KÜNYE
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2018/6456 E., 2021/14618 K.·T.C. Danıştay Altıncı Daire
- Karar tarihi
- 29 Aralık 2021
- Esas No
- 2018/6456
- Karar No
- 2021/14618
- Temyiz edenler
- I-(DAVACI) …
- Vekili
- Av. …
Karar Metni
2.822 kelime·14 dk okuma·11 bölüm
II-(DAVALI) … Bakanlığı VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF
I-(DAVALI)… Bakanlığı
II-(DAVACI) …
İSTEMİN KONUSU
… Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacı vekili tarafından işin esası , davalı idare vekili tarafından yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
Dava konusu istem:Elazığ ili, … Mahallesi, … mevki, … ada … parsel sayılı taşınmazın imar planında "meslek lisesi alanı" olarak belirlenlenmesi neticesinde kamulaştırmasız el atma nedeniyle (ıslah sonrası) 173.604,78.-TL zararın 22.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu … İdare Mahkemesince verilen … gün ve E:… , K:… sayılı kararda; dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden , 06.05.2016 tarihli belediye meclis kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli revizyon imar planı ile taşınmazın "meslek lisesi alanı" fonksiyonundan çıkarıldığı ''sosyal-kültürel tesis alanı'' olarak yeni bir kısıtlılık fonksiyonu belirlendiği kısıtlılık hali devam etmekle birlikte artık, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na 6745 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle eklenen ek 1. madde ve 6745 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle eklenengeçici 11. madde uyarınca bakılan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda; davacının maliki bulunduğu bu taşınmaza ait 31/2400 (393,67 m2) lik hisse açısından, taşınmazın iktisabından itibaren (27.03.2014) dava açma tarihine (11.03.2015) kadar İmar Kanunu'nun 10.maddesinde düzenlenen 5 yıllık süre dolmadığından, davacının kısıtlılık halinden kaynaklanan ve tazminatı gerektirir mağduriyetinden söz etmeye hukuken imkan bulunmadığı,
anılan hisse yönünden davanın reddi gerektiği, diğer taraftan davacının 29.11.1991 tarihli satış işlemi ile satın aldığı … ada … parselin 3/2440 hissesi yani 38,10 m2 yönünden ise;taşınmazın bu kısmı yönünden mahkemece karar verilmesine yer olmadığına dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, kaldırılmasını gerektiren bir durumun bulunmadığı, davalı idare tarafından kararın vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden hukuka aykırı olduğu yönündeki istinaf istemine gelince; davanın istinaf incelemesi sonrasında sonuçlanış biçimi dikkate alındığında davalı idarenin istinaf isteminin kabul edilerek,
kararın yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden kaldırılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, .. İdare Mahkemesince verilen … gün ve E:…, K:… sayılı kararın, Elazığ İli, … Mahallesi, … mevki, … ada … parselde kayıtlı bulunan taşınmazın 31/2400 m2 kısmı (393,67 m2 lik kısmı) yönünden kaldırılmasına ve bu kısım yönünden davanın reddine, taşınmazın 3/2400 (38,10 m2 lik kısmı ) yönünden verilen kararın usule ve hukuka uygun olması ve kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığından bu kısma yönelik olarak istinaf başvurusunun reddine, davalı idarenin istinaf başvurusunu kabulüne, kararın hüküm fıkrasının yargılama giderlerine ilişkin kısmının kaldırılmasına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı vekili tarafından, İdari Dava Dairesi kararının usul ve yasaya uygun olmadığı bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare vekili tarafından, İdari Dava Dairesi kararının idareleri aleyhine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden usul ve yasaya uygun olmadığı anılan kısım yönünden bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idare vekili tarafından, temyize konu kararda davacı vekili tarafından ileri sürülen bozma sebeplerinin olmadığını belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. Davacı vekili tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ…'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY
Davacıların maliki olduğu, Elazığ ili, … Mahallesi, … mevki, … ada , … parsel sayılı taşınmazın imar planı ile "meslek lisesi alanı" olarak ayrılmasına rağmen davalı idare tarafından kullanım amacı doğrultusunda kamulaştırma görevinin yerine getirilmeyerek mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlandığından bahisle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere taşınmazın değerine karşılık 173.604,78.-TL tazminatın 22.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT
3194 sayılı İmar Kanununun 4.7.2019 tarihli 7181 sayılı Kanunun 7. maddesiyle değişik, "İmar planlarında umumi hizmetlere ve kamu hizmetlerine ayrılan yerler" başlıklı 13. maddesinde; "Özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazlar;a) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanlar öncelikle 18 inci maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak,b) 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirilir.
Düzenleme ortaklık payına konu kullanımlardan yol, meydan, ibadet yerleri, park ve çocuk bahçeleri hariç olmak üzere yapı yapılabilecek diğer alanlarda; alanların kamuya geçişi sağlanıncaya kadar maliklerinin talebi hâlinde ilgili kamu kuruluşunun uygun görüşü alınarak plandaki kullanım amacına uygun özel tesis yapılabilir.
İlgili mevzuat uyarınca hiçbir şekilde yapı yapılamayacak alanlarda muvakkat da olsa yapı yapılmasına izin verilmez. Mevcut yapılar kamulaştırılıncaya kadar korunabilir. Bu alanlarda beş yıllık imar programı süresi içinde, birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerine göre işlem tesis edilerek parsel, kamu mülkiyetine geçirilmek zorundadır. Bu süre en fazla bir yıl uzatılabilir.
Parsel maliklerinin hisselerini idareye hibe etmeleri veya bedelsiz devretmeleri durumunda, idare devir işlemlerini bedel almaksızın gerçekleştirmekle yükümlüdür. Bu işlemler için parsel maliklerinden hiçbir vergi, resim, harç, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz.
Kamu kullanımına ait sosyal, kültürel ve teknik altyapı alanlarının, Hazine veya kamu mülkiyetindeki alanlarla trampa yapılması hâlinde, şahıs veya özel hukuk kişilerinden hiçbir vergi, resim, harç, ücret, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle belirlenir.
" düzenlemesi yer almaktadır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 33. maddesi ile eklenen Ek Madde 1'de.
"Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır.
Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması hâlinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir.
Birinci fıkra uyarınca dava açılması hâlinde taşınmazın ya da üzerinde tesis edilen irtifak hakkının dava tarihindeki değeri, mahkemece; bu Kanunun 15 inci maddesine göre bilirkişi incelemesi yapılarak, taşınmazın hukuken tasarrufunun kısıtlandığı veya fiilen el konulduğu tarihteki nitelikleri esas alınmak suretiyle tespit edilir ve taşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veya terkinine hükmedilir.
Bu madde kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılacak dava ve takiplerde, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesinin üçüncü, yedinci, sekizinci ve on birinci fıkra hükümleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılan ancak henüz karara bağlanmayan veya kararı kesinleşmeyen davalara bu madde hükümleri, kesinleşen ancak henüz ödemesi yapılmayan kararlar hakkında ise geçici 6 ncı maddenin üçüncü, sekizinci ve on birinci fıkra hükümleri uygulanır.
Bu Kanunun geçici 6 ncı maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca ayrılması gereken yüzde iki oranındaki ödenekler, yüzde dört olarak ayrılır. İlave olarak ayrılan yüzde iki oranındaki ödenekler, münhasıran bu ek madde ile geçici 11 inci ve geçici 12 nci maddeler kapsamında yapılacak ödemelerde kullanılır. Yapılacak ödemelerin toplam tutarının ilave olarak ayrılan ödeneğin toplamını aşması hâlinde, ödemeler, en fazla on yılda ve geçici 6 ncı maddenin sekizinci fıkrası hükmüne göre yapılır." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kanuna 6745 sayılı Kanunun 34. maddesiyle "Bu Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında aynı fıkrada belirtilen süre, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar.Bu Kanunun ek 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, bu madde kapsamında kalan taşınmazlara ilişkin dava ve takipler hakkında da uygulanır.” hükmünü içeren Geçici 11. madde eklenmiştir.
. İdare Mahkemesinin E:… sayısına ve. İdare Mahkemesinin E:… sayısına kayıtlı dosyalarda, Geçici 11. maddenin; derdest olan davaların esası hakkında karar verilmesini engelleyici bir düzenleme olduğu, mülkiyet hakkı üzerindeki kısıtlamaların daha uzun sürmesine yol açtığı, yargı yetkisinin kullanılmasında genel hukuk ilkelerine uygun olmayan sınırlamalar getirildiği,
bu sebeple ilgili kuralın mülkiyet hakkını, hak arama hürriyetini ve hukuk devleti ilkesini zedelediği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 5., 9., 35. ve 36. maddelerine aykırı olduğundan bahisle itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiş, bu başvurular üzerine Anayasa Mahkemesinin 28.03.2018 tarihli, E:2016/196, K:2018/34 sayılı kararıyla, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa 6745 sayılı Kanunun 34. maddesi ile eklenen Geçici 11. maddenin Anayasaya aykırı olduğundan iptaline karar verilmiştir.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli, E:2016/181, K:2018/111 sayılı kararıyla da Kamulaştırma Kanununun Ek 1. maddesinin birinci fikrasının ilk cümlesi dışındaki kısımların da Anayasaya aykırı olduğundan iptaline karar verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Anayasa Mahkemesinin 15/11/2018 tarihli, Başvuru Numarası:2016/37323 sayılı kararında.
İdare Mahkemesince, başvurucuların uyuşmazlık konusu taşınmazları edindikleri tarih itibarıyla taşınmazlar için kısıtlılık durumunun mevcut olduğu, bu bağlamda mülkiyet hakkının geçmişte belirli bir süre engellenmiş olması durumunun eski malikler açısından gerçekleşmiş olmasına rağmen daha sonraki satış işlemleri sonucu taşınmazları edinen başvurucular açısından kısıtlılık halinden kaynaklanan ve tazminatı gerektirir mağduriyetin gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine bulunulan bireysel başvuru sonucunda, başvuruculara ait taşınmazların uygulama imar planında kamu hizmeti alanına ayrıldığı,
başvurucuların bu taşınmazları daha sonraki bir tarihte satış yoluyla edinmiş oldukları, taşınmazların maliki oldukları tarihten itibaren beş yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen taşınmazların halen kamulaştırılmadığı ve kendilerine herhangi bir tazminat da ödenmediği dikkate alındığında başvurucuların mülkiyet hakkına yapılan müdahale ölçülü olmadığı sonucuna varılarak mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
Bu itibarla, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun Ek 1. maddesinin yukarıda açıklanan kısımlarının ve Geçici 11. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olması nedeniyle (taşınmazın 3/2400 (38,10 m2 lik kısmı yönünden ) ve bakılan uyuşmazlıkta da dava devam ederken edinim tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin dolmuş( taşınmaza ait 31/2400 (393,67 m2) lik hisse yönünden) olması karşısında dava konusu taşınmazda davacıya ait hisse (hem 31/2400 (393,67 m2) lik hisse hem de de 3/2400 (38,10 m2) hisse) yönünden yeniden inceleme yapılması gerekmketedir.
Dosyanın incelenmesinden dava konusu taşınmazın 06.05.2016 tarihli belediye meclis kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli revizyon imar planı ile taşınmazın "meslek lisesi alanı" fonksiyonundan çıkarıldığı ''sosyal-kültürel tesis alanı'' olarak ayrıldığı görülmüştür.
Bu durumda, İdare Mahkemesince, öncelikle dava konusu taşınmazların en son yürürlükte olan uygulama imar planındaki güncel hali ile davacının söz konusu taşınmazla mülkiyet ilişkisinin devam edip etmediği tespit edilerek ve sorumlu idare/idareler belirlenerek karar verilecek olup; taşınmaz 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "sosyal -kültürel tesis alanında" kalıyor ise; uyuşmazlıkta taşınmazdaki kısıtlılık durumunun belirlenmesi uyuşmazlığın çözümü için önem arz etmektedir.
1/1000 ölçekli uygulama imar planında sosyal -kültürel tesis alanı kullanımında mülkiyet hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığının belirlenebilmesi için öncelikle taşınmazın kullanım kararına dair plan notları, sosyal kültürel tesis alanını kapsayan alanda parselasyon yapıldığında anılan kullanımın kamu alanı olarak kamunun eline geçmesi gereken bir alan olarak mı yoksa yapılaşmaya müsait taşınmaz olarak mı değerlendirileceği, ilgili belediye tarafından sosyal -kültürel tesis alanı için başvuru yapıldığında özel şahıslara yapı ruhsatı verilip verilemeyeceği hususlarının araştırılarak mülkiyet hakkının ne ölçüde kısıtlandığının tespit edilmesi gerekmektedir.
Yapılan tespit sonucu sosyal -kültürel tesis alanının kamulaştırılması gerekmeyen ve özel kişilerinde yapılaşmaya uygun tasarruf edebileceği bir alan olarak kullanılacağının tespit edilmesi halinde davanın reddine karar verilmelidir.
Yapılan tespit sonucu sosyal -kültürel tesis alanının kamulaştırılması gereken ve özel kişilerin de yapılaşmaya uygun tasarruf edemeyeceği bir alan olduğunun tespit edilmesi halinde ise taşınmaz malikine mülkiyet hakkının kısıtlanması nedeniyle tazminat ödeneceği tabidir.
Davalı vekili tarafından İdari Dava Dairesi kararı aleyhlerine hükmedilen yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmiş ise de, mahkeme kararı esas itibariyle bozulmuş olduğundan ve bozma kararı üzerine verilecek kararda bu husus hakkında yeniden değerlendirme yapılacağından bu aşamada ayrıca hüküm kurulmamıştır.
Bu nedenle temyize konu İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Danıştay 6. Daire, E. 2018/6456, K. 2021/14618, 29 Aralık 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama