KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/3152 E., 2024/6043 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire Temyiz Eden
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2024
- Esas No
- 2024/3152
- Karar No
- 2024/6043
- Davalı yanında müdahil)
- ...
- Davalı
- ... Belediye Başkanlığı
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davacı)
- ...
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi...İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Tetkik hâkimi
- ...
Karar Metni
555 kelime·3 dk okuma·3 bölüm
Düşüncesi
2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde belirlenen miktarı aşmayan davalar hakkında İdare Mahkemesince verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Bölge İdare Mahkemelerince verilen kararların (2024 yılı için 920.000,00-TL) temyiz edilemeyeceği, söz konusu kararların temyize tabi olup olmadığının belirlenmesinde ise, 2577 sayılı Kanun'un EK 1. maddesi uyarınca Bölge İdare Mahkemesi karar tarihinin esas alınmasına yönelik düzenleme dikkate alındığında, davalı yanında müdahilin temyiz isteminin incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (6545 sayılı Kanunla değişik) 45. maddesinin altıncı fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu düzenlenmiştir.
Aynı Kanun'un 46. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin maddede sayılan davalar hakkında verdikleri kararların, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği belirtilmiş; aynı fıkranın (b) bendinde ise, konusu dokuz yüz yirmi bin Türk lirasını aşan; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar hakkında bölge idare mahkemelerinin istinaf yoluyla yapılan başvurular üzerine verdikleri kararlar, temyiz edilebilecek olan kararlar arasında sayılmış;
aynı Kanun'un "Parasal sınırların artırılması" başlıklı EK 1. maddesinin ikinci fıkrasında ise, "17 nci madde uyarınca duruşma yapılmasının zorunlu olduğu davaların belirlenmesinde davanın açıldığı. 45 inci ve 46 ncı maddeler uyarınca istinaf veya temyiz yoluna başvurulabilecek kararların belirlenmesinde ise ilk derece mahkemesi veya bölge idare mahkemesince nihai kararın verildiği tarihteki parasal sınır esas alınır.
Ancak nihai karar tarihinden sonra parasal sınırlarda meydana gelen artış, bölge idare mahkemesinin kaldırma veya Danıştayın bozma kararı üzerine yeniden bakılan davalarda uygulanmaz." hükmüne yer verilmiştir.
İstinaf başvurusunun idari yargılama hukukunda yeni bir kanun yolu olarak getirildiği 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un gerekçesinde; tahdidi olarak sayılan konular dışındaki davaların Bölge İdare Mahkemelerinde istinaf incelemesi neticesinde kesinleşeceği belirtilmiştir.
Anılan mevzuat hükümleri ve 6545 sayılı Kanunun gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, 2577 sayılı Kanunun 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde belirlenen miktarı aşmayan davalar hakkında idare mahkemelerince verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine bölge idare mahkemelerince verilen kararların kesin olduğu; dolayısıyla, bu kararların temyiz istemine konu edilemeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu hukuki durum karşısında; dava konusu tutarın 484.562,64-TL (hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz için yapılan bedel tespit değerlendirmesinin dikkate alınması durumunda dahi 672.000,00-TL) olduğu ve 2024 yılı için belirlenen temyiz sınırının altında kaldığı dikkate alındığında, işbu davaya ilişkin olarak verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması istemiyle yapılan temyiz isteminin incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
Danıştay 4. Daire, E. 2024/3152, K. 2024/6043, 31 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama