KÜNYE
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/7491 E., 2024/912 K.·T.C. Danıştay Altıncı Daire
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2024
- Esas No
- 2023/7491
- Karar No
- 2024/912
- Temyiz eden (davacılar)
- 1- …2- …3- … 4- …5- …
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davalı)
- … Belediye Başkanlığı
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- Danıştay Altıncı Dairesinin 25/01/2023 tarihli, E:2020/7653, K:2023/1023 sayılı bozma kararına uyularak verilen ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
953 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Dava konusu istem: İzmir ili, Konak ilçesi, … Mahallesi, … Mevkii, … pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmazın imar planında "kısmen yol, kısmen park alanı" olarak belirlenmesine rağmen kullanım amacı doğrultusunda kamulaştırılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının kısıtlandığından bahisle oluştuğu ileri sürülen 10.000,00-TL (ıslah neticesinde 418.714,80-TL) zararın, dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; davanın görev yönünden reddine, yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, vekalet ücretine ilişkin karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Hukuki el atma nedeniyle açılan tazminat davalarında idari yargının görevli olduğu, bu nedenle davanın görev yönünden reddi yönünde verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının yargılama giderlerine ilişkin kısmının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY
İzmir ili, Konak ilçesi, … Mahallesi, … Mevkii, … pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmazın imar planında "kısmen yol, kısmen park alanı" olarak belirlenmesine rağmen kullanım amacı doğrultusunda kamulaştırılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının kısıtlandığından bahisle oluştuğu ileri sürülen 10.000,00-TL (ıslah neticesinde 418.714,80-TL) zararın, dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi talebiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Kararın esasa ilişkin kısmı ile vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi;
Bölge İdare Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu kararın esasa ilişkin kısmı ile vekalet ücreti yönünden kısmında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 2. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır.
Kararın yargılama giderleri yönünden incelenmesine gelince;
İdare Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usülü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararın düzeltilerek onanacağı hükmüne yer verilmiştir.
Maddenin gerekçesinde ise, madde ile temyiz incelemesinde sadece maddi hatalarda değil, aynı zamanda yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen eksiklik ya da yanlışlıklarda da düzelterek onama kararı verilmesinin sağlandığı, uygulamada, vekalet ücretine, yargılama giderlerine ya da faize hükmedilmesinin unutulması ya da bunların yanlış hesaplanması gibi, kararın asli olmayan unsurlarında görülen bir kısım eksiklik ya da yanlışlıklar nedeniyle bozma kararları verildiği,
bunun Mahkemece tekrar karara bağlandığı ve yine bu kararlara karşı yeniden kanun yollarına başvurulabilmesi nedeniyle hem zaman hem de emek kaybına neden olunduğunun görüldüğü, bu suretle esasa etkili olmayan konularda Danıştayın kesin karar vermesi sağlanarak uyuşmazlığın hızla sonuçlandırılmasının amaçlandığı hususlarına yer verilmiştir.
7421 sayılı Vergi Usul Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 3. maddesiyle eklenen cümle ile taşınmazların malikleri tarafından mülkiyet hakkından kaynaklı bedele ilişkin açılacak davaların adli yargıda görüleceği düzenlenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesi ile atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ''Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri'' başlıklı 331. maddesinde ''(1) Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." hükmüne yer verilmiştir.
Bilindiği gibi, yargılama sonucu bir kimseye yargılama giderlerinin yükletilmesinin nedeni, o kimsenin dava açmak suretiyle karşı tarafın gider yapmasına neden olmuş olmasıdır.
Davacıların davayı açtığı andaki mevzuata veya içtihat durumuna göre davasında haklı olup da dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun hükmü gereğince davanın adli yargıda görülmesi gerektiği gerekçesiyle görev yönünden reddi halinde, dosyanın geldiği aşamaya kadar olan yargılama giderlerinden sorumlu tutulması adil yargılanma ilkesine uygun görülemez.
Bu durumda, davanın açıldığı tarihte haklı durumda bulunan tarafın, yargılama sırasında meydana gelen mevzuat değişikliği nedeniyle davanın görev yönünden reddi halinde yargılama giderlerinden sorumlu tutulması kabul edilemez.
Nitekim Anayasa Mahkemesinin 17/11/2021 tarih ve 2018/27686 başvuru numaralı Hilmi Kocabey ve Diğerleri kararında da yargılama giderlerinden sorumluluk konusunda, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna vurgu yapılmış ve konu Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı dikkate alınarak değerlendirilmiştir.
Bu itibarla, yukarıda yer verilen açıklamalar, uyuşmazlık konusuyla ilgili yerleşik içtihatlar ve değerlendirmeler çerçevesinde, mahkemelerce davanın açıldığı tarihteki ve görev ret kararı verilmeden önceki aşamada tarafların haklılık durumu dikkate alınarak yargılama giderlerinin takdir edilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, taşınmazın kısıtlılık durumunun sabit olması nedeniyle, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre gelinen aşamada yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasının hakkaniyete uygun olacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi, 1. fıkrası, (b) bendi uyarınca İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının yargılama giderlerine ilişkin kısmında yer alan "aşağıda dökümü gösterilen davacılar ve davalı idare tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına" şeklindeki hükmün "davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, davalı idare tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılmasına" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
Danıştay 6. Daire, E. 2023/7491, K. 2024/912, 14 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama