KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/43 E., 2024/3320 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2024
- Esas No
- 2024/43
- Karar No
- 2024/3320
- Temyiz eden (davalı)
- ...Bakanlığı
- Vekili
- Hukuk Müşaviri ...
- Karşı taraf (davacı)
- ...
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
614 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Davacı tarafından, (B) sınıfı iş güvenliği uzmanı sertifikası verilmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı hakkında, kovuşturmaya yer olmadığına, ek kovuşturmaya yer olmadığına, beraatine ve adli kontrol şartı olmaksızın tahliyesine dışında bir karar olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı alındığının anlaşıldığı,
bu kapsamda Kanunun verdiği yetkiye dayanarak oluşturulan Komisyon kararında hangi hallerde belgelerin verileceği yahut devam ettirileceği hususunun açıkça yer aldığı görüldüğünden, 7081 sayılı Kanun ve Kanunun verdiği yetki uyarınca oluşturulan komisyon kararındaki şartları karşılamayan davacının, (B) sınıfı İş sağlığı ve Güvenliği belgesi almaya hak kazandığından bahisle, belgenin tarafına verilmesi istemiyle yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; masumiyet karinesinin, Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz." şeklinde düzenlendiği, Anayasa’nın 36. maddesinde ise herkesin iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğunun belirtildiği, masumiyet karinesinin, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar masum sayılması gerektiği ve bunun hukuk devleti ilkesinin de bir gereğini oluşturduğu, somut olayda, ...
Ağır Ceza Mahkemesinin, davacının isnat edilen suçu işlediğine kanaat getirdiği, ancak 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin davacıya isnat edilen suça uygulanabilir olduğunu tespit ederek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdiği, böylece denetim süresinin suç işlenmeden geçirilmesi hâlinde davacı hakkında açılan kamu davasının düşmesi imkânı tanındığı, bu hali ile davacının suçluluğu hükmen sabit olmadığından masumiyet karinesinin devam ettiğinin açık olduğu,
davalı idare tarafından, davacı hakkında ceza yargılamasına konu filleri nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine karşın aynı fiilleri nedeniyle davacının terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olduğu değerlendirilmiş olup, Anayasa'nın 38. maddesinin 4. fıkrasında belirtildiği şekilde davacının suçluluğu hükmen sabit olmadığından,
masumiyet karinesine aykırı olarak yapılan bu değerlendirmenin, 5271 sayılı Kanun'a göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmayacağına yönelik düzenlemeyle bağdaşmadığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen istinafa konu kararda hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varıldığından davacının istinaf isteminin kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Mahkemelerce verilecek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, yetki belgesi iptaline konu eylemlerin mahkemece de sabit görüldüğü anlamına geldiği, sadece hükmolunan ancak açıklanması geri bırakılan cezaların iki yıl veya daha az süreli hapis cezası olduğunun açık olduğu belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 4. Daire, E. 2024/43, K. 2024/3320, 22 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama