KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/2888 E., 2024/5576 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
- Esas No
- 2024/2888
- Karar No
- 2024/5576
- Temyiz eden
- (DAVACI) ... Müşavirlik ve Danışmanlık Hizmetleri Anonim Şirketi
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf
- (DAVALI) ... Belediye Başkanlığı
- Vekili
- Av. ...
- Müdahil (davalı yanında)
- ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
560 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: İstanbul ili, Şişli ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda bulunan binanın ... numaralı bağımsız bölümünün kiracısı olan davacı şirket tarafından; taşınmazın riskli yapı olarak belirlenmesine ilişkin davalı idare işlemi ile söz konusu yapının tahliye edilmesinin istenmesine ilişkin Şişli Belediyesi Kentsel Dönüşüm Müdürlüğünün ... tarihli, ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...
İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu yapı hakkında tesis edilen riskli yapı tespit işlemi ile ilgili itiraz hakkının sadece maliklere ve kanuni temsilcilerine tanındığı, işlemin doğrudan muhatabı olmayan kiracı olan davacının, riskli yapı tespitine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açma ehliyetinin bulunmadığı; öte yandan, uyuşmazlık konusu bağımsız bölümün bulunduğu yapının, ilgili mevzuat hükümleri kapsamında "riskli yapı" niteliğinde olduğu,
riskli yapı tespit işlemlerinin Bakanlıkça yetkilendirilmiş kuruluş tarafından usulüne uygun olarak yapıldığı ve riskli yapı sürecinin kesinleştiği anlaşıldığından, kesinleşen riskli yapı kararının uygulanması amacıyla tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle; taşınmazın riskli yapı olarak belirlenmesine ilişkin işlem yönünden davanın ehliyet nedeniyle reddine; yapının tahliye edilmesine ilişkin işlem yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurunun reddine ilişkin kesin olarak verilen ... Bölge İdare Mahkemesi ...
İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı temyiz isteminde bulunulması üzerine, davanın konusunun 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde tahdidi olarak temyize tabi olduğu belirlenen davalardan olmadığı gerekçesiyle, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararı ile 2577 sayılı Kanun'un 48. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının kesin olarak verilecek kararlardan olmadığı, uyuşmazlığın, 2577 sayılı Kanun'un 46/1-b hükmü uyarınca miktar itibarıyla temyize tabi davalar kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 4. Daire, E. 2024/2888, K. 2024/5576, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama