KÜNYE
Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2020/3877 E., 2022/3415 K.·T.C. Danıştay Yedinci Daire
- Karar tarihi
- 21 Eylül 2022
- Esas No
- 2020/3877
- Karar No
- 2022/3415
- Temyiz eden (davalı)
- … Bakanlığı … Başkanlığı
- Karşı taraf (davacı)
- …
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
913 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Dava konusu istem: Sigorta acenteliği faaliyetinde bulunan davacı tarafından, 2007 yılının Ocak ilâ Aralık dönemleri için ödenen banka ve sigorta muameleleri vergisinin iadesi istemiyle yapılan şikâyet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptali ile ödenen verginin kanuni veya ticari faizden yüksek olanı üzerinden tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Bozma kararına uymak suretiyle, yürüttüğü faaliyeti dolayısıyla davacının banka ve sigorta muameleleri vergisinin mükellefi olmadığı, olayda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 118. maddesinin 2. fıkrasında tanımlanan ve vergilendirme hatası olarak kabul edilen "mükellefiyette hata"nın varlığının kabulü zorunlu olduğundan, düzeltme şikayet başvurusunun reddine dair işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı; faiz istemi yönünden ise, bozma kararı üzerine, tahsil edilen tutarın faiziyle davacıya iadesinin icap ettiği gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptali ile ödenen tutarın tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Beyana karşı dava açılamayacağı, olayda açık vergi hatasının bulunmadığı, talebin sebepsiz zenginleşmeye neden olacağı ve Kanun'a aykırı olduğu, faiz ödenmesine ilişkin kanuni bir düzenlemenin bulunmadığı ve bu durumun Anayasa'nın 73. maddesinde düzenlenen "kanunilik ilkesine" aykırılık oluşturacağı, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ : Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan mahkeme kararının, dava konusu işlemin iptaline ve fazladan ödenen vergilerin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle iadesine ilişkin hüküm fıkrasının, faizin yasal faiz oranına isabet eden kısmı, aynı gerekçe ve nedenlerle hukuka uygun görülmüş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, sözü geçen hüküm fıkrasının bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir.
Faizin ödenen vergilerin yasal faizi aşan tecil faizi ile faizin başlangıcına yönelik temyiz istemine gelince; ödenecek tutarın davacıya faiziyle iadesinde faizin başlangıç tarihinin 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunda yer alan düzenlemeler uyarınca, idareye başvuru tarihi olarak kabulü gerekirken, faizin başlangıcının tahsil tarihi olarak kabulü suretiyle verilen kararın anılan hüküm fıkrasının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY
Sigorta acenteliği faaliyetinde bulunan davacı tarafından, 2007 yılının Ocak ilâ Aralık dönemleri için ödenen banka ve sigorta muameleleri vergisinin iadesi istemiyle yapılan şikâyet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptali ile ödenen verginin kanuni veya ticari faizden yüksek olanı üzerinden tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT
İdareyi, eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü tutan Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrası, yargı yeri kararı uyarınca iadesi gereken bir miktar paranın, idarenin tasarrufunda kalan sürede ilgilisi tarafından tasarruf edilememesinden doğan zararın giderilmesini de kapsamaktadır. İadesi gereken tutar yönünden vergi idaresi ile davacı arasındaki ilişki, iadenin yargı kararıyla hüküm altına alınması nedeniyle yönetilen-idare ilişkisi olmaktan çıkarak, bir borç ilişkisine dönüşmüştür. Dolayısıyla, bu ilişkinin borçlusu tarafından alacaklısına, 1. maddesinde Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde hangi oranda faiz ödeneceğini düzenleyen, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümlerine göre faiz ödenmesi gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır.
Bu durumda, mahkeme kararlarının Danıştay tarafından bozulması halinde, mahkemelerce bozmaya ilişkin kararlar üzerine yeniden verilen kararlara karşı yapılan temyiz başvuruları, bozma kararındaki esaslara uyulup uyulmadığı yönünden incelenebilecektir.
Temyiz istemine konu yapılan kararın, dava konusu işlemin iptaline ilişkin hüküm fıkrasının Dairemizin 07/03/2019 tarih ve E:2014/5604, K:2019/1188 sayılı kararındaki esaslar doğrultusunda verildiği anlaşıldığından, anılan hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup, davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Mahkeme kararının, fazladan ödenen vergilerin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesine ilişkin hüküm fıkrasına gelince:
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanun'da yer alan düzenlemeler uyarınca, tahsil edilen tutarın, başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle iadesi gerektiğinden, kararın faize ilişkin hüküm fıkrasının, idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faize hükmedilmesine ilişkin kısmında hukuka aykırılık; faizin başlangıcı ve türü ile ilgili fazlaya ilişkin kısmında ise hukuka uyarlık bulunmamıştır.
(X) - KARŞI OY
Davalı idare tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, mahkeme kararının, tahsil tarihiyle idareye başvuru tarihi arasındaki dönem için yasal faize hükmedilmesine ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden, temyiz isteminin reddi ile kararın anılan hüküm fıkrasının da onanması gerektiği oyu ile Dairemiz kararının buna ilişkin hüküm fıkrasına katılmıyoruz.
Danıştay 7. Daire, E. 2020/3877, K. 2022/3415, 21 Eylül 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama