya 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca yapılacak başvuruya idarece verilen cevaba göre kalan süre içerisinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra davalı idareye yapılan 20/04/2023 tarihli başvuru sonrasında 13/07/2023 tarihinde açılan işbu davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın süreaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Uyuşmazlığın mülkiyet hakkıyla ilgili olması, arazi toplulaştırmasının subjektif bir işlem olması anlamında tescil işlemlerinin dava açma süresi başlangıcında esas alınamayacağı, davacının bilgiye erişim hakkının tam anlamıyla sağlanmadığı, dava açma süresinin geçirildiği şeklindeki yorumun mahkemeye erişim hakkının özünü ihlal edeceği, işin esası incelenmek suretiyle karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 4. Daire, E. 2024/2610, K. 2024/5135, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama