İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /6. Daire

DANIŞTAY · 6. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 6. Daire E.2021/9924 K.2022/8678

28.02.2013 tarihinde onaylanarak 22.03.2013 tarihinde askıya çıkarılan 1/100.000 ölçekli Malatya Elazığ Bingöl Tunceli Çevre Düzeni Planının kısmen iptali istenilmektedir.

Esas2021/9924Karar2022/8678Tarih17 Ekim 2022Okuma13 dk · 2.683 kelime

KÜNYE

Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/9924 E., 2022/8678 K.·T.C. Danıştay Altıncı Daire

Karar tarihi
17 Ekim 2022
Esas No
2021/9924
Karar No
2022/8678
Davacı
…,(… Vakfı
Vekili
Av. …..
Karşı taraf (davalı)
… Bakanlığı
Vekili
Av. …
Davanın konusu
—
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.683 kelime·13 dk okuma·7 bölüm

28.02.2013 tarihinde onaylanarak 22.03.2013 tarihinde askıya çıkarılan 1/100.000 ölçekli Malatya Elazığ Bingöl Tunceli Çevre Düzeni Planının kısmen iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI

Davaya konu planın dava dilekçesinde ileri sürülen aşağıda her bir başlık ayrıntılı olarak yer verilen iddialar doğrultusunda ( İdari Dava Daireleri Kurulu kararından sonra bozulan kısma yönelik olarak iddialara yer verilmiştir. ) şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI

Davaya konu planın kararın içeriğinde ayrıntılı olarak yer verilen savunmalar kapsamında ( İdari Dava Daireleri Kurulu kararından sonra bozulan kısma yönelik olarak savunmalara yer verilmiştir. ) mevzuata uygun olduğu savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu çevre düzeni planının 2.27 sayılı madde, 2.29 sayılı madde ve 3.5.14.1 sayılı madde açısından iptaline, diğer yönlerden davanın reddi yolundaki Danıştay Altıncı Dairesinin 19/12/2019 tarih ve E:2013/6370, K:2019/14725 sayılı kararının temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 20/05/2021 günlü, E:2020/2341, K:2021/973 sayılı kararıyla "1/100.000 ölçekli Malatya - Elazığ - Bingöl - Tunceli Çevre Düzeni Planının İtiraz 1- 2.7 sayılı plan uygulama hükmü, İtiraz 12- 3.5.18.1. sayılı plan uygulama hükmüne ilişkin davanın reddine yönelik hüküm fıkrasının bozulmasına,

dava konusu planın yukarıda belirtilen kısımlar dışında kalan davanın reddine yönelik hüküm fıkrasının onanmasına, kararın, dava konusu planın iptaline yönelik hüküm fıkrasının onanmasına" karar verilmiştir.

2577 sayılı Yasanın 49. maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenleme ile Danıştay Dava Dairelerine, ilk derecede bakılan davalarla ilgili bozma kararlarına karşı eski kararlarında ısrar edebilme yetkisi tanınmamıştır. Bu itibarla Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 20/05/2021 günlü, E:2020/2341, K:2021/973 sayılı bozma kararı uyarınca "1/100.000 ölçekli Malatya - Elazığ - Bingöl - Tunceli Çevre Düzeni Planının İtiraz 1- 2.7 sayılı plan uygulama hükmü, ile İtiraz 12- 3.5.18.1. sayılı plan uygulama hükmünün iptali gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ : 1/100.000 ölçekli Malatya Elazığ Bingöl Tunceli Çevre Düzeni Planının iptali istemiyle açılan davada, dava konusu planın 2.27, 2.29 ve 3.5.14.1 sayılı maddelerinin iptali, diğer yönlerden davanın reddi yolundaki Danıştay Altıncı Dairesinin 19/12/2019 tarih ve E:2013/6370, K:2019/14725 sayılı kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 20/05/2021 günlü, E:2020/2341, K:2021/973 sayılı kararıyla dava konusu Çevre Düzeni Planının 2.7 ve 3.5.18.1. sayılı plan uygulama hükmüne ilişkin kısmı yönünden bozulduğu anlaşıldığından, bozma kararı uyarınca dava konusu Çevre Düzeni Planının 2.7 ve 3.5.18.1. sayılı plan uygulama hükmüne ilişkin kısmının iptali istemi yönünden dosyanın esası incelendi:

Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgeler ile dava konusu planın şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olup olmadığının belirlenmesi için Danıştay Altıncı Dairesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu edilen "Plan Uygulama Hükümleri 14. sayfa, 2. Bölüm, 7. maddede "Bu planın onay tarihinden sonra,

kanun, tüzük, yönetmelik, tebliğ ve standartlarda olan değişiklikler ve yeni hukuki metinler de plan veya plan hükmü değişikliğine gerek kalmaksızın planlama alanında geçerli olacaktır." yolundaki plan hükmü ile bu planın onayından sonra Kanun, tüzük, yönetmelik, tebliğ, standart ve hukuki metinler veya mevzuatta değişiklik olduğu taktirde, Çevre Düzeni Planı kararlarından farklı olsun ya da olmasın, planda değişiklik yapılmaksızın geçerli olmasının öngörüldüğü,

Çevre Düzeni planının onanmasından sonra yürürlüğe girecek hukuki metinler veya mevzuatta olabilecek değişikliklerin, plan değişikliğini gerektirmesi halinde, bu hususun plana işlenmesi ve plan hükmü haline gelmesi gerektiği açık olup, bu hususların plan kararı haline gelmeden planın değişmiş sayılmasını öngören hükmün şehircilik ilkelerine planlama esaslarına uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.

Plan Uygulama Hükümleri'nin 3.5.18.1. sayılı maddesinde yer alan "1.

Yenilenebilir enerji (rüzgâr, güneş, jeotermal, hidroelektrik) üretim alanlarında, ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan izinler ve Enerji Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurulunca verilecek lisans kapsamında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın uygun görüşünün alınması koşuluyla, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğine kalmaksızın, ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda hazırlanan imar planlarının ilgili idaresince onaylanmasını müteakip uygulamaya geçilir.

Sayısal ortamda bilgi için Bakanlığa gönderilir." hükmünde, yenilenebilir enerji üretim alanları dava konusu çevre düzeni planı kapsamı dışında bırakılarak, bu kullanımların, ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan izinler ve/veya Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca verilecek lisans kapsamında, Bakanlığın uygun görüşünün alınması kaydı ile alt ölçekli planlar ile belirlenmesi ve bu doğrultuda uygulamaya geçilmesi öngörülmüş olup, bölgesel, hatta ülkesel düzeyde etkileri olan enerji üretim alanlarına ilişkin kararların,

koruma-kullanma dengesinin sağlanması amacıyla korunması gereken alanlara ilişkin politika ve stratejileri belirleyen üst ölçekli plan niteliğindeki çevre düzeni planı kapsamında değerlendirilmeksizin, alt ölçekli planlara bırakılmasında şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu Çevre Düzeni Planının 2.7 ve 3.5.18.1. sayılı plan uygulama hükümlerinin iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 29.10.2021 tarihli ve 31643 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 85 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 1. maddesi ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Altıncı Kısmının Dördüncü Bölümünün başlığının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 2. maddesi ile de aynı Kararnamenin 97. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Çevre ve Şehircilik" ibaresinin "Çevre,

Şehircilik ve İklim Değişikliği" şeklinde değiştirildiği görüldüğünden, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının davalı olarak belirlenmesi suretiyle işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY

Malatya - Elazığ - Bingöl - Tunceli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı 02/04/2012 tarihinde onaylanmıştır. Söz konusu plana yapılan itirazların değerlendirilmesi doğrultusunda, dava konusu Çevre Düzeni Planı 28/02/2013 tarihinde onaylanarak 22/03/2013 tarihinde askıya çıkarılmıştır. Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT

Dava konusu planın onay tarihinde yürürlükte bulunan, Çevre Düzeni Planlarına Dair Yönetmelikte "Havza"; bir akarsu kaynağını besleyen yüzey ve yer altı su kaynaklarının tabii su toplama alanını kapsayacak biçimde, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce belirlenmiş alanlar, "Bölge"; coğrafi, sosyal, ekonomik, fiziksel nitelikleri açısından benzerlik gösteren alan ve/veya Devlet Planlama Teşkilatınca belirlenmiş olan istatistiki bölge (düzey 2) birimleri olarak tanımlanmıştır.

Aynı Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde, Çevre düzeni planı açıklama raporu: Çevre düzeni planının vizyonunun, amacının, hedeflerinin, stratejilerinin, ilkelerinin ve politikalarının açıklandığı ve bunlar doğrultusunda belirlenen projeksiyon nüfusuna, sektörel yapıya, alan büyüklüklerine, plan kararlarına, plan uygulama araçlarına, kurumsal yapıya ve denetime ilişkin gerekçeli açıklamaların yapıldığı ve çevre düzeni planı ile bütün olan rapor, (d) bendinde; çevre düzeni planı araştırma raporu: Planlama alanına ilişkin geleceğe yönelik projeksiyonların yapılabilmesi,

plan kararlarının, koruma ve gelişme politika ve stratejilerinin ve plan hükümlerinin belirlenebilmesi için 7 nci madde kapsamında toplanan verilerin planlama çalışmasında kullanılacak biçimde analiz ve sentezinin yapıldığı, alana yönelik fırsatların, tehditlerin, güçlü yönler ve zayıflıkların belirlenerek ilgisine göre farklı disiplinlerden uzmanlarca hazırlanan rapor olarak tanımlanmış, çevre düzeni planının niteliklerinin belirlendiği 5. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, "planlamaya temel oluşturan verilerin farklılığından dolayı farklı mesleklerden uzmanların fiili katılımı ile hazırlanan üst ölçekli bir plan olduğu" vurgulanmıştır.

Yönetmeliğin "Planlama alanının tespiti" başlıklı 6. maddesinin 1/a bendinde Planlama alanı; Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve Çevre Kanunu kapsamında; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen büyük akarsu havzaları veya Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından belirlenmiş istatistikî bölge birimleri (düzey 2) ile birlikte idari sınırları da dikkate alınarak, en az iki il sınırını içerecek şekilde belirlenir hükmü yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Dava konusu çevre düzeni planının 2.27 sayılı madde, 2.29 sayılı madde ve 3.5.14.1 sayılı madde açısından iptaline, diğer yönlerden davanın reddi yolundaki Danıştay Altıncı Dairesinin 19/12/2019 tarih ve E:2013/6370, K:2019/14725 sayılı kararının temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 20/05/2021 günlü, E:2020/2341, K:2021/973 sayılı "1/100.000 ölçekli Malatya - Elazığ - Bingöl - Tunceli Çevre Düzeni Planının İtiraz 1- 2.7 sayılı plan uygulama hükmü, İtiraz 12- 3.5.18.1. sayılı plan uygulama hükmüne ilişkin davanın reddine yönelik hüküm fıkrasının bozulmasına, dava konusu planın belirtilen kısımlar dışında kalan davanın reddine yönelik hüküm fıkrası ile dava konusu planın iptaline yönelik hüküm fıkrasının onanmasına" karar verilmiştir.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 20/05/2021 günlü, E:2020/2341, K:2021/973 sayılı kararıyla 1/100.000 ölçekli Malatya - Elazığ - Bingöl - Tunceli Çevre Düzeni Planının İtiraz 1- 2.7 sayılı plan uygulama hükmü, İtiraz 12- 3.5.18.1. sayılı plan uygulama hükmü dışında kalan davanın reddine ilişkin kısmı ile dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı onanarak kesileştiğinden bozulan kısım yönünden inceleme yapılmıştır.

Dava konusu Çevre Düzeni Planının, İtiraz 1- 2.7 sayılı plan uygulama hükmüne ilişkin kısmı yönünden incelenmesi;

1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının Plan Uygulama Hükümlerinin 2.7 sayılı maddesinde, "Bu planın onay tarihinden sonra, kanun, tüzük, yönetmelik, tebliğ ve standartlarda olan değişiklikler ve yeni hukuki metinler de plan veya plan hükmü değişikliğine gerek kalmaksızın planlama alanında geçerli olacaktır." hükmüne yer verilmiştir.

Dava dilekçesinde:Planların üst planlardaki değişikliklerle değişmesi gerektiği gibi, mevzuattaki değişiklikler gereği de değişmesi gerektiği, aksi halde planların doğruluğunun, güncelliğinin ortadan kalkacağı, planların statik, durağan belgeler olmayıp, ihtiyaçlar, üst planlardaki değişiklikler, mevzuattaki değişiklikler vb nedenlerle sürekli revize edilmesi gerektiği, güncellenmeyen planın, plan vasfını yitireceği iddia edilmektedir.

Savunmada:Dava konusu plan uygulama hükmünün yürürlükte bulunan mevzuat metinlerinde olabilecek değişiklikler ile sonradan yürürlüğe girebilecek yeni mevzuat metinlerinin çevre düzeni planı değişikliğine gerek olmadan planlama bölgesinde uygulanabileceğine ilişkin olduğu, mevzuat metinlerinin çevre düzeni planlarına entegrasyonuna yönelik yapılacak işlemlerde geçecek süre boyunca yeni veya değişikliğe uğramış mevzuatın uygulanmaması söz konusu olamayacağı gibi, çevre düzeni planlarının, her ne kadar değişiklik imkânı olsa da, her mevzuat değişikliğinde değişiklik yapılarak sık sık onay sürecine tabi olmasının da rasyonel olmadığı, bunun bürokrasiyi engellemek adına getirilmiş bir madde olduğu savunulmaktadır.

Bilirkişi kurulu değerlendirmesi:"Hangi tür hukuksal düzenlemelerin çevre düzeni planında (ÇDP) değişiklik yapılmasını gerektireceği, bir yönüyle hukuksal değerlendirme konusu olduğu için Mahkemenizin değerlendirebileceği bir husustur. Örneğin, kanunlarda yapılacak değişiklik sonucu tarım topraklarının, doğal sit alanlarının ve ormanların kullanımı yeni kurallara bağlandığı takdirde ÇDP’de değişiklik yapılması gerekli olacak mıdır.

Diğer taraftan, imar mevzuatında ortaya çıkan her değişikliğin ardından ÇDP’de değişiklik yapılması halinde plan kararlarının sürekliliği ilkesi zedelenmiş olacaktır. Özellikle üst ölçekli planlarda mevzii değişiklikler yapılmasından kaçınılarak bu ilkenin korunması gereklidir.

Mevzuattaki değişikliğin ardından ÇDP’de değişiklik yapılması yolu açıldığı takdirde, plan kararlarından memnun olmayan çıkar grupları Bakanlık ve Hükümet düzeyinde girişimlerde bulunarak mevzuatta değişiklik yapılmasını sağlamaya çalışabileceklerdir.

Bu nedenlerle, itiraz edilen 2.7. sayılı Plan Uygulama Hükmünün, ÇDP planlarının kararlarında sürekliliğin korunması ilkesi bakımından uygun olduğu, itiraz edilen maddede sayılan mevzuat türlerinde (örneğin kanunlarda) hukuksal bakımdan farklı uygulamanın gerekip gerekmediği bir hukuk konusu olduğu için Mahkemenizin değerlendirebileceği bir husus olduğu görüşündeyiz;" görüş ve tespitlerine yer verilmiştir.

Dairemizce yapılan değerlendirmede;Dava konusu plan hükmü ile bu planın onayından sonra kanun, tüzük, yönetmelik, tebliğ, standart ve hukuki metinler veya mevzuatta değişiklik olduğu takdirde, Çevre Düzeni Planı kararlarından farklı olsun ya da olmasın, planda değişiklik yapılmaksızın geçerli olmasının öngörüldüğü anlaşılmaktadır.

Öte yandan, sözü edilen mevzuat değişikliği nedeniyle planda söz konusu olması gereken değişiklikler plana işlenmeden geçerli olacaktır.

Dava konusu Çevre Düzeni Planının onanmasından sonra yürürlüğe girecek hukuki metinler veya mevzuatta olabilecek değişikliklerin, plan değişikliğini gerektirmesi halinde, bu hususun plana işlenmesi ve plan hükmü haline gelmesi gerektiği açık olup, bu hususların plan kararı haline gelmeden planın değişmiş sayılmasını öngören hükmün şehircilik ilkelerine planlama esaslarına uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Dava konusu Çevre Düzeni Planının, İtiraz 12- 3.5.18.1. sayılı plan uygulama hükmüne ilişkin kısmı yönünden incelenmesi;

1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının Plan Uygulama Hükümlerinin 3.5.18.1 sayılı maddesinde "Yenilenebilir enerji (rüzgâr, güneş, jeotermal, hidroelektrik) üretim alanlarında, ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan izinler ve Enerji Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurulunca verilecek lisans kapsamında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın uygun görüşünün alınması koşuluyla, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğine gerek kalmaksızın, ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda hazırlanan imar planlarının ilgili idaresince onaylanmasını müteakip uygulamaya geçilir. Sayısal ortamda bilgi için Bakanlığa gönderilir" hükmüne yer verilmiştir.

Dava dilekçesinde;Dava konusu plan hükmünün, bölgesel planlamayı reddederek, plan revizyonu prosedürünün plan hükmünde tanımlanan fonksiyonlar için kaldırılması ile bu konudaki denetimin sadece idari olarak sağlanmasına yol açarak hem mevzuata hem de şehircilik ve planlama ilkelerine aykırı uygulamalara neden olacağı, özellikle, HES’lerin havza planlaması yapılmadan, proje bazında değerlendirilerek uygulamaya geçilmesinin, Karadeniz Bölgesi başta olmak üzere, ülke genelinde doğal çevre üzerinde geri dönüşü olmayan tahribatlara neden olduğu, mevcutta böylesine ciddi bir sorun yaşanırken, hidroelektrik üretim alanları için plan değişikliğine gerek görmeyen bir plan hükmü getirmenin, planlamayı tümden reddetmek olduğu iddia edilmektedir.

Savunmada:Kent ölçeğinin ötesinde havza ve bölge için etkileri olabilecek ve kamu yararı açık olan ulaşım, baraj vb. yatırım kararlarında her ne kadar 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği zorunlu tutulmadan imar planı çalışmalarının ve ÇED süreçlerinin devam edebileceği belirtilmiş ise de; bu durumun bir zorunluluk oluşturmadığı ve Bakanlıkça, davacının da ileri sürdüğü üzere, bölgesel etkiye neden olabilecek yatırımlar için de 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin yapılması yönünde karar verilebildiği, gelişmelerin kontrol altında tutularak planlı bir şekilde gerçekleştirilmesinin sağlanabildiği,

kaldı ki dava konusu planda “enerji üretim tesisleri”nin bu kapsam dışında tutularak, 3.5.18.1 sayılı plan uygulama hükmü kapsamında, yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı olmayan enerji üretim tesisleri için çevre düzeni planı değişikliği koşulunun aranmasına yönelik düzenleme yapıldığı savunulmaktadır.

Bilirkişi kurulu değerlendirmesi:"Bu maddede yenilenebilir enerji kaynaklarının tümü için aynı işlem öngörülmüştür. Halbuki rüzgar ve güneş enerjisi için bir yıl süre ile ön inceleme yapılan alanların verimlerinin uygun görülmesi halinde ön lisans verilmekte ve ardından ilgili belediyeye plan hazırlanıp onaylanması için başvuruda bulunulmaktadır. Akarsularda kurulan HES’ler için de benzer ön inceleme yapılarak veri toplanması gerekecektir.

Büyük baraj türü hidroelektrik santralleri ile jeotermal enerji kullanacak elektrik santralleri için farklı verilerin toplanması ve kapasite hesaplarının yapılması gerekecektir. Çevre Düzeni Planı hazırlanırken nerelerin bu tesisler için uygun olacağı konusunda veri bulunmadığı için planda yer gösterilmesi mümkün olmayabilir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, öncelikle bu tesislerin yer seçiminde uygulanacak kriterleri belirleyip Çevre Düzeni Planlarının Plan Araştırma Raporuna ekleyebilir ve başvuruların bu kriterlere uygunluk açısından değerlendirilmesi koşulunu getiren Plan Hükmü tanımlayabilir.

Bu konuda örnek alınabilecek bir çalışma, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın 2015 yılında, Orta Doğu Teknik Üniversitesine hazırlattığı “Yenilenebilir Enerji Kaynakları (RES-GES-HES) Kullanılarak Elektrik Enerjisi Üretimi Bilimsel Araştırma Raporu”dur. Bu Raporda belirlenen kriterler kullanılarak Muğla Büyükşehir Belediyesine Yenilenebilir Enerji Kaynakları kullanılarak elektrik enerjisi üretmek için imar planı hazırlanması başvuruları değerlendirilmektedir.

Raporun ekinde Muğla Büyükşehir Belediyesi (ve İli) sınırları içinde rüzgar ve güneş enerjisi santralları kurulabilecek alanlar harita üzerinde gösterilmiştir. HES’ler için böyle bir gösterimin uygun olmayacağı, her başvurunun belirlenen kriterlere ve alanın teknik ve sosyal özelliklerine göre ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Türkiye bütünü için bulunmayan kriterleri, Muğla için hazırlanan Raporu esas alarak oluşturmasının gerekli olduğu görüşündeyiz.

Büyük ölçekli jeotermal ve hidroelektrik enerji tesislerinin havza bazında etkileri olacağı ve baraj türü hidroelektrik tesisleri geniş alan kapladıkları için, çevre düzeni planının hazırlanması aşamasında ön çalışmalar yapılmamış ve veriler toplanmamışsa, bu konuda karar alındıktan sonra çevre düzeni planında değişiklik yapılması gerekecektir. Bilirkişi kurulumuz, Plan Hükümlerinin 3.5.18.1. maddesinin belirttiğimiz görüşler dikkate alınarak yeniden yazılması gerektiği kanısındadır." görüş ve tespitlerine yer verilmiştir.

Dairemizce yapılan değerlendirmede: Ölçeği gereği leke plan niteliğinde bulunan dava konusu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı, koruma-kullanma dengesinin sağlanması için alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan, genel arazi kullanım kararlarının üretildiği bir plan olup, bilirkişi raporundaki tespitler de göz önünde bulundurulduğunda, bölgesel ya da bazı durumlarda ülke düzeyinde etkileri olan enerji üretim alanlarının üst ölçekli çevre düzeni planı kapsamında değerlendirilmesi ve planda bu hususlara yönelik alt ölçekli planları yönlendirecek temel ilke ve politikaları içeren hükümlerin bulunması gerektiği açıktır.

Uyuşmazlık konusu plan hükmünde ise, yenilenebilir enerji üretim alanları dava konusu çevre düzeni planı kapsamı dışında bırakılarak, bu kullanımların, ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan izinler ve/veya Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca verilecek lisans kapsamında, Bakanlığın uygun görüşünün alınması kaydı ile alt ölçekli planlar ile belirlenmesi ve bu doğrultuda uygulamaya geçilmesi öngörülmüştür.

Bu durumda, bölgesel, hatta ülkesel düzeyde etkileri olan enerji üretim alanlarına ilişkin kararların, koruma-kullanma dengesinin sağlanması amacıyla korunması gereken alanlara ilişkin politika ve stratejileri belirleyen üst ölçekli plan niteliğindeki çevre düzeni planı kapsamında değerlendirilmeksizin, alt ölçekli planlara bırakılmasını öngören dava konusu plan hükmünde, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uyarlık bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1. 28/02/2013 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanarak, 22/03/2013 tarihinde askıya çıkarılan 1/100.000 ölçekli Malatya - Elazığ - Bingöl - Tunceli Çevre Düzeni Planının İtiraz 1- 2.7 sayılı plan uygulama hükmü ile İtiraz 12- 3.5.18.1. sayılı plan uygulama hükmünün İPTALİNE,

2.Sonuç olarak, dava kısmen ret, kısmen iptal ile sonuçlandığından ve bozma üzerine verilen kararla da bu sonuç değişmediğinden, Dairemizin bozulan ilk kararıyla hükmedilen yargılama giderleri ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretine yeniden hükmedilmesine gerek olmadığına, davacının temyiz istemi kısmen kabul edildiğinden aşağıda ayrıntısı yer alan Dairemizin ilk kararından sonraki aşamalara ait davacı tarafından yapılan …-TL yargılama giderinin yarısı olan …- TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, diğer yarısının davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin temyiz istemi reddedildiğinden,

davalı tarafından temyiz aşamasında yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, posta ücreti avansından artan kısmın karar kesinleştikten sonra tarafların göstereceği hesap numarasına iadesine,

3. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz gün) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 17/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 6. Daire, E. 2021/9924, K. 2022/8678, 17 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Davacının İddiaları
  4. Davalının Savunması
  5. Türk Milleti Adına
  6. İnceleme Ve Gerekçe
  7. Maddi Olay
  8. İlgili Mevzuat
  9. Hukuki Değerlendirme
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
6. Daire
Esas No
2021/9924
Karar No
2022/8678
Tarih
17 Ekim 2022

İlgili Kararlar

  • Danıştay 6. Daire E.2021/9925 K.2022/8841
  • Danıştay 2. Daire E.2021/9962 K.2022/4762
  • Danıştay 2. Daire E.2021/9963 K.2022/4978
  • Danıştay 2. Daire E.2021/9964 K.2022/5296
  • Danıştay 2. Daire E.2021/9965 K.2022/4774
  • Danıştay 2. Daire E.2021/9966 K.2022/4979

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.